
İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Allah, namazı peygamberinizin diliyle hazerde dört, seferde iki, korku halinde de dört rek’at olarak farz kılmıştır.”Müslim, Salât 5, (687); Ebü Dâvud, Salât 287, (1247); Nesâî, Taksir 1, (3,118,119).

İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Allah, namazı peygamberinizin diliyle hazerde dört, seferde iki, korku halinde de dört rek’at olarak farz kılmıştır.”Müslim, Salât 5, (687); Ebü Dâvud, Salât 287, (1247); Nesâî, Taksir 1, (3,118,119).

Rabâh İbnu Abdirrahmân İbni Ebi Süfyân İbnu Huveytip an ceddihâ an ebihâ ‘dan rivâyete göre demiştir ki:Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim. Diyordu ki: Üzerine Allah’ın ismini zikretmeyen kişinin abdesti yoktur.”Tirmizi, Tahâret 20, (25).

Kelede İbnu Hanbel radıyallahu anh anlatıyor: “Safvân İbnu Ümeyye radıyallahu anh benimle, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a süt, ağız ve bir miktar salatalık gönderdi. Aleyhissalatu vesselam o sırada Mekke’nin yukarısında idi.İzin istemeden, selam vermeden huzuruna girdim. Bana:Dön, esselamu aleyküm, gireyim mi? de! buyurdu. Ben de öyle yaptım.”Tirmizi, İsti’zan 18, (2711); Ebu Davud, Edeb 137, (5176).

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Cehennem, Rabbine şikayet ederek: Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir” dedi. bununn üzerine, Allah Teâla hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır. (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir.”Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Mesacid 185, (617); Tirmizi, Cehennem 9, (2595).

Atâ İbnu Ebi Rabâh rahimehullah anlatıyor: “İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) bana:Sana cennet ehlinden bir kadın göstermeyeyim mi?” dedi. Ben de: Evet göster!” dedim.İşte dedi, şu siyah kadın var ya, o, Resulullah’a gelip: Ben saralıyım, (nöbet gelince) üstümü başımı açıyorum, Allah’a benim için dua ediver (hastalıktan kurtulayım)” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm; “Dilersen sabret, sana cennet verilsin, dilersen sana şifa vermesi için Allah’a dua edivereyim” dedi. Kadın: “Öyleyse sabredeceğim, ancak üstümü başımı açmamam için dua ediver” dedi. Resulullah da ona öyle dua etti.”Buhari, Marzâ 6; Müslim, Birr 54; (2576).

Ümmü Seleme (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselam) evinden çıktığı zaman şu duayı okurdu: “Allah’ın adıyla Allah’a tevekkül ettim. AIIahım! zillete düşmekten, dalâlete düşmekten, zulme uğramaktan, cahillikten, hakkımızda cehalete düşülmüş olmasından sana sığınırız”.Tirmizi, Daavât 35, (3423); Ebü Dâvud, Edeb 112, (5094); Nesâi İstiâze 30, (8,268); İbnu Mâce, Dua 18, (3884).

Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gün) bize hitap etti ve dedi ki: “Ey insanlar! Ölmezden önce Allah’a tevbe edin. (Musibet hastalık, yaşlılık gibi) ağır meşguliyetlere düşmezden önce salih ameller işlemede acele edin. Çok zikir ederek, gizli ve açık çok sadaka vererek Allah’a karşı üzerinizdeki borcu ödeyin ki bol rızka, ilahi nusrete ve ıslah-ı hale mazhar olasınız. Bilesiniz Allah, benim içinde bulunduğum şu makamda, şu günde, şu ayda, bu yıldan Kıyamet’e kadar devam etmek üzere Cum’a namazını farz kıldı. Kim bunu, benim sağlığımda veya ölümümden sonra adil veya zalim bir imam oldukça, istihfaf ederek veya inkar ederek terkedecek olursa Allah onun iki yakasını biraraya getirmesin, işine bereket vermesin. Haberiniz olsun! O kimsenin tevbe etmedikçe ne namazı, ne zekatı, ne haccı, ne orucu, ne de makbul bir iyiliği vardır. Kim de tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder. Haberiniz olsun! Bir kadın bir erkeğe imamlık yapamaz. Bir bedevi de muhacire imamlık yapamaz. Facir de mü’mine imamlık yapamaz. Ancak fasık zor kullanır mü’min de onun kılıncından ve kamçısından korkarsa bu durumda imama uyar.”CUMA’NIN FAZİLETİ

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Uhud günü, halam, kabristanımıza gömmek için babamı (Uhud’dan Medineye) getirmişti. O sırada Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın tellâli şöyle nida etti: “Ölüleri yerlerine geri götürün!”Ebu Dâvud, Cenâiz 42, (3165); Tirmizî, Cihâd 37, (1717); Nesâî, Cenâiz 83, (4, 79).

Ubade İbnu’s-Sâmit radıyallahu aanh anlatıyor: “Ben ehl-i Suffa’dan birkısım insanlara yazı ve Kur’ân’ı öğretmiştim. Onlardan bir adam bana bir yay hediye etti. Ben de: “(Bu yay) benim için (büyük) bir mal değil, onunla Allah yolunda atış yaparım, gidip Resûlullah Aleyhissalâtu vesselâm’a soracağım” dedim. Gidip sordum:Ey Allah ‘ın Resûlü! dedim. Kendilerine yazı ve Kur’ân öğrettiğim kimselerden biri bana bir yay hediye etti. Bu benim için bir mal da değil. Ben onunla Allah yolunda atış yaparım! dedim. Aleyhissalâtu vesselâm bana:Eğer ateşten bir takı takınmayı seversen kabul et! diye cevap verdi.”Ebu Dâvud, Büyü’ 37, (3417).HİBE

Ebü Katâde (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yolculuk sırasında geceleyin uyumak üzere konaklayınca sağı üzerine yatardı. Sabah vaktine yakın konaklamış ise, (yastık yerine) kolunu diker, başını avucunun içine koyardı.”Müslim, Mesâcid 313, (683).