• Sehl İbnu Muâz el-Cuhenî (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim Kur’ân’ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir tâç giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyadaki herhangi bir evde bulunduğu takdirde onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân’la bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?”Ebu Dâvud, Salât, 349, 1453.H.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 422
  • Amr İbnu Ümeyye ed-Damri (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir sefer dönüşü Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a uğradım. Bana: “Ey Ebu Umeyye, sabah yemeğini bekle (beraber yiyelim)” buyurdular. Ben: “Oruçluyum” dedim:Öyleyse gel yaklaş, sana yolcudan haber vereyim (de dinle! dedi ve devamla:) “Allah Teâla Hazretleri yolcudan orucu ve namazın yarısını kaldırdı” buyurdu.”Nesâi, Savm 50, (4, 178).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3185
  • Sahiheyn’de gelen bir rivayette şöyle denir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat olur, kimseye ücretinde zulmetmezdi.”Buhari, İcare 18; Müslim, Selam 77, (1577).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3986
  • İsa İbnu Hamza rahimehullah anlatıyor: “Abdullah İbnu Ukeym radıyallahu anh’ın yanına girdim. Kendisinde kızıllık vardı. “Temime (muska) takmıyor musun?” diye sordum. Bana şu cevabı verdi: “Bundan Allah’a sığınırım. Zira Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştu: “Kim bir şey takınırsa, ona havale edilir.”Tirmizi, Tıbb 24, (2073).TAUN VE VEBA

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4007
  • Osman İbnu Abdillah İbnu Mevhib anlatıyor: “Mısır, ehlinden biri geldi, hacc yapmak istiyordu. Oturan bir grup gördü ve:Bunlar da kim? dedi.Kureyşliler! denildi.Aralarındaki yaşlı zat da kim? dedi.Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh) denildi. (Abdullah’a yaklaşarak:)Sana bir şey soracağım, bana ondan haber ver. Hz. Osman Uhud günü (savaş meydanından) kaçmış mıydı, biliyor musun? diye sordu. O da: “Evet!” dedi.Onun Bedir’de kaybolduğunu ve savaşta hazır bulunmadığını da biliyor musun? diye sordu.Evet! dedi. Adam bu cevap üzerine:Allahuekber! deyip döndü. Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anh:Gel! dedi, sana açıklayayım: “Uhud’daki firarına gelince: Şehadet ederim ki, Allah onu affetti, mağfirette bulundu. Nitekim Allah Teâla Hazretleri, haklarında şu ayeti indirdi: “Muhakkak ki iki ordunun karşılaştığı günde içinizden geri dönen kimseleri, Resûlullah’ın emrine muhalefet gibi hareketleriyle kazandıkları bazı günahlar yüzünden şeytan kaydırmak istedi. Fakat gerçekten Allah onların günahlarını bağışladı…” (Al-i İmran 155). Bedir’deki kayboluşuna gelince: Onun nikahı altında Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kerimeleri Rukiyye radıyallahu anha vardı ve hasta idi. Aleyhissalatu vesselam kendisine: “Rukiyye ile kal. Sana Bedr’e katılan bir kimsenin sevabı ve (ganimetten alacağı) pay var!” buyurdu. (O da bu istek üzerine kaldı). Bey’atu’r-Rıdvan’daki kayboluşuna gelince: Eğer Batn-ı Mekke’de ondan daha aziz biri olsaydı, (Resulullah), yerine onu gönderecekti. Aleyhissalatu vesselam, Mekke’ye onu gönderdi. Bey’atu’r-Rıdvan, Osman radıyallahu anh Mekke’ye gittikten sonra akdedildi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Bey’at akdi sırasında sağ elini sol eli üzerine koyarak: “Bu da Osman yerine!” buyurdular. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sol elinin Osman için hayrı, onların sağ elinin, kendileri için olan hayrından fazla idi.Sonra İbnu Ömer radıyallahu anh, adama:Haydi şimdi bu (anlattıklarımı) beraberinde götür! dedi.”Buhari, Fezailu’l-Ashab 7, Humus 14, Meğazi 19; Tirmizi, Menakıb, (3709).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4369
  • Ebü Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Biz bir sefer sırasında Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraberdik. Müezzinimiz öğle namazı için ezan okumak istedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona:Serinlemeyi bekle! dedi. Bir müddet geçince müezzin ezan okumak istemişti, yine ikinci ve hatta üçüncü defa:Serinlemeyi bekle! dedi. (Bekledik), hatta tümseklerin (doğu cihetindeki) gölgelerini gördük. O zaman aleyhissalâtu vesselâm:Şiddetli hararet cehennemin bir kabarmasıdır. Öyleyse, hararet şiddetlenince öğle namazını (vakit) serinleyince kılın dedi.Buhârî, Mevâkît 9,10, Ezân 18; Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Mesâcid 184, (616); Ebü Dâvud, Salât 4, (401); Tirmizî, Salât 119, (1, 58).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2370
  • İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Cüveyriye Bintu’l-Hâris’in ismi Berre idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) “Berre’nin yanından çıktı” denmesini sevmiyordu.Müslim, Edeb 16, (2140).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 127
  • Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Ben ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm tek bir kaptan su alarak cenabetten yıkanıyorduk ve ellerimiz kabın içine beraber girip çıkıyordu.”Bir başka rivayette şöyle gelmiştir: “…Farak denen bir kaptan.” Süfyan der ki: “Bir farak, dört sa’ hacminde (bir ölçek) dir.”Buhare, Gusl 2, 9; Müslim, Hayz 40, 45, (319, 321); Ebu Davud, Taharet 39, (77), 97, (237), 102, (257); Nesai, 130, 144, 145, 146, 148, Gusl 12, (1, 203).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3477
  • Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Cebrail aleyhisselâm komşu hakkında öyle ısrarla tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya varis kılacak zannettim.”YETİM HAKKI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7054
  • İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bana buyurdular ki:Senin, yanıma girmen için iznin, perdenin kaldırılması ve benim fısıltımı işitmendir. Seni ben men edinceye kadar iznim böyle devam edecek.Müslim, Selam 16, (2169).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3343