• İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele” ayeti nazil olduğu zaman, Müslümanlar bundan fazlaca kaygulandılar. Hz. Ömer (radıyallahu anh): “Ben sizin üzüntünüzü gidereceğim, haydi gelin” dedi ve gidip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e müracaat ederek: “Ey Allah’ın Resûlü, dedi bu ayet ashabını çok kaygılandırdı.” Hz. Peygamber: “Allah zekâtı, malınızda bâki kalan kirliliği temizlemek için farz kıldı. Nitekim, sizden sonrakilere kalması için de mirası farz kıldı” buyurdu.İbnu Abbas devam etti: (Resûlullah’ın bu açıklaması üzerine) Hz. Ömer (radıyallahu anh) sevincinden (Allahu ekber) dedi. Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) açıklamasına devamla, Hz. Ömer (radıyallahu anh)’e: “Kişinin kendi lehine biriktirdiği şeyin ne olduğunu sana haber vereyim mi? Bu, saliha bir kadındır. Yani nazar ettiği zaman kendini hoşnud kılacak, emrettiği zaman itaat edecek, evinden uzaklaştığı zaman (malını ve namusunu) koruyacak olan kadın.”Ebu Dâvud, Zekat 32, (1664).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 646
  • Abdurrahman İbnu’s-Saib anlatıyor: “Sa’d İbnu Ebi Vakkas yanımıza geldi. Gözü kapanmış idi. Kendisine selam verdim. “Sen kimsin?” dedi. Kendimi tanıttım. Bunun üzerine dedi ki: “Kardeşim oğluna merhaba! Duydum ki senin Kur’an okumaya güzel sesin varmış. Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam’ı dinledim. Demişti ki: “Şu Kur’an hüzünlü olarak nazil oldu, Öyleyse onu okuyunca ağlayın. Eğer ağlayamazsanız ağlamaya çalışın ve onu güzel okuyun. Onu güzel okumaya gayret etmeyen bizden değildir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6348
  • İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup:(Hastalık nev’inden) hiçbir şey hiçbir şeye sirayet etmez! buyurmuşlardı ki bir bedevi:Ey Allah’ın Resûlü! Nasıl olur? Bir deve sürüsüne, kuyruğu ile haşefesini uyuzlamış bir deve gelince hepsini uyuzlu yapar! dedi. Aleyhissalatu vesselâm:Pekalâ, birincisini kim uyuzladı? Ne sirayet, ne safer (inancınızda hakikat) vardır. Şurası muhakkak ki, Allah her nefsi yaratmış, onun hayatını, ölümünü, rızkını ve uğrayacağı musibetlerini yazmıştır.Tirmizi, Kader 9, (2144).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4802
  • Ahnef İbnu Kays radıyallahu anh anlatıyor: “Şu adamı kastederek (evden) çıkmıştım. Yolda Ebu Bekre radıyallahu anh’a rastladım.Ey Ahnef nereye gidiyorsun? dedi.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın amcaoğluna yardım etmeyi arzu ediyorum! dedim.Dön! dedi. Zira ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim: İki müslüman kılıçlarıyla birbirlerinin üzerine yürürlerse öldüren de ölen de ateştedir!” (Bu söz üzerine Resûl-i Ekrem’e): “Ey Allah’ın Resûlü! Katili anladık ama maktûl niye ateşte?” diye sorulmuştu.Çünkü o da kardeşini öldürme hırsı taşıyordu! cevabını verdi. -Bir başka rivayette ise: “O da kardeşini öldürmek istemişti” demiştir.-“Buhari, Diyat 2, Fiten 10; Müslim Fiten 14, (2888); Ebu Davud, Fiten 5, (4268); Nesai, Tahrim 29, (7, 125).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4771
  • Muvatta’nın bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: “Bir adam Hz. Ömer (radıyallahu anh)’e, ihramda iken öldürdüğü çekirge hakkında sordu. Hz. Ömer, (yanında bulunan) Ka’bu’l-Ahbâr’a: “Gel beraber hükmedelim” dedi. Ka’b: “Bir dirhem tasadduk etmesi gerekir” diye hükmetti. Hz. Ömer ona: “Sen dirhemleri buluyorsun. Şurası muhakkak ki hurma, çekirgeden daha hayırlıdır” dedi.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1251
