
Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar.

Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:Malını satışa arzeden rızka erer, muhtekir (pahalanması için satmayıp bekleten)de lanete uğrar.

Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Hayvanlardan beş tanesi vardır ki bunların herbiri fâsıktır (zararlıdır). Harem bölgesinde olsun, Hill (denen Harem dışı) bölgesinde olsun bunlar öldürülür: Karga, çaylak, akrep, sıçan, kelb-i akûr (yırtıcılar).Buhari, Bed’u’l-Halk 16, Cezâ’u’s-Sayd 7; Müslim, Hacc 66-67, (1198); Muvatta, Hacc 90, (1, 357); Tirmizi, Hacc 21, (837); Nesai, Hacc 113, (5, 208).Müslim’in bir rivayetinde Hz. Aişe şöyle demiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm beş fâsığın Hill’de ve Harem’de öldürülmesini emretti.” Ebu Davud, Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan kaydettiği bir rivayetinde, karga yerine “yılan” demiştir.

Nâciye el-Huzâî (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hedy’ini Medine’den benimle gönderdi. Ben:Bunlardan yolda helak olan çıkarsa ben ne yapacağım? diye sordum.Hemen kesersin, nalınını kanına batırırsın, sonra onunla insanlar arasından çekilirsin, yerler dedi.”Muvatta, Hacc 148, (1, 380); Tirmizî, Hacc 72, (910); Ebu Dâvud, Menâsik 19, (1762); İbnu Mâce, Menâsik 101, (3105).

Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: Mekke’nin fethedildiği sene Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)’i Mekke’de işittim, şöyle buyuruyordu: “Cenab-ı Allah içki, ölmüş hayvan, domuz ve putun alım-satımını yasakladı.” Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Resûlü “ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne buyurursunuz, zîra onunla gemiler yağların, derilere sürülür, kandiller aydınlatılır” dendi. Cevâben: “O (nun satışı) haramdır” buyurdu ve ilâve etti: “Allah Yahudilerin canını alsın. Allah onlara ölmüş hayvanların iç yağını haram kıldığı vakit bu yağı erittiler, sonra satıp parasını yediler.”Buhârî, Büyû 112, Meğâzî 50; Müslim, Müsâkât 71 (1581); Ebu Dâvud, Büyû 66 (3486); Tirmizî, Büyû 93, (7, 309-310); İbnu Mâce, Ticarât 11, (2167).

Ebu Dâvud’dan gelen bir başka rivayette şöyle denmiştir: “Deve ve davarın sütünü memesinde bekletmeyin. Kim böyle (memede sütü bekletilmiş) bir hayvanı satın alırsa, sağdıktan sonra muhayyerdir: Memnun kalırsa hayvanı alıkor, memnun kalmazsa hayvanı iâde eder ve (sağdığı süte karşılık olmak üzere) bir sâ’ hurma verir.”Ebu Dâvud, Büyû 48 (3493).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Ümmü Hişâm Bintu Hârise İbnu ‘n-Nu ‘mân (radıyallalhu anhâ) anlatıyor: “Kâf ve’l Kur’âni’l-Mecîd sûresini, cuma günü minber üzerinden her cum ‘ada okurken Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın kendi dillerinden aldım.”Müslim, Cum’a 52, (873); Ebu Dâvud, Salât.229, (1100); Nesâi, Cum’a 28, (3, 107).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir umre, diğer umreye arada işlenenler için kefarettir. Hacc-ı Mebrûr’un karşılığı cennetten başka bir şey olamaz!”Buharî, Umre 1; Müslim, Hacc 437, (1349); Tirmizî,Hacc 90, (933); Nesâî, Menâsik 3, (5,112), 5, (5,115); İbnu Mâce, Menâsik 3, (2887); Muvatta, Hacc 65, (2, 346).

Ebü Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Aziz ve Celil olan Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar.Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir. Burada “el”, Allah’ın ihsan ve fazlından kinayedir.Müslim, Tevbe 32, (2760).

Hz. Ali (kerremallahu vechehu) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: “Kişi dört şeye inanmadıkça mü’min olmuş sayılmaz: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın kulu ve elçisi Muhammed olduğuma, beni (bütün insanlara) hakla göndermiş bulunduğuna şehâdet etmek, ölüme inanmak, tekrar dirilmeye inanmak, kadere inanmak”Tirmizî, Kader 10, (2146).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Düğün yemeği, düğünün birinci günü haktır, ikinci günü sünnettir, üçüncü günü desinler içindir. Kim desinler için iş yaparsa Allah da ona göre muamele yapar.”Tirmizi, Nikah 10, (1097).