• Ebu Saidi’l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Kur’an ehli (yani onu okuyan, onunla amel eden) cennete girdiği vakit, kendisine: “Oku ve yüksel!” denilir. O da okur ve yükselir. Her ayet için bir derece verilir. Böylece o bildiği ayetleri sonuna kadar okur (ve her biri için bir derece alır).”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7086
  • Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Talib Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında zikredilmişti.Umulur ki, Kıyamet günü şefaatim ona fayda eder de, böylece ateşten, topuklarına kadar yükselen sığ bir yere konur, yine de beyni kaynar.Buhari, Menakıbu’l-Ensar 40, Rikak 51; Müslim, İman 360, (210).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4524
  • Halid İbnu Ma’dân anlatıyor: “Muâviye İbnu Ebi Süfyan radıyallahu anhümâ’ya (hilafeti esnasında) Mikdâm İbnu Ma’dikerb, Amr İbnu’I-Esved ve Kınnesrin ahalisinden Beni Esedli bir adam bir heyet halinde geldiler.Hz. Muâviye, Mikdâm’a:Hasan İbnu Ali radıyallahu anhümâ’nın vefat ettiğini biliyor musun? dedi. Haberi işiten Mikdam “İnnâ lillah ve inna ileyhi râciûn!” diyerek (üzüntüsünü ifade) etti). Ona falan (Muâviye):Bunu bir musibet mi addediyorsun? dedi. Mikdâm:Niye musibet addetmiyeyim? Resülullah aleyhissalâtu vesselâm onu kucağına almış, Bu bendendir. Hüseyin ise Ali radıyallahu anhümâ’dandır!” buyurmuştu dedi. Beni Esed’den olan adam da (Hz. Muaviye’ye yaranmak için, Hz. Hasan’ın ölümünü bir fitnenin sönmesine teşbihen):Allah bir ateşi söndürdü! diye söze karıştı. Mikdâm:Bugün ben, seni kızdırmaya ve hoşlanmadığın şeyleri sana duyurmaya devam edeceğim! dedi. Sonra şöyle seslendi: “Ey Muaviye! Eğer doğru söylersem beni tasdik et, yalan söylersem beni tekzib et!” Hz. Muâviye radıyallahu anh: “Pekala öyle yapacağım” dedi. Mikdâm:Allah aşkına söyle! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın altın takınmayı sakladığını işittin mi? dedi. Hz. Muâviye: “Evet!” dedi. Mikdâm:Allah aşkına söyle! Resûlullah’ın ipek giymeyi yasakladığını biliyor musun? diye sordu. Hz. Muâviye: “Evet biliyorum!” dedi. Mikdâm tekrar sordu:Allah aşkına söyle! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın vahşi hayvan derisini giymeyi, üzerlerine binmeyi yasakladığını biliyor musun? Muâviye yine:Evet biliyorum! diye cevapladı. Hz. Muâviye’nin bu sözü üzerine Mikdâm dedi ki:Allah’a kasem olsun ey Muâviye, bütün bunları ben senin evinde gördüm.

    Hz. Muâviye şu cevabı verdi:

    Ey Mikdâm, anladım ki senin elinden bana kurtuluş yok (söylediklerin hep doğru)!”Halid (İbnu Velid) der ki: “Hz. Muâviye, Mikdâm radıyallahu anhümâ ya diğer iki arkadaşına (Amr İbnu’I-Esved ve Esedli adam) nazaran daha çok ihsan ve atâda bulunulmasını emretti. Ayrıca (Mikdam’ın) oğluna (beytû’I- mal’den) ikiyüz (dirhem) tahsisatta bulundu. Mikdâm ise (Hz. Muaviye’nin verdiği) ihsanları arkadaşlarına dağıttı. Esedli ise aldıklarından kimseye birşey vermedi.Bu durum Hz. Muaviye’ye ulaşınca.. “Mikdam kerem sahibi cömert birisidir. Elini açmıştır. Esedli adam ise mâlik olduğu şeyi iyi tutan birisidir” dedi.”Ebu Dâvud, Libâs 43, (4131 ); Nesâi, Fere’ve’l-Atîre 12, (7, 176).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5921
  • Ebu Davud’un bir rivayetinde hayızlı karısına temas eden kimse hakkında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Bir veya yarım dinar tasadduk etsin” dediği kaydedilmiştir.Ebu Davud der ki: “Bu rivayet (yani İbnu Abbas’ın “bir veya yarım…” diyerek yaptığı rivayet) sahihtir, (diğer “…yarım dinar…” diyen rivayet bu kadar kavi değildir.)”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3806
  • Evs İbnu İsmail el-Beceli radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm vefat ettiği zaman, Hz. Ebu Bekr’in şöyle söylediğini işitmiştir:Resülullah aleyhissalatu vesselâm benim şu makamımda ilk yıl, ayağa kalktı -böyle söyleyince Hz. Ebu Bekr gözlerinin yaşını tutamayıp ağladı- sonra dedi ki:

