
İrbâz İbnu Sâriye es-Sülemî (radıyallahu anh) anlatıyor:”Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’la Hayber Kalesi’ne indik. Beraberinde başka birçok Müslüman da vardı. Hayber’in sâhibi (lideri) cebbâr, mütekebbir birisi idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek:- Ey Muhammed! Sizin eşeklerimizi kesmeye, meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye hakkınız mı var? dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sözlere öfkelenerek emretti:Ey İbnu Avf merkebine bin ve şöyle nida et: Haberiniz olsun, cennet sâdece mü’minlere helâldir, namaz kılmak üzere toplanın!”Râvi, devamla, der ki: “Cemaat toplandı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara namaz kıldırdı. Sonra da kalkıp şunları söyledi:Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup, Allah’ın sâdece şu Kur’ ân’da yazdıklarını mı haram ettiğini sanıyor? Haberiniz olsun, vallahi ben (Allah’ın yasaklarını) duyurdum, (Kur’ân’da olmayan hayırlar) emrettim, birçok şeylerden sizleri yasakladım; bunlar, Kur’ân in bir misli kadar ve belki de daha çoktur. Allah Teâla hazretleri, Ehl-i Kitab’ın evlerine izinsiz girmenizi helal kılmamıştır. Kadınları dövmenizi, borçlarını (olan cizyeyi) verdikten sonra meyvelerini yemenizi de helal kılmamıştır.Ebu Dâvud, Harâc 33, (3050).





