• Amr İbnu Avf radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Müslümanların silahlarını koydukları yerin en yakını Bevlâ’da olmadıkça kıyamet kopmaz.”Aleyhissalâtu vesselâm sonra: “Ey Ali, ey Ali, ey Ali!” diye nida etti. (Hz. Ali)Annem babam sana kurban olsun, (buyurun ey Allah’ın Resülü!) dedi.Aleyhissalâtu vesselâm: “Muhakkak ki, sizler Benî Esfar’la (Rumlarla) savaşacaksınız. Sizden sonra gelecek müslümanlar da onlarla savaşacaklar. Nihayet Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlar olan Hicaz halkı onlarla savaşa çıkacaklar. Konstantin’i tesbih ve tekbirlerle fethedecekler. Onlar daha önce benzerini elde etmedikleri ganimetler elde edecekler. Öyle ki (dirhem ve dinarları sayıyla değil, kalkanla ölçerek taksim edecekler. Bu sırada biri gelip şöyle diyecek: “Memleketinizde mesih çıktı: “Bilesiniz bu haber yalandır. Artık o haberi tutan (inanan) da pişmandır, terkeden (inanmayan) da pişmandır.”TÜRKLERLE SAVAŞ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7202
  • Amr İbnu Avf radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Müslümanların silahlarını koydukları yerin en yakını Bevlâ’da olmadıkça kıyamet kopmaz.”Aleyhissalâtu vesselâm sonra: “Ey Ali, ey Ali, ey Ali!” diye nida etti. (Hz. Ali)Annem babam sana kurban olsun, (buyurun ey Allah’ın Resülü!) dedi.Aleyhissalâtu vesselâm: “Muhakkak ki, sizler Benî Esfar’la (Rumlarla) savaşacaksınız. Sizden sonra gelecek müslümanlar da onlarla savaşacaklar. Nihayet Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlar olan Hicaz halkı onlarla savaşa çıkacaklar. Konstantin’i tesbih ve tekbirlerle fethedecekler. Onlar daha önce benzerini elde etmedikleri ganimetler elde edecekler. Öyle ki (dirhem ve dinarları sayıyla değil, kalkanla ölçerek taksim edecekler. Bu sırada biri gelip şöyle diyecek: “Memleketinizde mesih çıktı: “Bilesiniz bu haber yalandır. Artık o haberi tutan (inanan) da pişmandır, terkeden (inanmayan) da pişmandır.”TÜRKLERLE SAVAŞ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7202
  • İbnu Abbas (radıyallahu anh) “…Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur. Fakat bütün ihtiyat tedbirlerini alın…” (Nisa 102) ayeti Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh) hakkında, o yaralı iken nâzil oldu” demiştir.Buhari, Tefsir, Nisa 22.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 574
  • Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (halkın uğursuzluk çıkardığı) hiç bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir memur göndereceği zaman ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi ve hatta bunun neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye girecek olsa onun da ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi, hoşlanmazsa, bu, yüzünden okunurdu.”Ebu Davud, Tıbb 24, (3920).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4059
  • Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kadının saçını traş etmesini yasakladı.”Tirmizî, Hacc 75,(914).Rezîn’in ilâvesinde: “…Haccda da, umrede de” ziyadesi vardır. Bu ziyadeden sonra (Rezîn ilaveten şunu) der: “Onlara sadece teksîr (kısaltma) gereklidir.”* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 9
  • Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)”ı hacc ve umre her ikisi için de (ihrama girip) telbiye çekerken işittim.” Bekr İbnu Abdillah el-Müzenî demiş ki: “Ben bunu Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’e söyledim. Bana: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadece hacc için telbiye getirdi” diye cevap verdi.Sonra tekrar Enes (radıyallahu anh)’le karşılaştım ve İbnu Ömer’in sözünü kendisine aktardım. Bana (kızarak):Galiba bizi çocuk yerine koyuyorsunuz. Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı: Umre ve hacc için lebbeyk!” derken işittim”dedi.”Buhârî, Taksîru s-Salât 5, Hacc 24, 25, 27,117,119, Cihâd 104,126; Müslim, Hacc 185,(1232); Ebu Dâvud, Hacc 24, (1795); Tirmizî, Hacc 11, (821); Nesâî, Hace 49, (5, 150);İbnu Mâce, Hacc 38, (2968, 2969).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1258
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.”SEVAP ÜMİDİYLE HİBE

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6690
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.”SEVAP ÜMİDİYLE HİBE

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6690
  • Hz. Enes radıyallahu anh’ın anlattığına göre, “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın saçındaki aklardan sorulunca (Enes) şöyle cevap vermiştir:Allah O’nu, beyazla çirkinleştirmemiştir. “Bir rivayette de şöyle demiştir: “O, kişinin başında ve sakalında bulunan beyazları yolmasını mekruh addederdi. Ve (Enes radıyallahu anh): “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm saçlarını boyamadı. Beyaz kıl (onda nâdirdi ve sadece) alt dudağında, şakaklarında ve başında bir nebzecik vardı” derdi.”Müslim, Fezâil 104, 105 (2341).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5503
  • Hz.Abbas İbnu Abdilmuttalib (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bathâ nâm mevkide, aralarında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):Bunun ismi nedir bileniniz var mı? diye sordu.Evet bu buluttur! dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):Buna müzn de denir dedi. Oradakiler:Evet müzn de denir dediler. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) :Anân da denir buyurdu. Ashab da:Evet anân da denir dediler. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır? diye sordu.Hayır, vallahi bilmiyoruz! diye cevapladılar.Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir.Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilâve etti:Yedinci semânın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki sema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabâni keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki semâ arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisirıde Arş var, Arş’ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var. Allah, bütün bunların fevkindedir.Tirmizî, Tefsir, Hâkka, (3317); Ebû Dâvud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mâve, Mukaddime 13, (193).Bir rivâyette şu açıklama yer alır: “Bu hadisi Câmiu’1-Usül sâhibi, Kütüb-i Sitte’ye dâhil kitaplardan hiçbirine nisbet etmemiştir.”Katâde ve Abdullah’dan yapılan bir rivayet şöyle: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashalbıyla birlikte otururken bir kısım bulutlar geçmişti:Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, el-anân (denen buluttur), bu arzımızın sakasıdır. Allah Teâlâ bunu kendisine hiç ibâdet etmeyen bir kavme göndererek (su ihtiyaçlarını görür) dedi. Bir müddet sonra devamla:Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş bir dalga, korunmuş bir tavandır. Bunun üstünde diğer bir sema vardır dedi ve böylece üst üste yedi semanın olduğunu söyledi. Sonra konuşmasına devamla:İkisi arasında ne (kadar uzaklık) var biliyor musuzıuz? diye sorduktan sonra “Beş yüz yıl!” dedi. Sonra tekrar:Bunun gerisinde ne olduğunu biliyor musunuz? Bunun gerisinde su var. Suyun gerisinde Arş var. Allah, Arş’ın fevkindedir. Ademoğlunun ef’âlinden hiçbiri O’na gizli kalmaz buyurdu. Sonra tekrar:Bu arz nedir, biliyor musunuz? Bunun altında bir diğer arz var, ikisi arasında beş yüz yıl var. Böylece yedi arzın varlığını birer birer saydı hadisi zikretti.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1661