• Sahr İbnu Vedâa el-Gâmidî (radıyallâhu anh) anlatıyor:Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle dua ederdi: Allah’ım, ümmetime erkenciliği mübarek kıl.” Nitekim, Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz bir seriyye veya bir ordu göndereceği zaman, onu günün erken saatinde yola çıkarırdı. Sahr tüccardı, o da ticarete günün ilk saatinde çıkardı. Böylece zengin oldu ve malı arttı.”Ebü Dâvud, Cihâd 85 (2606); Tirmizî, Büyü 6, (1212).ARKADAŞ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2156
  • Eslem Mevla Ömer İbnu’l-Hattab radıyallahu anh anlatıyor: “Hz. Ömer’e: “Binekler arasında kör bir deve var!” dedim. Bana: “Onu bir aileye ver, ondan istifade etsinler” dedi. ben “O kör olduğu halde (ondan istifade mi olur)?” dedim. “Onu deve sürüsüne katsınlar (otlamaya sürsünler)” dedi. Ben: “İyi ama arazide nasıl yayılacak?” dedim. “Bu hayvan cizye devesi mi sadaka devesi mi?” diye sordu. Ben, “cizye devesi!” deyince: “Vallahi siz bunu yemek istiyorsunuz” dedi. Ben de: “Üzerinde cizye devesi mührü var?” dedim. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh devenin kesilmesini emretti ve kesildi. Hz. Ömer’in yanında dokuz adet tabak vardı. Meyve, çerez her ne olsa ondan bu tabaklara koyup Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerine gönderirdi. Bu gönderdiklerinin en sonuncusu, kızı Hafsa’ya gönderdiği olurdu. Eğer bunda eksiklik olursa, kendi hissesinden tamamlardı.İşte bu devenin etinden de o tabaklara koydu ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerine gönderdi. Bu devenin etinden arta kalanın yemek yapılmasını emretti. Sonra Muhacir ve Ensar’ı ondan yemeye davet etti.”Muvatta, Zekat 44, (1, 279).ET

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3894
  • Ebu Katâde (radıyallalıu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Biriniz mescide girince oturmazdan önce iki rek’at kılıversin.”Buhari, Salat 60, Teheccüt 25; Müslim, Müsafirin 69, (714); Muvatta, Kasdu’s-Salât 57, (1, 162); Ebu Dâvud, Salât 19, (367; 368); Tirmizi, Salât 235, (316); Nesâi, 37, (2, 53).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3064
  • Bera İbnu’l-Azib radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Zülkade ayında umreye çıkmıştı. Mekkeliler Onun Mekke’ye girmesine izin vermediler. Resûlullah, gelecek yıl girmek, orada üç gün kalmak, Mekke’ye silahlar torbalarda olarak girmek, ailelerinden peşine düşmek isteyen çıksa bile kimseyi almamak, Ashabından Mekke’de kalmak isteyen çıkarsa kimseye mani olmamak şartları üzerine anlaşmıştı.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (Mekke’ye umre için) girip, müddet de dolunca, Mekkeliler Hz. Ali’ye gelip:Arkadaşına söyle! bizi terketsin, müddet doldu! dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çıktı, ancak Hamza’nın kızı radıyallahu anhüma peşine takıldı:Ey amcam, ey amcam! diye bağırıyordu. Hz. Ali radıyallahu anh onu alıp elinden tuttu. Hz. Fatıma radıyallahu anha’ya:Amcanın kızını yanına al! dedi. (Medine’ye gelince) kızı (yanına alma) hususunda Hz. Ali, Zeyd ve Cafer radıyallahu anhüm ihtilafa düştüler. Hz. Ali:O benim amcamın kızıdır! (Ben ehakkım) diyordu. Ca’fer radıyallahu anh:O hem amcamın kızı, hem de teyzesi nikahım altında! diyordu. Zeyd de:Kardeşimin kızıdır! diyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kazın, teyzesinin yanında kalmasına hükmetti ve: “Teyze anne makamındadır!” buyurdu. Hz. Ali radıyallahu anh’a yönelerek: “Sen bendensin, ben de senden!” buyurdu. Ca’fer radıyallahu anh’a: “Yaratılışın ve huyun bana benzer” diyerek iltifat etti. Zeyd radıyallahu anh’a da: “Sen bizim hem kardeşimiz, hem de mevlamız (azadlımız)sın!” buyurdu.”Buhari, Meğazi 43, Umre 3, Cezâu’s-Sayd 17, Sulh 6, Cizye 19; Müslim, Cihad 90, (1783).MUTA GAZVESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4240
  • Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin, içerisinde Bakara suresi okunan evden şeytan kaçar.”Müslim, Müsâfirin, 212, (780); Tirmizi, Sevabu’l-Kur’ân 2, (2780).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 443