  • İbnu Ebi Evfa (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Bir adam gelerek- “Ey Allah’ın Resülü! dedi, ben Kur’àn’dan bir parça seçip alamıyorum. Bana kifâyet edecek bir şeyi siz bana öğretseniz!”Öyleyse, buyurdu, Sübhânallah velhamdüIillah, ve lâilâhe illallah, vallahu ekber, velâ havle vela kuvvete illâ billâh. (Allahım seni tenzih ederim, hamdler sana mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç kuvvet Allah’tandır) de.Ey Allah’ın Resülü! dedi, bu zikir Allah içindir. (O’nu senâdır), kendim için dua olarak ne söyleyeyim?Şöyle dua et: Allahım bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rızık ver!Adam (dinleyip, kalkınca) ellerini sıkıp göstererek: “Şöyle (sımsıkı belledim!)” dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), bunun üzerine:İşte bu adam iki elini de hayırla doldurdu !.. buyurdu.”Ebü Davud, Salât 139, (832); Nesâi, İftitâh 32, (2, 143); Hadis Ebü Dâvud’da tam olarak, Nesâi’de kısmi olarak rivâyet edilmiştir.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1855
  • İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kim namazda izarını (gömleğini) çalımla yere değecek kadar uzatırsa, Allah onun ne günahını affeder, ne de onu kötü amellere karşı korur.Ebu Dâvud, Salât 83, (637).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5188
  • Âsım el-Ahvel anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın su bardağını Enes İbnu Malik radıyallahu anh’ın yanında gördüm; bardak çatlamıştı. Enes onu gümüş (halkalar) ile bağlayıp tutturmuştu.” Âsım ilaveten dedi ki: “O nudâr ağacından yapılmış geniş, (güzel) bir bardaktı.”Ma’mer der ki: “Nudâr, Necid’de yetişen bir ağaç çeşididir.”Enes der ki: “Ben bu bardakla, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a sayamayacağım kadar çok su verdim!”Muhammed İbnu Sirin rahimehullah der ki: “Ben bu bardağı gördüm. Onun demirden bir halkası vardı. Enes onun yerine gümüşten veya altından bir halka koymak istemişti. Ebu Talha kendisine:Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yapmış olduğu bir şeyi değiştirme! dedi. O da bundan vazgeçti.Enes radıyallahu anh der ki: “Ben bu kadehimle Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a her çeşit meşrubat içirdim: Bal, nebiz, su ve süt!”Buhari, Eşribe 30, Humus 5, (Hadis bu veçhiyle Buhari’de mevcut olmayıp Ahmed İbnu Hanbel’in Müsned’inde gelmiştir: ( 247).FİTNE PATLAK VERİNCE YAPILACAK TAVSİYE

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4723
  • Ebu Berse radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kıyamet günü, dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları (Rabbinin huzurundan) ayrılamaz:-Ömrünü nerede harcadığından,-Ne amelde bulunduğundan,-Malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından,-Vücudunu nerede çürüttüğünden.”Tirmizi, Kıyamet 1, (2419).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5033
  • Sümeyy Mevla İbnu Ebi Bekr İbni Abdirrahman anlatıyor: “Ka’kâ ve Zeyd İbnu Eslem, beni, Sa’id İbnu Müseyyeb rahimehullah’a gönderip müstehazenin nasıl yıkanacağını sordular. Said şöyle açıkladı: “Müstehaze, öğleden öğleye yıkanır ve her namaz için abdest alır. Şayet kan galebe çalacak olursaa bir bezle sargı yapar.”Ebu Davud, Taharet 114, (301).(Ebu Davud) der ki: “İbnu Ömer ve Enes radıyallahu anhüm’den de bu şekilde (yani “Öğleden öğleye yıkanır” diye) rivayet edildi. Bu, aynı zamanda Salim İbnu Abdillah, Hasan Basri ve Ata rahimehumullah’ın görüşüdür.”İmam Malik dedi ki: “Zannım o ki, İbnu Müseyyeb’in hadisi “temizlik vaktinden temizlik vaktine” olacaktı; “öğle vaktinden öğle vaktine” şeklinde gelmiştir. Herhalde buna bir vehim karışmış.”Bu hadisi el-Misver İbnu Abdilmelik de rivayet etmiştir. Onun rivayetinde da ” temizlik vaktinden temizlik vaktine” şeklinde gelmiştir. Şu halde raviler bunu “öğleden öğleye” diye çevirmiş olmalı. Derim ki: “Kadi İyaz’ın zikrine göre ……………… noktalı rivayet sahihtir. Doğruyu Allah bilir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3831