
Abdurrahman İbnu Süleyman anlatıyor: “Acem krallarından bir kral gelecek, Dımeşk hariç bütün şehirler üzerinde hakimiyet kuracak.”Ebu Davud, Sünnet 9, (4639).BEYTU’L-MAKDİS

Abdurrahman İbnu Süleyman anlatıyor: “Acem krallarından bir kral gelecek, Dımeşk hariç bütün şehirler üzerinde hakimiyet kuracak.”Ebu Davud, Sünnet 9, (4639).BEYTU’L-MAKDİS

Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh), “(Nuh’un) zürriyetini (yeryüzünde) devamlı kalanların ta kendileri kıldık” (Saffât, 77) meâlindeki âyetle ilgili şu açıklamayı rivayet etti: “Bunlar Hâm, Sâm ve Rüm’un atası Yâfes’dir.”Tirmizî, Tefsir, Saffat, (3228-3229).

Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Hendek’in kazılması sırasındaydı. Aleyhissalâtu vesselâm’ın çok acıktığını gördüm. Hanımıma gelerek:Yanında yiyecek bir şey var mı, Aleyhissalâtu vesselâm’ı çok acıkmış gördüm dedim. İçerisinde bir sa’ kadar arpa bulunan bir dağarcık çıkardı. Bizim, evcilleşmiş bir koyuncuğumuz vardı. Zevcem koyunu kesti, arpayı da öğüttü. Ben işimi bitirinceye kadar o da bitirdi. Koyunu onun çömleğine parçaladım. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına döndüm. Hanımım:Sakın beni Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a karşı mahcup etmeyesin! dedi. Ben, Aleyhissalâtu vesselâm ve beraberindekilerin yanına geldim ve gizlice:Ey Allah’ın resûlü! Bir hayvancağızımız vardı kestik, evde bulunan bir sa’ kadar arpayı da öğüttük. Haydi siz ve beraberinizdekiler bize buyurun! dedim. Ama Resûlullah yüksek sesle:Ey Hendek halkı! Câbir size ziyafet hazırlamış! Haydi buyurun! diye bağırdı. (Bana da):Ben gelinceye kadar tencereyi ocaktan indirmeyin, hamurunuzu da ekmek yapmayın! buyurdular. Ben (eve) geldim. Halktan önce Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm geldi. Ben hanımıma uğramıştım. Bana:Yaptığını gördün mü, (beni mahcup edeceksin), alacağın olsun dedi. Ben de: “Senin söylediğini yaptım” dedim. Hemen hamuru çıkardım. Aleyhissalâtu vesselâm içine tükrüğünden koydu ve bereketle dua etti, sonra tencereye yöneldi, ona da tükrük koyup bereketle dua etti. Sonra zevceme:Ekmek yapacak bir kadın çağır, seninle ekmek yapsın! Tencereden de kepçeyle al, onu ocaktan indirme! diye talimat verdi. Gelenler bin kadardı. Allah’a yemin olsun hepsi de (doyuncaya kadar) yedi ve sofradan ayrıldı. Tenceremiz, olduğu gibi kaynıyordu. Hamurumuz ise, ekmek yapılıyor olduğu halde aynen (eksiksiz) duruyordu.”Buhari, Megazi 29, Cihad 188; Müslim, Eşribe 141, (2039).

Diğer bir rivayette: “…misklenmiş bir parça al, üç kere yıka!” buyurdu. Sonra Aleyhissalatu vesselam utanarak yüzünü çevirdi” denmiştir.Bu Sahiheyn’in metnidir.

İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Size ismidi tavsiye ederim. Zira o, gözü(n görme gücünü) parlatır ve kirpikleri (besleyip) bitirir.”

İbnu Ömer ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma’nın anlattığına göre: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, her yirmi dinar ve daha fazlası için yarım dinar (zekat) alırdı, kırk dinar için de bir dinar (zekat) alırdı.BİR YILLIK MALA ZEKAT

Ubâde İbnu’s-Sâmit radıyallahu anh oğluna ölümü sırasında demiştir ki: “Oğulcuğum, başına gelecek olan şeyin asla atlatılamayacağını, kaçırdıklarını da yakalayamayacağını bilmedikçe sen, imannın hakikatının tadını asla bulamazsın. Zira ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim:Allah’ın ilk yarattığı şey kalemdir. Kalemi yarattı ve: Kıyamete kadar olacak şeylerin miktarlarını yaz!” dedi.”Oğulcuğum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan şunu da işittim:
Kim bu inanç dışında olarak ölürse benden değildir.”Ebu Davud, Sünnet 17, (4700); Tirmizi, Kader 17, (2156).KADERLE AMEL

Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), (beni göndererek), kurbanlık develeriyle ilgilenmemi, onların etlerini, derilerini, çullarını tasadduk etmemi, bunlardan kasaba bir (ücret) vermememi tenbih etti.”Hz. Ali (radıyallahu anh) der ki: “Kasaba ücretini kendimizden öderdik.”Buhârî, Hacc 122,112,120,122, Vekâlet 1; Müslim, Hacc 348, (1317); Ebu Dâvud, Menâsik 20, (1769); İbnu Mâce, Menâsik 97, (3099).

Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Yemin (sonuç ve netice itibariyle) ya günaha girmektir yahut da pişman olmaktır.”* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *KEFARETİNİ ÖDEYİP YEMİNİ BOZ

Ziyâd İbnu’l-Hâris es-Sudâi (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: “Bana sadakadan ver!” dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama: “Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm” buyurdu.”Ebü Dâvud, Zekât 23, (1630).