• Yine Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, aile halkından birine humma (rahatsızlığı) gelince hamurdan çorba yapılmasını emrederdi ve çorba yapılırdı. Sonra hastalara emrederdi ve onlar da ondan ağır ağır içerlerdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm der di ki:Çorba hüzünlü kimsenin kalbini takviye eder, hastanın kalbinden elemi çıkarır, tıpkı birinizin, su ile yüzünden kiri çıkarması gibi.Tirmizi, Tıbb 3, (2040).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3971
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Amcam Enes İbnu’n-Nadr radıyallahu anh Bedir savaşında bulunamadı. Bu sebeple: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın müşriklere karşı yaptığı ilk savaşta yoktum. Eğer Allah, bana Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte müşriklerle savaşmak nasib ederse, Allah ne yapacağımı görecektir!” dedi.Uhud günü müslümanlar (bozulup) dağılınca:Ey Allahım, bunların -yani müslümanların- yaptığından dolayı özürlerinin kabulünü dilerim. Ben onların -yani müşriklerin- yaptığından da sana sığınıyorum! dedi ve kılıncını çekip ilerledi. Karşısına Sa’d İbnu Mu’az çıkmıştı:Ey Sa’d İbnu Mu’az! Cenneti istiyyorum! Nadr’ın Rabbine yemin olsun ben Uhud’un önünde(n gelen) cennetin kokusunu duyuyorum! dedi.(O günü anlatan) Sa’d İbnu Mu’az, (Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a):Ey Allah’ın Resulü. (o gün) onun yaptıklarını (bir bir anlatmaya) muktedir değilim! İlerledi (diyeyim o kadar) dedi. Enes İbnu Malik, (Sa’d İbnu Mu’az radıyallahu anh’ı te’yiden) dedi ki:Biz (Enes İbnu Nadr’ın) cesedinde seksen küsür darbe izi bulduk, kimisi kılıç, kimisi mızrak, kimisi ok yarasıydı. ayrıca biz onu müşrikler tarafından müsle edilmiş (gözü oyulup, burnu, kulakları koparılmış) olarak bulduk. Öyle ki onu kimse tanıyamamıştı. Kızkardeşi (halam Rübeyyi’) -bedenindeki bir ben’inden veya-parmağının ucundan tanıdı.

    Enes radıyallahu anh devamla dedi ki: Biz şu ayetin, Enes İbnu Nadr ve benzerleri hakkında indiğine inanırdık: “Mü’minlerden Allah’a verdiğgi ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir, ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir” (Ahzab 23).Buhari, Megazi 17, Cihad 12; Müslim, İmaret 148, (1903); Tirmizi, Tefsir, (3198).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4218
  • Ebu Bekr İbnu Abdirrahman İbni’l-Haris İbni Hişam anlatıyor:Âs İbnu Hişam ölmüş, geride üç oğlan bırakmıştı. Bunlardan ikisi bir anadan, biri de bir başka anadandı. Aynı anadan olan iki oğlandan biri daha öldü. Bu da mal ve azadlılar bıraktı. Aynı anadan olan kardeşi mala ve azadlıların velasına varis oldu. Sonra da mal ve velaya varis olan kardeş de öldü, geriye bir oğlanla, baba bir kardeşini bıraktı. Oğlu: Ben babamın sahip olduğu şeylere sahibim!” dedi. Kardeşi de:Durum böyle değil. Sen sadece mala sahip olursun, azadlıların velasına sahip olamazsın! Bilmez misin, kardeşim bugün ölseydi, ben ona varis olmayacak mıydım? dedi ve Hz. Osman radıyallahu anh nezdinde dava açtılar. O, velanın ölen kerdeşe; malın da ölenin oğluna ait olduğuna hükmetti.”Muvatta, Itk 22, (2, 784).ASABE’NİN MİRASI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4706
  • Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam namazda iken, onu bir akreb sokmuştu. “Allah akrebe lanet etsin! dedi. Namaza duranı da başkasını da bırakmıyor. Onu Harem bölgesinde de, dışında da öldürün!” buyurdular.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6322
  • Ebu Dâvud’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resulullah aleyhissalâtu vesselam mestlerinin sırtlarına meshederdi.”Tirmizi’nin bir başka rivâyetinde de böyle denmiştir.Tirmizi 72, 73, (97, 98); Ebu Davud, Tahâret 63, (161, 165); Nesâi, Tahâret 63, (1, 62).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3678
  • Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Kadın, halası veya teyzesi üzerine nikahlanamaz.”HÜLLECİYE LANET

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6561
  • Hz. Enes anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a ölüm vakti geldiği vakit, Aleyhissalâtu vesselâm’ın can çekişirken yaptığı vasiyetin hepsi: “Namaz(ı ihmal etmeyin) ve sağ ellerinizin sahip oldukları(nın yani kölelerinizin hukukuna riayet edin)” demek olmuştur.”VASİYETE TEŞVİK

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6790
  • Ebü’d-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hz. Dâvud (aleyhisselâm)’un duaları arasında şu da vardır: “Allahım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli taleb ediyorum. Allah’ım! Senin sevgini nefsimden, âilemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl.”Ebü’d-Derdâ der ki: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Dâvud’u zikredince, onu “insanların en âbidi (yani çok ve en ihlaslı ibadet yapanı)” olarak tavsif ederdi.”Tirmizi, Da’avât 74, (3485).Hz. YUNUS (aleyhisselam) KAVMIN DUASI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1841
  • Ümmü Ammâre Bintu Ka’b (radıyallahu anhâ)’ın anlattığına göre: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanına girmiştir. Ammare yemek ikram edince, Aleyhissalâtu vesselâm:Sen de ye! demiş, kadın: “Ben oruç tutuyorum” deyince Resulullah şöyle buyurmuştur:Oruçlu kimse, başkasına ikramda bulunur ve yemeğinden başkaları yerse, onlar yedikleri müddetçe melaike aleyhimüsselam oruçluya rahmet duasında bulunurlar.Bir başka rivayette şöyle denmiştir: “Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar.”Tirmizi, Savm 67, (784, 785, 786).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3177
  • Safvan İbnu Süleym ez-Zühri radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben karıma yalan söyleyeyim mi?” demişti. Aleyhissalatu vesselam: “Yalanda hayır yoktur!” buyurdular. Adam:Vaadde bulunmama, lehinde söylememe ne dersiniz? diye tekrar sordu. Aleyhissalatu vesselam da: “Öyleyse sana bir vebal yok!” buyurdular.”Muvatta, Kelâm 18, (2, 990).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5174