
İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bıyığından keser ve şöyle derdi: “Halîlu’r-rahmân İbrahim (aleyhisselâm) de böyle yapardı.”Tirmizî, Edeb 16, (2761).

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bıyığından keser ve şöyle derdi: “Halîlu’r-rahmân İbrahim (aleyhisselâm) de böyle yapardı.”Tirmizî, Edeb 16, (2761).

Ibnu Abbas (radiyallahu anhümâ) anlatiyor: “Müsrikler,Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ve mü’minler karsisinda iki kisimdi. Ehl-i harb olan müsrikler, ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendileriyle savas halinde idi. Bir de ehl-i ahd yani aralarinda antlasma yapilmis olan müsrikler vardi. Onlarla savasilmiyordu. Onlar da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm)’a karsi savasmiyorlar. Ehl-i harb’ ten bir kadin hicretle geldigi zaman, hayiz olup temizleninceye kadar evlenmek üzere istetilmiyordu. Temizlenince onun nikâhlanmasi helâl oluyordu. Sayet nikâhtan önce, kadinin kocasi da hicret ederek gelecek olsa, kadin kendisine veriliyordu. Ehl-i harbten bir köle veya câriye hicret edecek olsa bunlar hür olur ve Muhâcirler’in bütün haklarini elde ederler.”Sonra Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ), -Mücâhid’in rivâyetinde oldugu sekilde- Ehl-i ahd’la ilgili olarak rivâyete devam etti: “..kendileriyle antlasma yapilmis müsriklere ait bir köle veya câriye hicret edecek olsa, bunlar da iâde edilmezlerdi, ancak degerleri ne ise o ödenirdi.” Ibnu Abbâs devamla der ki: “Kureybe Bintu Ebî Umeyye Hz. Ömer’in yaninda idi, bosadi. Kadinla, Muâviye Ibnu Ebî Süfyân evlendi. Ümmü’1-Hakem Bintü Ebî Süfyan da Iyâz Ibnu Ganem el-Fihrî’nin nikâhi altinda idi. O da bunu bosadi. Ümmü’l-Hakem’le de Abdullah Ibnu Osman es-Sakafi evlendi.”Buharî, Talâk 19.CIHADA MÜTEALLIK HADISLER

İbnu Mes’üd (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Ben Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı vakti dışında sadece iki namazı kılarken gördüm: (Veda Haccı sırasında) Müzdelife’de akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı. O gün, sabah namazını da (mütad) vaktinden önce kıldı.”Buhârî, Hacc 97, 99; Müslim, Hacc 292, (1289).

Hz. Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir.”Buhârî, Fedailu’l-Kur’ân 21; Tirmizî, Fedailu’l-Kur’ân 15, 2909; Ebu Dâvud, Salat 349, 1452 H.; İbnu Mâce, Mukaddime 16, 211.H.* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): “Meryem’i hangisi himâyesine alacak diye (kura çekmek üzere) kalemlerini atarken sen yanlarında değildin” (Âl-i İmrân, 44) ayetiyle ilgili olarak buyurdu ki: “Kur’a çekmek üzere kalemlerini (suya) attılar. Kalemler akıntıyla beraber gitti. Sâdece Zekeriya’nın kalemi suyun üstüne çıktı.”Hadisi Buhari, bab başlığında tahric etti. (şehâdet, 30).

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ), “Gecenin bir cüz’ünde ve secdelerin arkalarında da onu tesbih et” meâlindeki ayette geçen “secdelerin arkalarında” tabiriyle ilgili olarak: “Cenab-ı Hakk, tesbihi, bütün namazların ardından yapmayı emretmektedir” demiştir.Buhârî, Tefsir, Kâf 2.ZÂRİYÂT SURESİ

Ebû Musâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir sefere (Hayber Seferi) çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) (müdahele ederek):Nefislerinize karşı merhametli olun. Zîra sizler, sağır birisine hitàb etmiyorsunuz, muhâtabınız gâib de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zât’a, Allah’a hitab ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zât, her birirıize, bineğinin boynundan daha yakındır dedi.”Buhârî, Daavât 50, 67, Cihâd 131, Meğâzî 38, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizî, Daavât 3, 59, (3371, 3457); Ebû Dâvud, Salât 361. (1526,1527.1528).

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâdan çıkmışlardı. Bu esnada bir yemek getirildi. Bir adam: “Ey Allah’ın Resulü! Size abdest suyu getirmeyeyim mi?” dedi. Efendimiz: “Namaz mı kılacağım ki, (şimdilik gerek yok)” buyurdular.”DAYANARAK YEMEK

İkrime, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerinden birinden naklen anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hayızlı hanımlarıyla bir mübaşerette bulunmak dileyince hanımının ferci üzerine bir şey örterdi..”Ebu Davud, Taharet 107, (272).

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki: “Biriniz güneşte olunca -bir rivâyette gölgede olunca- gölge ondan kalkar da, yarısı gölgede yarısı güneşte kalacak olursa oradan kalksın.”Ebu Davud, Edeb 15, (4821).