
Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kulaklar baştan (sayılır, yüzden sayılmaz)” buyurdular.”PARMAKLARI HİLÂLLEME

Abdullah İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kulaklar baştan (sayılır, yüzden sayılmaz)” buyurdular.”PARMAKLARI HİLÂLLEME

Hz. Câbir ve Ebu Saîd el-Hudrî (radıyallahu anhümâ) şöyle demişlerdir: “Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte hacc için avazımızın çıktığı kadar yüksek sesle telbiye getirerek (Mekke’ye) geldik.”Müslim, Hacc 212, (1248).AN

en-Nüman İbnu Beşîr (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: “Üzümden hamr yapılır, hurmadan hamr yapılır, baldan hamr yapılır, buğdaydan hamr yapılır, arpadan hamr yapılır. Ben sizi bütün sarhoş edicilerden yasaklıyorum.”Ebü Dâvud, Eşribe 4, (3676); Tirmizî, Eşribe 8, (1873).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Eş’as İbnu Kays’ın anlattığına göre, Humus’tan bir köleyi Abdullah’tan yirmibin (dirhem)e satın almış ve Abdullah kölenin bedelini almak üzere kendisine bir adam göndermiştir. Adam gelince Eş’as:Ben onu onbine satın aldım dedi. Abdullah da:Öyleyse seninle benim arama (hakem olacak) bir kimse tayin et! dedi. Eş’as: “Benimle kendi aranda sen hakem ol!” dedi. Bunun üzerine Abdullah:Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: Alış-veriş yapan iki kişi ihtilafa düşerlerse ve aralarında da delil yoksa, mal sahibinin söylediği esas alınır veya (alış-verişi) terkederler” dediğini işittim” dedi.”Ebu Dâvud, Büyü 74, (3511); Nesâi, Büyü 82, (7, 302, 303). Nesai’de sadece müsned (Resûlullah’a ait) kısım kaydedilmiştir.DÂVÂLAR VE BEYYİNELER

Mikdam İbnu Ma’dikerb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ademoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Ademoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak (nefsinin galebesiyle) illa da (mideyi doldurma işini) yapacaksa bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine (tahsis etsin, üçte birden fazlasına yemek koymasın).”Tirmizi, Zühd 47, (2381); İbnu Mace, Et’ime 50, (3349).MÜTEFERRİK ÂDABLAR

Sa’d İbnu Ebî Vakkas (radıyallâhu anh) anlatıyor: “İki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri öbür kardeşinden kırk gün kadar önce vefat etti. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)ın yanında bunlardan birincinin faziletleri zikredildi. Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm):Diğeri müslüman değil miydi? diye sordu.Evet, müslümandı ve fena da değildi! dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:Öldükten sonra, namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali, sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bu (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz.Muvatta, Kasru’s-Salât 91, (1,174).

Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Bir dirhem, yüzbin dirhemi geçmiştir.Bu nasıl olur, ey Allah’ın Resulü? diye sordular. Şu cevabı verdi.Bir adamın iki dirhemi vardı. Bunlardan daha iyisini tasadduk etti. Diğeri ise, malının yanına varıp, malından yüzbin dirhem çıkardı ve onu tasadduk etti.Nesai, Zekat 49, (5, 59).

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Muhakkakk ki yediğinizin en temizi kendi kesbinizden olandır. Muhakkak ki evladlarınız da kendi kesbinizdendir.Ebu Davud, Büyü’ 79; Tirmizi, Ahkâm, 22, (1358); Nesai, Büyü’ 1, (7, 249); İbnu Mace, Tiarat 1, (2137), 64, (2290).

Kays İbnu Ubâd radıyallahu anh anlatıyor: “Ben ve el-Eşter en-Nehâ’i, Hz. Ali radıyallahu anhüm’ün yanına gittik. Kendisine:Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bütün insanlara şâmil olmayan hususi bir tâlimde bulundu mu? dedik. Bize:Hayır! Ama şu sahifede bulunanlar var! dedi ve kılıncının kabzasından bir sahife çıkardı. İçerisinde şunlar vardı: “mü’minlerin kanı eşittir. Onlar kendilerinden başkalarına karşı tek bir el gibidirler. Onlar içlerinden en âdilerinin verdiği emana uyarlar. Haberiniz olsun: Mü’min, kâfir mukabilinde öldürülmez; ahd (anlaşma) sahibi de anlaşma müddeti esnasında (küfrü sebebiyle) öldürülmez. Kim bir cinayet işlerse sorumluluğu kendine aittir (başkasını ilzâm etmez). Kim bir cinayet işler veya câniyi himaye ederse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun!”Ebu Dâvud, Diyat 11, (4530); Nesai, Kasame 8, (8, 19).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *DELİ VE SARHOŞLARA KISAS

Ubeyd İbnu Umeyr babası radıyallahu anh’tan anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir adam kebâirden sormuştu, şöyle cevap verdiler:Onlar dokuzdur! buyurdular ve saydılar: “Şirk, sihir, insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu’l-Haram (da masiyet işlemey)i sağlığınız veya ölümünüzde helal addetmek.”Ebu Dâvud, Vesâya 10, (2875); Nesâi, Tahrim 3, (7, 89).