
Selh es-Sâidi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mestleri üzerine meshetti, bize de mest üzerine meshetmemizi emir buyurdu.”

Selh es-Sâidi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mestleri üzerine meshetti, bize de mest üzerine meshetmemizi emir buyurdu.”

Sohbet şerefine eren Fakih İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam Ramazan bayramında, Kurban bayramında, Arefe gününde yıkanırdı. Fakih de o günlerde yıkanmalarını aile halkına emrederdi.”NAFİLELER KAÇ REKAT?

İbnu Ömer anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Şer’i hukuku ödemek için) vezin’de Mekke halkının vezn’i esastır, keyl’de de Medine halkının keyl’i esastır.”Ebu Dâvud, Büyû 8, (3340); Nesâî, Büyû 54, (7, 284).

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anha, azad etmek niyetiyle bir cariye satın almak arzu etti. Ancak, kölenin sahibi velanın kendilerine ait olmasını şart koydu. Hz. Aişe durumu Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a söyledi. Efendimiz:Bu şart sana mani olmasın, (zira batıldır); vela, köleyi kim azad etmişse ona aittir! buyurdu.”Müslim, Itk 15, (1505).

İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Bir kadın Resulullah aleyhissalatu vesselam’a gelerek: “Annem vefat etti, üzerinde de nezir orucu borcu var, kendisine bedel oruç tutabilir miyim?” dedi. Resulullah:Annen üzerinde borç olsaydı da sen ödeyiverseydin, bu borç onun yerine ödenmiş olur muydu? diye sordu. Kadın:Evet! deyince, Aleyhissalatu vesselam:Öyleyse annene bedel oruç tut! buyurdu.”Buhari, Savm 42; Müslim, Savm 156, (1148); Ebu Davud, Eyman 25, (3307, 3308); Tirmizi, Savm 22, (716).