  • İmam Mâlik’e ulaştığına göre, bir adam İbnu Ömer (radıyallahu anh)’e gelerek: “Ben birisine bir borç verdim. Bana, bunu daha üstün bir şekilde iadesini şart koştum” dedi ve hükmünü sordu. İbnu Ömer (radıyallahu anh): “Bu ribâdır” diye cevap verdi ve şu açıklamada bulundu: “Borç verme işi üç şekilde cereyan eder.1. Borç vardır, bunu vermekle sâdece Allah’ın rızasını düşünürsün. Karşılığında sana rıza-yı ilâhi vardır.2. Borç vardır, bununla arkadaşını memnun etmek istersin.3. Borç vardır, temiz bir malla pis bir şey almak için bu borcu verirsin. İşte bu ribâdır.”Adam: Öyleyse bana ne emredersiniz, ey Abu Abdirrahman? diye sordu. İbnu Ömer şu açıklamada bulundu: “Akdi yırtmanı tavsiye ederim. Borçlu, verdiğin miktarı aynen iade ederse alırsın. Verdiğinden daha az iade eder, sen de alırsan sevap kazanırsın. Eğer sana, daha iyi birşeyi gönül hoşluğu ile verirse, bu sana bir teşekkürdür, böylece teşekkürünü ifade ediyor demektir. Sana ayrıca, ona vâde tanıdığın için sevap vardır.”Muvatta, Büyû 92, (2, 681-682).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 337
  • Muhammed İbnu Ali anlatıyor: “Câbir İbnu Abdillah’ı dinledim. Diyordu ki:Hz. Ebu Bekr’e geldim. Ebu Bekr bana (birkaç avuç avuçlayıp verdikten sonra) şunları bir say!” dedi. Ben de saydım. Hepsi beşüz taneydi. Hz. Ebu Bekr: “Bunun iki mislini al!” dedi.”Buhârî, Hibe 18, Kefâlet 3, Şehâdât 28, Humus 17; Müslim, Fezâil 60, (2314).VEKÂLET

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5770
  • Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever.”Bir rivâyette: “Kim o isimleri sayarsa cenntete girer” buyurmuştur. Buhârî hadisi bu lafızla tahric etmiştir. Müslim’de “tek” kelimesi yoktur.Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502).Tirmizî’nin rivâyetinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Allah’ın isimlerini şöyle yazdı:O Allah ki O’nda başka ilâh yoktur. Rahman’dır. Rahim’dir. E1-Meliku’l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü’minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte’âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku’l-Mülki, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârru, en-Nâfiu,en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu es-Sâbüru.İsimleri bu şekilde, sâdece Tirmizî saymıştır.ALLAH’IN GÜZEL İSİMLERİNİN ŞERHİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1766
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “”Resûlullah aleyhissalâtu vesselam’ın yanında bir cenaze geçti. Oradakiler, cenaze hakkında hayırlı senada bulundular. Aleyhissalatu vesselam:Vacib oldu! (Vacib oldu! Vacib oldu!) buyurdular. Sonra bir cenaze daha geçti. Bunu kötü sözlerle yâdettiler. Resûlullah yine: “Vacib oldu!” buyurdular. Hz. Ömer radıyallahu anh:Ey Allah’ın Resûlü! Vacib olan nedir? diye sordu.Öncekini hayırla yâdettiniz ona cennet vacib oldu. İkincisini kötülükle yadettiniz ona da cehennem vacib oldu. Sizler Allah’ın yeryüzündeki şahidlerisiniz! buyurdu.”Buhari, Cenaiz 86, Şehadet 6; Müslim, Cenâiz 60, (949); Tirmizi, Cenaiz 63, (1058); Nesai, Cenaiz 50, (4, 49, 50); Ebu Dâvud, Cenaiz 80, (3233).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4474
  • Yahya İbnu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Kasım İbnu Muhammed’in şöyle söylediğini işittim: “İbnu Abbâs radıyallahu anhüma’ya bir kadın gelip:Ben oğlumu kurban etmeye nezrettim! (Ne dersin?) dedi. İbnu Abbâs ona:Oğlunu kesme, yeminine karşı keffârette bulun! diye cevap verdi. Bu cevap karşısında orada bulunan yaşlı bir zat:Bu nezirde nasıl keffâret olur? dedi. İbnu Abbâs açıkladı:Allah Teâla hazretleri Kur’ân-ı Kerim’de: Hanımlarına zıhâr yapanlarınız bilsin ki, bu sözleriyle hanımları onların anneleri olmuş olmaz. Gerçekten onlar çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar…” (Mücâdele 2) buyurmuş, sonra da gördüğün gibi, bu zıhârda bulunanlara keffâret takdir etmiştir.”Muvatta, Nüzûr 7, (2, 476).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5711