• Abdurrahman İbnu Semüre (radıyallâhu anh) anlatıyor:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    Ey Abdurrahman! Emîrlik isteme. Eğer senin talebin üzerine sana emîrlik verilirse, istediğin şeyin sorumluluğu sana yüklenir. Eğer sen talibi olmadan sana emîrlik verilirse, o işte yardım görürsün. Bir iş için yemin eder, sonra da aksini yapmakta hayır görürsen, daha hayırlı gördüğün ne ise onu yap, ettiğin yemin için de kefârette bulun.”Buhârî, Ahkâm 5, 6, Eymân 1; Müslim, İmâret 19, (1652); Ebü Dâvud, Harâc 2, (2929); Tirmizî, Nüzür 5, (1529); Nesâî, Adâbu’l-Kudat 5, (8, 225).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1695
  • Yahya İbnu Sa’îd anlatıyor: “Ebu’d-Derdâ, Selman-ı Fârisi radıyallahu anhüma’ya:Arz-ı Mukaddese’ye gel! diye yazmıştı. Selman ona şöyle cevap yazdı:Arz kimseyi takdis etmez. İnsanı mukaddes kılan şey amelidir. Bana ulaştığına göre, sen orada tabib kılınmışsın ve hastaları tedavi ediyormuşsun. Eğer tedavi edebiliyorsan ne mutlu sana. Eğer mütetabbib isen, insanları öldürüp cehennemlik olmaktan sakın!Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh iki kişi arasında hükmedince, onlar yanından ayrıldıkları vakit onlara bakar ve:Vallahi mütetabbibdir. Bana geri dönün. Kıssanızı bana iade edin (meselenizi iyice tetkik edeyim)! derdi.”Muvatta, Vasiyyet 7, (2, 769).RÜŞVET HAKKINDA

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4854
  • Yine Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Mü’minler cehennemden kurtarılıp, cennetle cehennem arasındaki köprüde bir müddet hapsedilirler. Bu sırada, aralarında dünyada geçmiş olan haksızlıklar kısas edilir. Böylece günahlardan temizlenip paklandıktan sonra cennete girmelerine izin verilir. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun, onlardan herbiri, cennetteki evini, dünyadaki evinden daha iyi bilir.Buhari, Mezalim 1, Rikâk 48.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5117
  • Amr İbnu Ebî’l-Ahvas (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’le birlikte Veda haccı’nda bulundum. Orada Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) irad ettiği hutbede önce Allah Teâla’ya hamd ü sena, hatırlatma ve tavsiyelerden sonra şöyle devam etti: “Hangi gün (bu günden) daha (mukaddes ve) haramdır? Bu soruyu üç kere tekrarladı. Cemaat: “el-Haccu’l-Ekber günü” diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devam etti: “Öyle ise bilin ki, kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız, birbirinize, bu ayınızda, bu beldenizde şu gününüz nasıl haramsa öylece haramdır, mukaddestir. Bilin ki herkesin cinayetinden kendisi sorumludur. Hiçbir babanın cinayetinden oğlu sorumlu tutulmaz. Haberiniz olsun ki, Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Bu sebeple, bir Müslümana, bizzat kendisi helal kılmadıkça kardeşinin hiçbir şeyi helâl değildir. Bilin ki cahiliye devrinden kalan bütün faizler mülgadır, terkedilecek ve alınmayacak. Faize verilen paranın sâdece sermaye kısmını yâni aslını alacaksınız, -böylece ne zulüm ve haksızlık etmiş ne de zulme ve haksızlığa uğramış olacaksınız- Abbas İbnu Abdi’l-Muttalib’in faizi hâriç. Zira onun tamamı mülgadır, terkedilmiştir. Haberiniz olsun ki, cahiliye devrinden kalan bütün kanlar da terkedilmiştir. (intikam peşine düşülmeyecek). İlga ettiğim ilk câhiliye kanı da el-Hâris İbnu Abdü’l-Muttalib’in kanıdır. Hâris, Benu Leys’ten tuttuğu bir süt anneye bebeğini emzirtiyordu. Çocuğu Hüzeyl adında birisi (bir kavga sırasında attığı bir taşla kazâen) öldürmüştü. Sakın ha, kadınlara da iyi muamele yapın. Çünkü onlar yanınızda esir durumundadır. Onlara iyi muamelenin dışında (terketmek dövmek gibi) bir başka şey yapmak hakkına sâhip değilsiniz. Ancak açık bir çirkinlikte bulunulursa o hâriç. Çirkin iş yapmaları hâlinde, önce yataklarını ayırın, (yine de devam edecek olurlarsa) yaralamıyacak şekilde dövün. Bundan sonra itaat ederlerse, (onların yaptığına ayırma-dövme gibi muamelelere) zulmen devam etmek için bir yol (bir bahâne) aramayın. Bilin ki, sizin kadınlarınız üzerinde bazı haklarınız var. Kadınlarınızın da sizler üzerinde bazı hakları vardır. Kadınlarınız üzerindeki haklarınız istemediğiniz kimselere yatağınızı çiğnetmemeleri, evlerinize hoşlanmadıklarınızın girmesine izin vermemeleridir. (Onların sizdeki hakları ise) yiyecek ve giyeceklerinde iyi davranmanızdır.Haberiniz olsun, şeytan şu beldenizde kendisine ebediyen tapılmayacağını idrak etmiştir. Fakat, sizin önemsemediğiniz şeylerde ona itaat devam edecek, bunlar da onu memnun kılacak (menfî neticeler hâsıl edecek)tır.Tirmizî, Fiten 2, (2610); Tefsir 2, (3087); Müslim, Hacc, 194, (1218).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 44
  • Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Esmâ Bintu Umeys, Muhammed İbnu Ebî Bekir’in doğumu sebebiyle Şecere nâm nevkide nifas olmuştu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz.Ebu Bekir (radı-yallahu anh)’i görüp, kadına yıkanıp ihrama girmesini emretmesini söyledi.”Müslim, Hacc 109, (1209); Ebu Dâvud, Menâsik 35, (1834); İbnu Mâce, Menâsik 12, (2911).â Bintu Ümeys (radıyallahu anhâ) Muhammed’i Beydâ’da doğurduğunu söylemiş, önceki hadisteki durumu aynen zikretmiştir.”Muvatta, Hacc 1, (1, 322); Nesâî, Hacc 26,(5,127.)Muvatta’nın bir başka rivayetinde şöyle denir: “(Esmâ..) Zülhuleyfe’de Muhammed’i doğurdu). Ebu Bekir (radıyallahu anh) ona yıkanmasını sonra da ihrâma girmesini emretti.”Nesâî, bir başka rivayette şu ziyadeyi ilâve eder: “…sonra hacc için ihrama girmesini, Ka’be’yi tavaf hâriç, herkesin yaptıklarını aynen yapmasını (emretti).”Yine Nesâî’nin bir başka rivayetinde (Esma) şöyle demiştir:Resûlullah’a (birisini) göndererek: Ne yapayım?” diye sordurdum. Bana: “Yıkan, (kan gelen kısma) sargı bağla, sonra da ihrama gir” haberini gönderdi.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1227
  • Ebu Leyla el-Ensarî radıyallahu anh anlatıyor: “(Bir gün) ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: “Hasta bir erkek kardeşim var” dedi. Resülullah: “Kardeşinin hastalığı nedir?” diye sordu. “Kardeşimde biraz delilik var!” dedi. “Git onu bana getir!” buyurdular. Adam gitti kardeşini getirdi. Resülullah önüne oturttu. Fatiha-ı şerife Bakara suresinin başından ilk dört ayeti, ortalarindan “Ve ila hüküm ilahün vahidün” Ayeti, Ayete’l-Kürsi, sonundan ise üç ayeti; Al-i İmrandan bir ayeti ki bunun “şehidallahu ennahula ilahe illa hu” ayetinin olduğunu zannediyorum-A’raf suresinden bir ayeti; “inne rabbikumüllezi halaga” ayeti; Mü’minün süresinden bir ayeti; “ve men yedea ma allahi ilahen ahare la ber hane lehu” ayeti; Cin süresinden bir ayeti, “Ve ennehu tuala ceddü rabbina mattehaza sahiibeten veleden” ayeti, Saffât suresinin başından on ayeti, Haşir suresinin sonundan üç ayeti; Kulhüvallahu Ahad suresi, Muavvizateyn surelerini okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti.”HZ. PEYGAMBER’İN GİYECEKLERİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7018
  • Hz. Hafsa (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’ın, nafıle namazlarını kılarken, ölümüne bir yıl kalıncaya kadar hiç oturduğunu görmedim. Bundan sonra hep oturarak kıldı. Namazda süreyi hep tertîl üzere okurdu. Bundan dolayı o süre, aslında ondan daha uzun olan süreden daha uzun görünürdü.”Müslim, müsâfırîn 118, (733); Muvatta, Cum’a 20, (1,137); Tirmizî, Salât 275, (373); Nesâî, Kıyâmu’l-Leyl 19, (3. 223).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2488
  • Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın elinde bir arabi yay vardı. Aleyhissalâtu vesselâm o sırada elinde farisi bir yay olan bir adam görmüştü: “Bu nedir? At onu!” buyurdular ve devamla: “Sizin şunu ve şunun benzerleri ile (el-kanâ denen) mızrakları edinmeniz gerekir. Çünkü Allah Teâla hazretleri, sizin için dini bunlarla güçlendirecek ve size muhtelif beldeler(in fethini) müyesser kılacaktır” buyurdular.”ALLAH YOLUNDA ATMAK

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6827
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Mü’mine cennette şu şu kadar (kadınla) cima gücü verilir!” buyurmuşlardı. Kendisine:Ey Allah’ın Resûlü! Buna tâkat getirilebilir mi? diye soruldu.Yüz (kişinin) gücü verilir! (Böyle olunca takat getirir!) buyurdular.”Tirmizi, Cennet 6, (2539).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5098
  • Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Kadın, kocasının kendisini boşadığını iddia eder ve bu iddiasına adil bir şahit de getirirse kocasından bu hususta yemin talep edilir. Boşamadım diye yemin ederse şahidin şehadeti batıl olur. Yeminden imtina ederse bu imtinası ikinci şahid yerine geçer.”MA’TUH, ÇOCUK VE UYUYANIN TALAKI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6591