Hz. Enes radıyallahu anh Mâlik İbnu Sa’sa’a radıyallahu anh’tan naklen anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, onlara, Mirac’a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki:Ben Ka’be’nin avlusunda Hatîm kısmında -belki de Hıcr’da demişti- yatıyordum. -Bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim.- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla (ve hikmetle) dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselâm beni götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.
Gelen kim?” denildi.Cibril! dedi.Beraberindeki kim? denildi.Muhammed aleyhissalâtu vesselâm! dedi.Ona Mirac daveti gönderildi mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir! denildi.Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz. Adem aleyhisselam’ı gördüm.Bu babanız Adem’dir! Selam ver O’na! dendi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana:Salih evlad hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş! dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Kapıyı çaldı.Bu gelen kim? denildi.Ben Cibril’im! dedi.Beraberindeki kim? denildi.Muhammed! dedi.Ona Mirac daveti gönderildi mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş! dediler. Derken bize kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa aleyhimâsselam ile karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı. Hz. Cebrail:Bunlar Hz. Yahya ve Hz. İsa’dırlar, onlara selam ver! dedi. Ben de selam verdim. Onlar da selamıma mukabelede bulundular. Sonra:Hoş geldin salih kardeş, hoş geldin salih peygamber dediler. Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı.Bu gelen kim? denildi.Cibril’im! dedi.Yanındaki kim? denildi.Muhammed’dir! dedi.Ona Mirac daveti gitti mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş! denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz. Yusuf aleyhisselam’la karşılaştık. Cebrail:Bu Yusuf’tur! Ona selam ver! dedi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra:Salih kardeş hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş! dedi. Sonra Cebrâil beni dördüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı.Bu gelen kim? denildi.Cibril’im! dedi.Beraberindeki kim? denildi.Muhammed! dedi.Ona Mirac davetiyesi indi mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş! dediler. Kapı açıldı. İçeri girdiğimizde, Hz. İdris aleyhisselam ile karşılaştık. Hz. Cebrâil:Bu İdris’tir, ona selam ver! dedi. Ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra bana:Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin! dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya geldik. Kapıyı çaldı.Kim bu gelen? denildi.Ben Cibril’im! dedi.Beraberindeki kim? denildi.Muhammed! dedi.Ona Mirac daveti indirildi mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş! denildi. Kapı açıldı. İçeri girince, Hârun aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail aleyhisselam:Bu Hârun aleyhisselâm’dır. Ona selam ver! dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve:Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin! dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve altıncı semaya geldik. Kapıyı çaldı.Bu gelen kim? denildi.Ben Cibril! dedi.Beraberindeki kim? denildi.Muhammed! dedi.Ona Mirac daveti indirildi mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş! dendi. Kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Musa aleyhisselam ile karşılaştık. Hz. Cebrail:Bu Hz. Musa’dır! Ona selam ver! dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu. Sonra:Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin! dedi. Ben onu geçince ağladı. Kendine: “Niye ağlıyorsun?” denildi.Çünkü dedi, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu. Onun ümmetinden cennete gidecekler benim ümmetimden cennete gideceklerden daha çok! dedi. Sonra beni yedinci semaya çıkardı ve kapıyı çaldı.Bu gelen kim? denildi.Cibril’im! dedi.Beraberindeki kim? denildi.Muhammed! dedi.Ona Mirac daveti indirildi mi? denildi.Evet! dedi.Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş! denildi. İçeri girince, Hz. İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail:Bu baban İbrahim’dir, ona selam ver! dedi. ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra:Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin! dedi.Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail aleyhisselâm bana:İşte bu Sidretü’l-Müntehâ’dır! dedi.Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.Bunlar nedir, ey Cibrîl? diye sordum. Hz. Cebrâil:Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri olanların biri Nil, diğeri Fırat’tır! dedi. Sonra bana el-Beytü’l-Ma’mur yükseltildi. Sonra bana bir kabta şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal getirildi. Ben sütü aldım. Cebrail aleyhisselâm:Bu (aldığın), fıtrat(a uygun olan)dır, sen ve ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzerindesiniz! dedi.Resûlullah devamla dedi ki: “Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz kılındı. Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselâm’a uğradım. Bana:Ne ile emrolundun? dedi.Gece ve gündüzde elli vakit namazla! dedim.Ümmetin, her gün elli vakit namaza muktedir olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları tecrübe ettim. Benî İsrail’e muamelelerin en şiddetlisini uyguladım (muvaffak olamadım). Sen çabuk Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep et! dedi. Ben de hemen döndüm (hafifletme istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi. Musa aleyhisselâm’a tekrar uğradım. Yine:Ne ile emrolundun? dedi.Benden on vakit namazı kaldırdı! dedim.Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını iste! dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa aleyhisselam’a uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emrolunmama kadar bu şekilde Hz. Musa ile Rabbim arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu defa da Hz. Musa’ya uğradım. Yine:Ne ile emredildin? dedi.Her gün beş vakit namazla! dedim.senin ümmetin her gün beş vakit namaza da tâkat getiremez. Rabbine dön, hafifletme talep et! dedi.Rabbimden çok istedim. Artık utanıyorum, daha da hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım. Allah’ın emrine teslim oluyorum! dedim. Musa aleyhisselâm’ı geçer geçmez bir münadi (Allah adına) nida etti:Farzımı kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!Bir rivayette şu ziyade geldi: “Namazlar (günde) beştir. Ve onlar ellidir de. İndimde hüküm değişmez artık!”Buhari, bed’ü’l-Halk 6, Enbiya 22, 43, Menâkıbu’l-Ensâr 42; Müslim, İman 264 (164); Tirmizi, Tefsir, İnşirah, (3343); Nesâî, Salât 1, (1, 217-218).

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kişinin arkadaşlarından izin almadan iki hurmayı birlikte yemesini yasaklamıştır.”Buhari, Et’ime 44, Mezalim 14, Şirket 4; Müslim, Eşribe 151, (2045); Ebu Davud, Et’ime 44, (3834); Tirmizi, Et’ime 16, (1815).

Rezin şunu ilave etmiştir: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir. Bir adamın ateşe atılması için emir verilir. Giderken, (dünyada) susadığı zaman su vermiş olduğu adama rastlar, onu tanır ve ona:Benim için şefaat etmeyecek misin? der. Adam:Sen de kimsin? diye sorunca:Ben sana falan falan gün su içirmedim mi? der. Öbürü bunu tanır ve (Allah nezdinde) onun lehinde şefaatte bulunur. Adam da böylece geri çevrilir ve cennete gider.”Tirmizi, Kıyamet 11, (2437).

İbnu Mes ‘ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben (cemaatimizi tedkik edince) gördüm ki, namaz(ı beraber kılmak)tan, sadece herkesçe malum münafıklarla hastalar geri kalmaktaydı. Öyle ki iki kişinin arasında yürüyebilecek durumda olan hastalar bile namaz için (mescide) geliyordu. ”İbnu Mes ‘ud devamla dedi ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize süneni Hüdâ’yı göstermişti. Sünen-i Hüdâ ‘dan biri de içerisinde ezan okunan mescidde namaz kılmaktı.”

Semüre İbnu Cündüb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Birbirinize, Allah’ın laneti, Allah’ın gadabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın.Ebu Dâvud, Edeb 53, (4906); Tirmizî, Birr 48, (1977).