Ka’b İbn Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ka’b İbnu’l-Eşref, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın aleyhine hicviyeler düzüyor ve bunlarla Kureyş kâfırlerini, ona karşı tahrik ediyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine’ye hicretle geldiği zaman, şehrin ahalisi kozmopolitti: Bir kısmı Müslüman, bir kısmı putlara tapan müşrik, bir kısmı da Yahudi idi. Yahudiler, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve ashabına rahatsızlık veriyorlardı. Cenab-ı Hakk, Resûlü’ne (aleyhissalâtu vesselâm) sabır ve af emrediyordu. Allah şu âyeti onlar hakkında inzâl buyurmuş idi. (meâlen): “Hiç şüphesiz, sizden önce kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinizde sebat edilecek işlerdendir” (Âl-i İmrân 186).Ka’b İbnu’l-Eşref, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e ceza vermekten bir türlü vazgeçmiyordu. Sonunda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Sa’d İbnu Mu’âz (radıyallahu anh)’a, onu öldürecek birini yollamasını emretti. Onu Muhammed İbnu Mesleme (radıyallahu anh) öldürdü. Ka’b öldürülünce, Yahudiler ve müşrikler çok korktular. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Arkadaşımızı geceleyin kapısını çalarak öldürdüler” dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara Ka’bu’l-Eşrefin geçmişte söylediklerini hatırlattı. Sonra da hepsini kendisiyle onlar arasında yapılacak ve (şerirlerin uyarak sıkıntıları) sona erdirecek bir antlaşma imzalamaya çağırdı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlarla kendisi ve bütün Müslümanlar arasında muteber olacak yazılı bir antlaşma yaptı.”Ebu Dâvud, Harâc 22, (3000).