
Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, mecusi köpeğinnin avladığı avın etini yemeyi yasakladı.”Tirmizi, Sayd 2, (1466).DENİZ AVI

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, mecusi köpeğinnin avladığı avın etini yemeyi yasakladı.”Tirmizi, Sayd 2, (1466).DENİZ AVI

Yine Ebu Hüreyıe (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”Tirmizi, Cihâd 3, (1624).

Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam kadınların kocalarından izin almaksızın (nafile) oruç tutmalarını yasakladı.”MİSAFİR, NAFİLE ORUCUNU EV SAHİBİNİN İZNiYLE TUTAR

Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtü vesselam) buyurdular ki: “Dünya meI’undur, içindekiler de mel’undur, ancak zikrullah ve zikrullah’a yardımcı olanlarla alim veya müteallim hâriç.”Tirnizi, Zühd 14, (2323); İbnu Mâce, Zühd 3, (4112).

Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: “Bilesiniz, namazın bir ilk vakti bir de son vakti vardır. Öğle vaktinin evveli güneşin tepe noktasından batıya meyil (zeval ânıdır. Son vakti de ikindinin girdiği andır. İkindi vaktinin evveli, vaktinin girdiği andır. Vaktin sonu da güneşin sarardığı andır. Akşam vaktinin evveli, güneşin battığı andır. Vaktin sonu da ufuktaki aydınlığın (şafak) kaybolduğu andır. Yatsı vaktinin evveli, ufuğun kaybolduğu andır. Vaktin sonu da gecenin yarısıdır. Sabah vaktinin evveli fecrin (aydınlığı) doğmasıdır. Vaktin sonu da güneşin doğmasıdır.”Tirmizî, Salât 114, (151); Müslim, Mevâkît 6, (1, 249, 250).

İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Nikâhım altında bir kadın vardı ve onu seviyordum da. Babam Ömer ise, onu sevmiyordu. Bana: “Boşa onu” dedi. Ben itiraz ettim ve boşamadım. Babam Ömer (radıyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e gelerek durumu arzetti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: “Boşa onu” dedi.Ebu Dâvud, edeb 129, (5138); Tirmizî, Talâk 13, (1189). Tirmizî hadisin sahih olduğunu da belirtti.

Hz. Ebu Eyyub(radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Öğlenin farzından önce tek bir selamla kılınan dört rek’at nafile var ya bunların önünde sema kapıları açılır.”Ebu Dâvud, Salât 296, ( 1270) ; İbnu Mâce, İkâmet 105, (1157).

Ubey İbnu İmâre (radıyallahu anh) -ki bu Sahâbi, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte her iki kıbleye namaz kılan ilklerdendir- anlatıyor: “Bir gün Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek sordum:Ey Allah’ın Resulü! Mestlerimin üzerine meshedeyim mi? ”
Evet!” buyurdular. Ben tekrar:Bir gün mü?” dedim.
Bir gün!” buyurdular. Ben tekrar:İki gün (olsa)?” dedim.
İki gün!” buyurdular. Ben tekrar:Üç gün (olsa)?” dedim.
Evet! dilediğin kadar!” buyurdular.”

Câbir (İbnu Târik) radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın evinde huzurlarına çıktım. Yanında şu kabak vardı. “Bu nedir?”diye sordum. “Bu kabaktır, biz bununla yemeğimizi artırıyoruz” buyurdular.”ET YEMEĞİ

İbnu’l-Müseyyeb der ki: “Nafile olarak sevkedilen bir deve yolda helâk olsa ve hemen kesilerek halka terkedilse, halk da bunu yese, bu nafile kurbanın sahibine bir şey gerekmez. Kendisi yese veya ondan yiyene emretse borçlanır.”Muvatta, Hacc 149, (1, 381).