• Ebu Sa’îdi’l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam hasta yatmakta iken yanına girdim. Elimi üzerine koydum, hararetini, yorganın üstünden elimin altında hissettim. “Ey Allah’ın Resülü! Hararetiniz çok fazla!” dedim.Biz (peygamberler) böyleyiz. Belalar bize katmerli gelir, buna mukabil ücretleri de katmerli verilir buyurdular.Ey Allah’ın Resülü! Hangi insanlar en çok bela çekerler? dedim. “Peygamberler!” buyurdular.Ey Allah’ın Resûlü! Sonra kimler? dedim.Sonra sâlihler! buyurdular ve açıkladılar: Onlardan biri fakirliğe öylesine müptelâ olur ki, kendini örten abadan başka birşey bulamaz. Onlar, sizin bollukla sevindiğiniz gibi fakirlikle sevinirler.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7173
  • Ebu Sa’îdi’l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam hasta yatmakta iken yanına girdim. Elimi üzerine koydum, hararetini, yorganın üstünden elimin altında hissettim. “Ey Allah’ın Resülü! Hararetiniz çok fazla!” dedim.Biz (peygamberler) böyleyiz. Belalar bize katmerli gelir, buna mukabil ücretleri de katmerli verilir buyurdular.Ey Allah’ın Resülü! Hangi insanlar en çok bela çekerler? dedim. “Peygamberler!” buyurdular.Ey Allah’ın Resûlü! Sonra kimler? dedim.Sonra sâlihler! buyurdular ve açıkladılar: Onlardan biri fakirliğe öylesine müptelâ olur ki, kendini örten abadan başka birşey bulamaz. Onlar, sizin bollukla sevindiğiniz gibi fakirlikle sevinirler.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7173
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir gün Hz. Cibril aleyhisselâm, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına geldi. O sırada Resülullah üzgün vaziyette oturuyordu. Sebebiyse Mekkelilerden biri vurup yaralamıştı, mübarek vücutları kana boyanmıştı. Hz. Cebrail: “Neyin var (niye üzgünsün)?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: “Şunlar bana yaptıklarını yaptılar!” dedi. CibrÎl: “Diler misin sana bir mucize göstereyim?” dedi. Resülullah: “Evet bana (bir mucize) gösterin!” buyurdu. Derken Cebrail aleyhisselâm, bulundukları vadinin gerisindeki bir ağacı gösterdi: “Şu ağacı çağır!” dedi. O da hemen çağırdı. Ağaç yürüyerek geldi önünde durdu. Cebrail aleyhisselâm: “Ona söyle de geri gitsin!”dedi. Aleyhissalâtu vesselâm ağaca: “Geri dön!” dedi, o da döndü, eski yerine vardı. (Bunu gören Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, “üzüntümün zâil olması için) bu bana yeter!” buyurdu.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7175
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir gün Hz. Cibril aleyhisselâm, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına geldi. O sırada Resülullah üzgün vaziyette oturuyordu. Sebebiyse Mekkelilerden biri vurup yaralamıştı, mübarek vücutları kana boyanmıştı. Hz. Cebrail: “Neyin var (niye üzgünsün)?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: “Şunlar bana yaptıklarını yaptılar!” dedi. CibrÎl: “Diler misin sana bir mucize göstereyim?” dedi. Resülullah: “Evet bana (bir mucize) gösterin!” buyurdu. Derken Cebrail aleyhisselâm, bulundukları vadinin gerisindeki bir ağacı gösterdi: “Şu ağacı çağır!” dedi. O da hemen çağırdı. Ağaç yürüyerek geldi önünde durdu. Cebrail aleyhisselâm: “Ona söyle de geri gitsin!”dedi. Aleyhissalâtu vesselâm ağaca: “Geri dön!” dedi, o da döndü, eski yerine vardı. (Bunu gören Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, “üzüntümün zâil olması için) bu bana yeter!” buyurdu.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7175
  • Hz. Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm pazartesi günü gönderildi. Hz. Ali radıyallahu anh da salı günü namaz kıldı.”Tirmizi, Menakıb. (3730).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4372
  • İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Hz. Hafsa radıyallahu anhâ’nın yanına girdim ve:(Ali ile Muaviye radıyallahu anhüma’nın Sıffin’deki hadiseleri sebebiyle halka gelenleri görüyorsun. (Şimdi Harameyn ve başka yerde hayatta kalan sahabeleri toplayıp fikirlerini almak istiyorlar.) Bu hilafet ve emirlik meselesinde bana hiçbir hak tanımadılar (bu sebeple gitmek istemiyorum, ne dersin?) dedim.Katıl. Çünkü onlar seni bekliyorlar. Onlardan geri durmanı, onların bir muhalefet saymalarından korkarım! dedi ve Abdullah, oraya gidinceye kadar Hafsa onu bırakmadı. (Hakemlerin hüküm vermesinden sonra) Hz. Muaviye bir hutbe irad etti ve (Abdullah’la babası Ömer’i kastederek) dedi ki:Kim bu hilafet meselesi hakkında bizimle konuşmak isterse kendini bize göstersin (meydana çıksın). Şurası muhakkak ki biz, halifeliğe ondan da babasından da ehakkız.Habib İbnu Mesleme der ki: “Abdullah’a: “Ona cevap vermedin mi?” dedim. Abdullah cevaben:Bu işe senden daha ehak olan, İslam adına sana ve babana karşı (Uhud’da, Hendek’te) mücadele vermiş olan Ali radıyallahu anh’tır! demek istedim. Fakat, herkesin arasına tefrika sokup, kan akıtacak ve istemediğim bir manaya çekilecek bir kelime sarfetmekten korktum. Allah’ın sabredene) cennette hazırladığı mükafaatları da hatırlayarak (Muaviye’ye karşılık vermedim) demiştir. Habib İbnu Mesleme: “Bu tavrı takdir ederek: “Sen bir fitneden (inayet-i ilahi ile) korunmuş ve (ciddi) bir felaketten muhafaza edilmişsin!” dedm” der.”Buhari, Megazi 29.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4785
  • İbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cihada çağırıldığınız zaman cihada koşun.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6815
  • Hz. Ali’ye ait bir başka rivâyette, Hz. Ali: “Namazımı kılar istirahat ederim” demişti. Kendisini ayıpladılar. O da şu cevabı verdi:Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı işittim. Şöyle demişti:

    Ey Bilal kalk, bizi namazla istirahate kavuştur.”Ebu Dâvud, Edeb 86, (4985, 4986).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3080
  • Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Utbe İbnu Ebî Vakkâs, kardeşi Sa’d’a: “Zemâ’a’nın cariyesinden doğan oğlan bendendir, onu sahiplen” diye vasiyet etmişti. Fetih yılında, onu Sa’d yakalayıp: “Bu, kardeşimin oğludur, kardeşim onu bana vasiyet etmişti!” dedi. Abd İbnu Zemâ’a da:O, benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur, onun yatağında doğmuştur! dedi. Problemin halli için Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a koştular. Sa’d radıyallahu anh:Ey Allah’ın Resülü! Bu kardeşimin oğludur. Kardeşim onun hakkında bana vasiyette bulundu. Hele onun benzerliğine de bakın! dedi. Abd:O benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur. Babamın yatağında doğdu! dedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, ondaki benzerliğe baktı. Utbe’ye açık bir benzerlik gördü. Sonra:Bu sana aittir ey Abd İbnu Zemâ’a. Çocuk yataga aittir, zâni için de mahrumiyet vardır buyurdu. Sonra da Sevde Bintu Zem’a’ya:Bun(u kardeşin bilme, ihtiyat et, ona karşı) tesettür et! emretti. Bu emri, onun Utbe’ye olan benzerliği sebebiyle vermişti.O, kadını, Allah’a kavuşuncaya kadar göremedi. Sevde, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcesi idi.”Buhârî, Vesâya 4, Büyü’ 3, 100, Husûmât 6, Itk 8, Ferâiz 18, 28, Hudüd 23, Ahkâm 29; Müslim, Radâ’ 36, (1457); Muvatta, Akdiye 20, (2, 739); Ebu Dâvud, Talâk 34, (2273); Nesâî, Talâk 48, 49, (6, 180, 181).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5282
  • Yine Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a arpa ekmeği ile kokusu değişmiş erimiş yağ getirmiştim. (Bir seferinde) şöyle söylediğini işittim: “Muhammed ailesinde, dokuz kadın bulunduğu bir zamanda, ne bir sa’ hurma, ne de bir sa’ hububat gecelememiştir.”Buhâri, Rehn 1, Büyü 14; Tirmizi, Büyü 7, (1215); Nesâi, Büyü 50, (7, 288).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2062