• Talk İbnu Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına geldik. (Biz huzurlarında iken) bir adam geldi. Sanki o bir bedevi idi.Ey Allah’ın Resulü! dedi, kişi abdest aldıktan sonra zekerine değerse ne gerekir (abdesti bozulur mu, bozulmaz mı?) ” Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi:

    O, kendisinden bir parça değil midir?”Ebu Dâvud, Tahâret 71, (182, 183); Tirmizi, Tahâret 62, (85); Nesâi, Tahâret 120, (1,101). Bu metin Tirmizi’nindir.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3644
  • İbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a (bir ara) maddi darlık isabet etti. Bu duruma Ali muttali oldu. Hemen çıkıp, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ihtiyacını görecek bir gelir temini için iş aradı. Derken bir yahudiye ait bir bahçeye uğradı. Adama her kovası bir kuru hurmaya onyedi kova su çıkarıverdi. Yahudi de hurmasından onun için onyedi tane acve (denilen iyi hurma) seçip verdi. Ali radıyallahu anh bunları Resûlullah’a getirdi.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6715
  • Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ) anlatiyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “En hayirli arkadas (grubu) dört kisiliktir. En hayirli askerî birlik dört yüz kisiliktir. En hayirli ordu dört bin kisidir. On iki bin kisi, sayica az diye maglub edilemez.”Ebu Dâvud, Cihâd 89, (2611); Tirmizî, Siyer 7, (1555); Ibnu Mâce, Cihâd 25, (2827).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1048
  • Hz. Enes radıyallahu anh demiştir ki: “Cuma günü, (duaların kabul edileceği) ümit edilen saati, ikindi namazından sonra güneşin ufuktan kaybolması anına kadar arayın.”Tirmizi, Salat 354, (489).MUHARREM

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4538
  • İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “(Bedir günü) savaş meydanından) geçiyordum. Ebu Cehl’in ayağından isabet alarak yıkılmış olduğunu gördüm:Ey Allah’ın düşmanı! Ey Ebu Cehl, nihayet Allah seni de böyle rüsvay etti! dedim (ve ilavaten): “Bu halde ondan korkacak değilim!” dedim. (Ebu Cehil):Kavminin öldürdüğü kimseden daha şereflisi var mıdır? diye cevap verdi. Ben, keskin olmayan bir kılıçla vurdum. Bu, bir işe yaramadı. Kendi kılıncı elinden düşünceye kadar vurdum. Onu alıp, onunla vurup geberttim. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onun kılıncını bana (ganimet hissemden fazla olarak) verdi.”Buhari, Megazi 8, Ebu Davud, Cihad 142, (2709).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4205
  • Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Lâkin günahları -yahut hataları denmiştir- sebebiyle ateşe dûçar olan birkısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra:

    Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün” denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler.”Müslim, İman 306, (185).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5116
  • Yine Ebu Dâvud ‘un kaydına göre İbnu Mes ‘ud (radıyallahu anh) (Mina’ da) namazı dört kılmştı. Kendisine:Sen, (daha önce dört kıldığı için) Osman ‘ı ayıplamıştın, şimdi ise dört kılıyorsun! denilmişti. (Özür beyan ederek) şu cevabı verdi:

    Muhalefet zararlıdır. ”Ebu Dâvud, Menâsik 76, (1960).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2883
  • Huzeyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: “Ramazan ayını, hilâli görmedikçe veya sayıyı ikmal etmedikçe öne alıp başlatmayın. (Hilali görüp veya sayıyı tamamladıktan) sonra müteakip hilâli görünceye veya sayıyı tamalayıncaya kadar orucu tutun”Ebu Davud, Savm 6, (2362); Nesâi, Savm 13, (4, 135, 136).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3092
  • Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Müslümanın, müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, hapşırınca yerhamükallah demek.”Buhari, Cenaiz 2; Müslim, Selam 4, (2162); Ebu Davud, Edeb 98, (5030); Tirmizi, Edeb 1, (2738); Nesai, Cenaiz 52, (4, 52).Müslim’in bir rivayetinde şu ziyade vardır: “Eğer seni davet ederse icabet et, senden nasihat taleb ederse ona nasihat et.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3287
  • Ata İbnu Yesâr anlatıyor: “Hz. Muâviye (radıyallahu anh) altın veya gümüşten mâmul bir su kabını, ağırlığından daha fazla bir fiyatla satmıştı. Kendisine Ebu’d-Derda (radıyallahu anh): “Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in bu çeşit alış-verişi yasakladığını işittim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunların satışı misline misil olmalı diye emretti” diye itiraz etti. Hz. Muâviye (radıyallahu anh): “Ben bunda bir beis görmüyorum” diye cevap verdi. Ebu’d-Derda (radıyallahu anh) öfkelendi ve: “Muâviye’yi kınamada bana yardım edecek biri yok mu? Ben ona Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’den haber veriyorum o bana şahsî reyinden söz ediyor. Senin bulunduğun diyarda yaşamak bana haram olsun!” diye söylendi.Ebu’d-Derda bunun üzerine orayı terkederek Hz. Öbek (radıyallahu anh)’in yanına geldi. Durumu olduğu gibi ona anlattı. Hz. Ömer (radıyallahu anh) Hz. Muâviye (radıyallahu anh)’ye bir mektup yazarak bu çeşit satışı (altının altınla satılması), misli misline ve ağırlığına denk olarak yapmasını emretti.”Muvatta, Büyû 33 (2, 634); Nesâî, Büyû 47, (7, 279).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 322