    Size doğru olmanızı sıdkı, tavsiye ederim. Çünkü sıdk birr (denen Allah’ın rızasına götüren en iyi amelle beraberdir) ikisi de cennettedir. Yalandan sakının. Çünkü o, fücürla beraberdir ve ikisi de cehennemdedir. Allah’tan afiyet dileyin. Çünkü, kimseye Çünkü, kimseye yakinden sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Birbirinizle hasedleşmeyin. Birbirinizle aranızdaki iyi münasebetleri kesişmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun!”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7114
  • İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), “Ey insanlar! Doğrusu biz, sizleri bir erkekle bir kadından yarattık. Sizi milletler ve kabileler hâline koyduk ki, birbirinizi kolayca tanıyasınız..” (Hucurât, 13) ayetinde geçen şuub’u “büyük kabileler”, kabâil’i de kabilenin alt bölümü olan boylar olarak açıklamıştır.KÂF SURESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 792
  • Hüzeyl İbnu Şurahbil anlatıyor: “Ebu Musa radıyallahu anh’a “Ölenin bir kızıyla kızkardeşinin oğlu ve (ana-baba bir) kızkardeşinin miras payından soruldu. Dedi ki:Kız için yarı, (anne-baba bir) kızkardeş için de yarı. (İbni Mes’ud’a gidin, ondan da sorun. O da benim söylediğime muvafakat edecektir!) (Ebu Musa, fetvasında oğlan kardeşin kızına mirastan pay vermemişti.) Bunun üzerine doğru İbnu Mes’ud’a sorulmaya gidildi ve Ebu Musa’nın söylediği de kendisine haber verildi. İbnu Mes’ud radıyallahu anh dedi ki: (Eğer ben onun fetvasına uyarsam) dalalete düşmüş olurum ve hidayetten ayrılanlara katılırım!”Sonra ilave etti: “Onlar hakkında, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın verdiği hükümle hükmedeceğim: “Kız için yarı, oğulun kızı için, -üçte ikiyi tamamlamak üzere- altıda bir, geri kalan da kızkardeş içiindir!”Ebu Musa’ya İbnu Mes’ud’un sözü haber verildi. Bunun üzerine:Bu derin alim aranızda olduğu müddetçe (mişkillerinizi) bana sormaya gelmeyin dedi.”Buhari, Feraiz 7, 12; Ebu Davud, Feraiz 4, (2890); Tirmizi, Feraiz 4, (2094).ERKEK KARDEŞLER

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4684
  • Hz. Càbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Kavmimden biri bir veya iki tavşan avladı. Bunları taşla kesti. Resülullah (aleyhissalatü vesselâm)’dan soruncaya kadar astı. Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) yemesini emretti.”Tirmizi, Zebâih 1, (1472).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1934
  • Ebu Dâvud’un bir diğer rivayetinde: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestleri üzerine meshetmişti; ben:Ey Allah’ın Resulü! yoksa unuttunuz mu?” dedim.

    Bilakis, dedi, belki sana unutturuldu. Aziz ve celil olan Rabbim, bana böyle emretti.”Buhari, Vudü 48, 3 5, 49, Salât 7, 25, Cihâd 90, Megâzi 80, Libâs 10, 11; MüsIim, Taharet 77, 79, 81, 82, (274); Muvatta, Tahâret 42, (1, 36); Ebu Dâvut, Tahâret 59; (149, 150; 151); Tirmizi, Tahâret 72, (97, 98, 99, 100); Nesâi, Tahâret 96, 97, 100, 87, (1, 82, 83, 84, 76).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3668
  • Ebu Dâvud’un bir diğer rivayetinde: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestleri üzerine meshetmişti; ben:Ey Allah’ın Resulü! yoksa unuttunuz mu?” dedim.

    Bilakis, dedi, belki sana unutturuldu. Aziz ve celil olan Rabbim, bana böyle emretti.”Buhari, Vudü 48, 3 5, 49, Salât 7, 25, Cihâd 90, Megâzi 80, Libâs 10, 11; MüsIim, Taharet 77, 79, 81, 82, (274); Muvatta, Tahâret 42, (1, 36); Ebu Dâvut, Tahâret 59; (149, 150; 151); Tirmizi, Tahâret 72, (97, 98, 99, 100); Nesâi, Tahâret 96, 97, 100, 87, (1, 82, 83, 84, 76).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3668