
Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Biriniz secde edince kollarını, köpeğin yayması gibi yere yaymasın.”Tirmizî, Salât 205, (275); Ebü Dâvud, Salât 158, (901).

Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Biriniz secde edince kollarını, köpeğin yayması gibi yere yaymasın.”Tirmizî, Salât 205, (275); Ebü Dâvud, Salât 158, (901).

İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Cühelâ takımıyla münakaşa veya ülemâya karşı böbürlenme veya halkın dikkatini kendine çekme gayesiyle ilim talep eden ateştedir.

Hassan İbnu Atiyye, Cübeyr ibnu Nüfeyr’den, o da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın Zi-Mihber denen bir sahabisinden naklen anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Rumlarla güvenilir bir sulh yapacaksınız. Onlar arkanızda (başkalarına) düşman olacaklar, sizler (de diğer düşmanlarınızla) savaşacak ve (Allah’ın keremiyle) yardıma mazhar olacaksınız; ganimet elde edecek, selamete ereceksiniz. Sonra dönüp tepelikli bir çayıra ineceksiniz. Hıristiyanlardan biri salibi kaldıracak ve: Salib galebe çaldı!” diyecek. Müslümanlardan bir adam öfkelenip onu (salibi) kıracak. Bunun üzerine Rum, (antlaşmasına) ihanet edip büyük bir savaş için toplanacak. Müslümanlar da silaha sarılıp savaşacaklar. Allah bu orduya şehadet lutfedecek.”Ebu Davud, Melahim 2, (4292, 4293).

Hz.Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Ümmetim için en ziyade korktuğum şey Lüt kavminin amelidir” buyurdular.”Tirmizî, Hudud 24, (1457); İbnu M ce, Hudud 12, (2563).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a taundan sual edilmişti. Şu cevabı verdi: “O, sizden öncekilere Allah’ın gönderdiği bir azabtı. (Şimdi) Allah onu mü’minlere bir rahmet kıldı. Taun çıkan memlekette bulunan bir kul, kendisine Allah’ın takdir ettiği şeyin ulaşacağını bilip, sevap umuduyla sabredip orada kalır ve dışarı çıkmazsa, mutlaka ona şehid sevabının bir misli verilir.”Buhari, Tıbb 31, Enbiya 50, Kader 15.

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam müfeddem elbiseyi yasakladı.”Râvi Yezid demiştir ki: “Ben (hadisi bana rivayet eden) Hasan İbnu Süheyl’e “Müfeddem nedir?” diye sordum. Dedi ki: “Usfur ile kıyasıya boyanmış (kıpkırmızı olmuş) kumaştan elbisedir.”ŞÖHRET ELBİSESİ

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: “Akşam yemeği hazırlanmış ise, yemeğe namazdan önce başlayın. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin.”Buhârî, Et’ime 58, Ezân 42; Müslim, Mesâcid 64, (557); Tirmizî, Salât 262, (353); Nesâî, İmâmet 57, (2,111).

Yine Ebu Davud’un Sehl İbnu Huneyf’ten yaptığı bir diğer rivayetinde: “Rukye sadece nefse (insana değen gözden), veya zehire veya sokmaya karşı vardır.”Ebu Davud, Tıbb 18, (3888).

İmran İbnu Hüsayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Erguvanın üzerine oturmam, sarıya boyanmış olan elbiseyi, ipekten kenar çekilmiş elbiseyi giymem.” Râvi Hüsayn burada rivayeti keserek gömleğinin cebine işâret etti (ve anlatmaya devam ederek) Resülullah’ın geri kalan sözlerini tamamladı: “Haberiniz olsun erkeğin tîbi (sürünme maddesi) kokuludur, rengi yoktur; kadınların tîbi renklidir, kokusu yoktur.”Ravilerden biri demiştir ki: “Bu yasak kadının dışarı çıkma durumuyla ilgilidir. (Evinde) kocanın yanında olduğu takdirde istediği kokuyu sürünür.”Ebü Dâvud, Libâs 11, (4048).

Ukbe İbnu Âmir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Üç vakit vardır ki, Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) bizi o vakitlerde namaz kılmaktan veya ölülerimizi mezara gömmekten nehyetti:- Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar.- Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, meyledinceye kadar.- Güneş batmaya meyledip batıncaya kadar.”Müslim, Müsâfirîn 293, (831); Ebü Davud, Cenâiz 55, (3192); Tirmizi, Cenaiz 41, (1030); Nesâi, Mevakît, 31, (1, 275, 26).