• Amiru’ş-Şa’bi rahimehullah der ki: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kim, sahibinin beslemekten aciz kalarak bırakıverdiği bir hayvan bulur da, onu alıp ihya edecek olursa o onun olur.Ebu Dâvud, Büyü’ 77, (3524, 3525).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5274
  • Abdurrahman İbnu Ebi Leyla anlatıyor: “Zeyd İbnu Ebi Erkâm cenazelerimiz üzerine dört tekbir getirirdi. Bir ara bir cenaze üzerine de beş tekbir getirmişti. Sebebini kendisinden sordum, dedi ki: “Resulullah o tekbirleri getirirdi.”Müslim, Cenaiz 72, (957); Ebu Dâvud, Cenâiz 58, (3197); Tirmizi, Cenâiz 37, (1023); Nesai, Cenâiz 76, (4, 72).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3035
  • Ebu’l-Ahvas babasından naklen diyor ki: “Üzerimde âdi bir elbise olduğu halde Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına gelmiştim. Bana:Senin malın yok mu? diye sordu.Evet var! cevabıma:Hangi çeşit maldan? sorusunu yöneltti.Her çeşit maldan Allah bana vermiştir (deve, sığır, davar, at, köle, hepsinden var) demem üzerine:Öyleyse Allah Teâlâ hazretleri sana bir mal verdiği vakit Allah’ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti senin üzerinde görülmelidir! buyurdular.”Nesâi, Zinet 83, (8,196).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5227
  • Cabir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Allah Teâla hazretleri Medine’yi Tâbe diye tesmiye buyurdu.Müslim, Hacc 491, (1385).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4579
  • Katâde rahimehullah anlatıyor: “Hz. Enes (radıyallahu anh)’in bize anlattığına göre, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın tek bir gusülle, bütün hanımlarını dolaştığı olmuştur.”Buhari, Gusl 12, 24, Nikah 4, 102; Ebu Dâvud, Tahâret 75, (218); Tirmizi, Tahâret 106,(140); Nesâi, Tahâret 170 (1,143).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3728
  • İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Hayber halkı dediler ki: “Ey Muhammed, bizi bırak, burada kalalım, araziyi ıslâh edip işleyelim.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da her ekinin ve Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın uygun göreceği. her bir şeyin mahsulünün yarısı onların olmak şartıyla araziyi onlara bıraktı.Abdullah İbnu Revâha (radıyallahu anh), her yıl oraya gelir, miktarı tahmin eder ve yarısının karşılığını onlardan alırdı. Yahudiler, Abdullah’ı tahminde gösterdiği titizlik sebebiyle Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e şikâyet ettiler. Hatta bir ara (lehlerine gevşek davranması için) rüşvet vermek istediler. Abdullah onlara:Bana haram mı yedirmek istiyorsunuz. Vallahi ben en ziyâde sevdiğim insanın yanından geldim. Sizin topunuz bana maymunlar ve hınzırlardan daha menfurdur. Buna rağmen, benim size olan buğzum, size karşı âdil olmama mâni değildir. Yahudiler, Abdullah (radıyallahu anh)’ı takdir edip:İşte bu adalet ve doğrulukla semâvat ve arz nizam içinde ayakta durur dediler.Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), her bir hanımına her yıl seksen vask hurma, yirmi vask arpa veriyordu. Hz. Ömer (radıyallahu anh) zamanında, Yahudiler Müslümanlara hile yaptılar İbnu Ömer (radıyallahu anh)’i bir evin damında uyurken geceleyin aşağı attılar, el ve (ayak) bileklerini çıkardılar. Hz. Ömer İbnu’l-Hattâb: “Hayber’de hissesi olan hazırlansın, aralarında taksim edelim” dedi. (Taksim edileceği zaman) reisleri:Bizi buradan çıkarma. Bizi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Hz. Ebu Bekir’in yaptıkları gibi yerlerimizde bırak dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona: “(Kararımızda) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın sözüne ters düştüğümüzü mü zannediyorsun?l) Bineğin seni Suriye’ye doğru bir gün, sonra bir gün, sonra bir gün daha koşturmasına ne dersin?” diye cevap verdi.Hz. Ömer (radıyallahu anh), Hayber’i, Hudeybiye ashâbından Hayber Seferi’ne iştirak etmiş olanlar arasında taksim etti.Buhârî, Megazî, 38; Ebu Dâvud, Cihâd 24, (3006).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1062
  • İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Bu gece Rabbimden bir (melek, elçi olarak) geldi. -Bir rivayette ise şöyle demiştir: Rabbim bana en güzel bir surette geldi” -ve: “Ey Muhammed!” dedi.Buyur Rabbim, emrindeyim! dedim.Mele-i A’la(da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun? dedi.Hayır! dedim. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. Hatta onun serinliğini göğüslerimde hissettim. Derken semâvat ve arzda olanları öğrendim. Sonra: “Ey Muhammed! Mele-i A’la (efradı) nelerde yarışır biliyor musun?” dedi.Evet! Dereceler(i artıran ameller)de, keffâretlerde. (Keffaretler ise) yaya olarak cemaatlere gitmek, şiddetli soğuklarda abtesti tam almak, namazdan sonra namaz beklemektir. Kiim bunlara devam ederse hayır üzere yaşar, hayır üzere ölür, günah mevzuunda da annesinden doğduğu gündeki gibi olur” dedim. Sonra tekrar: “Ey Muhammed!” dedi.Buyurun emrinizdeyim! dedim.Namaz kıldığın vakit, dedi, şunu oku: Allahım, senden hayırları yapmamı, kötü şeyleri de terketmemi ve fakirleri sevmemi talep ediyorum! Kullarına bir fitne arzu edersen, beni, fitneye düşmeden, yanına al!”(Gece bana gelen elçi -veya Rabbim- son olarak) dedi ki: “Dereceler ise, selamı yaymak, yemek yedirmek, insanlar uyurken gece namaz kılmaktır!”Tirmizi, Tefsir, Sâd, (3231, 3232).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4634
  • İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashabına şöyle dedi: “Uhud’da şehid olan kardeşleriniz var ya! allah, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arşın gölgesine asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır. Şehidler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: Kardeşlerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki bizler cennette dirileriz, rızıklanıyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak davranmasınlar!”Allah Teâla onlara cevaben:Sizin haberinizi ben duyuracağım buyurdu ve şu âyeti indirdi: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın bilakis onlar Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kenidlerine ulaşmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler” (Âl-i İmrân, 169).Ebu Dâvud, Cihâd 27, (2520).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 528
  • Esved İbnu Yezîd anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanında, Hz. Ali’nin Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın vasîsi olduğunu söylemişlerdi:Resulullah ona ne zaman vasiyette bulundu? Öleceği sırada o benim göğsüme yaslanmış vaziyette idi, bir leğen getirtti. Kucağımda bükülmüştü, öldüğünü bile hissetmedim. Öyleyse ona ne zaman vasiyet etti diye itiraz etti.”Buhârî, Vesâya 1, Megâzî 83; Müslim, Vasiyyet 19, (1636); Nesâî, Vesâya 2, (6, 240).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5764
  • Esved İbnu Yezîd anlatıyor: “Hz. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanında, Hz. Ali’nin Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın vasîsi olduğunu söylemişlerdi:Resulullah ona ne zaman vasiyette bulundu? Öleceği sırada o benim göğsüme yaslanmış vaziyette idi, bir leğen getirtti. Kucağımda bükülmüştü, öldüğünü bile hissetmedim. Öyleyse ona ne zaman vasiyet etti diye itiraz etti.”Buhârî, Vesâya 1, Megâzî 83; Müslim, Vasiyyet 19, (1636); Nesâî, Vesâya 2, (6, 240).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5764