• İbnu Mes’ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a selam verirdik, O da bize mukâbele ederdi. Necâşi’nin yanından döndüğümüz zaman O’na yine (namazda) selam vermiştik, bize mukabeleten selam vermedi.Ey Alah’ın Resülü, dedik, biz sana vaktiyle namazda selam verirdik, sen de selamımızı alırdın (şimdi niye almıyorsun)? dedik. Bizi şöyle cevapladı:Namazda meşguliyet var!Buhârî, Amel fis’s-Salât 2, 15, Fadilu’l-Ashâb 37, Müslim, Mesâcid 34, (538); Ebü Dâvud,170, (923, 924); Nesâî, Sehv 20, (3, 19).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2684
  • Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kim bir dalâlete çağırır ve buna uyulursa, bu kimseye kendine uyanların günahının bir misli aynen gelir, onların günahından da bir şey eksilmez. Kim de bir hayra çağırır ve kendisine uyulursa, buna da kendine uyanların sevaplarının bir misli verilir, bu ona uyanların sevabından bir şey eksiltmez.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6006
  • Sehl İbnu Sa’d (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İnsanlar iftarda ta’cile yer verdikleri müddetçe hayır üzere devam ederler.”Buhari, Savm 45; Müslim, Sıyam 48, (1098); Muvatta, Sıyâm 6, (1, 288); Tirmizi, Savm 13, (699).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3165
  • İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm), seferden dönerken, uğradığı her tümsekte üç kere tekbir getirir, arkadan da: “Lâ ilâhe iIlaIIâhu vahdehu Iâ şerike Ieh, Iehü’I-mülkü ve Iehü’I-hamdü ve hüve aIâ külli şey’in kadir. (AIIah’tan başka ilah yoktur. O tekbir, ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’nadır. O herşeye kadirdir) dönüyoruz, tevbe ediyoruz, kulluk ediyoruz, secde ediyoruz, Rabbimize hamdediyoruz. AIIah va’dinde sâdık oldu, kuluna yardım etti. (Hendek Harbi’nde) müttefik orduları tek başına helâk etti” derdi.Buhâri, Daavât 52, Ömer 12, Cihâd 133, 197, Megâzi 29; Müslim, Hacc 428, (1344); Muvatta, Hacc 243, (1,421); Tirmizi, Hacc 104, (950); Ebu Dâvud, Cihâd 170, (2770).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1808
  • Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: “Bir seferde Resûlullah’la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük.Ey Allah’ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!Mühim bir şey sordun. Bu, Allah’ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; Allah’a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah’a hacc yaparsın! buyurdular ve devamla: “Sana hayır kapılarını göstereyim mi?” dediler.Evet ey Allah’ın Resûlü dedim.Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yoketmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen): “Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek O’na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta bulunurlar” (Secde 16)Sonra sordu: “Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?”Evet, ey Allah’ın Resûlü! dedim. “Dinle öyleyse” buyurdu ve açıkladı:Bu dinin başı İslâm’dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!Sonra şöyle devam buyurdu: “Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber vereyim mi?”Evet ey Allah’ın Resûlü! dedim.Şuna sahip ol! dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?”Anasız kalasıca Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir? buyurdular.”Tirmizi, İman 8, (2619).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4627
  • Hz. Cabir İbnu Abdillah anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam akşam namazını kılıyordu, gelip hemen sol tarafına durdum, beni tutup sağına durdurdu.”İMAMIN ARKASINDA DURMAK MÜSTEHABTIR

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6246
  • Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cüzzamlı bir kimsenin elinden tuttu ve kendisiyle birlikte elini tabağa koydu, sonra da:Allah’a güvenerek ve O’na tevekkül ederek ye! buyurdu.”Ebu Davud, Tıbb 24, (3925); Tirmizi, Et’ime 19, (1818); İbnu Mace, Tıbb 44, (3542).Rezin şunu ilave etti: “Bunu Ebu Bekr ve Ömer radıyallahu anhüma da yaptılar ve aynı şeyleri söylediler.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3871
  • İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Bâkire bir kız, Resülullah aleyhissalatu vesselam’a gelerek, kendisi istemediği halde, babasının evlendirdiğini söyledi. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm, (bu nikahı) kabul edip etmemede kızı muhayyer bıraktı.”Ebu Dâvud, Nikah 25, (2096).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5622
  • Seleme İbnu’l-Ekva’ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte yedi gazve yaptım. Ayrıca çıkardığı seferlerden de dokuzuna katıldım. Bir defasında başımızda Ebu Bekr radıyallahu anh, bir defasında da Üsame İbnu Zeyd radıyallahu anhüma vardı.”Buhari, Megaazi, 87; Müslim, Cihad 148, (1815).BEDİR GAZVESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4198
  • Ebu Musa (radıyallahu anh)’nın rivayetine göre Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: “Emîn bir Müslüman mal muhafızı olsa ve vazîfesini dürüstlükle yapsa, şöyle ki, kendisine (sadaka vs. nevinden) emredileni gönül hoşluğuyla eksiksiz ve tam olarak yerine verse, sadakayı veren iki kişiden biri olur.”Buhârî, Zekât 25, Vekâlet 16, İcâre 1; Müslim, Zekât 79 (1023); Ebu Dâvud, Zekât 43, (1684); Nesâî, Zekât 66, (5, 79-80).Nesâî, hadisin başında şu ziyadeyi kaydetti: “Mü’min kişi, diğer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler.”EMR-İ Bİ’L-MA’RUF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKERTârık İbnu Şihâb anlatıyor: “Bayram hutbesini okuma işini namazdan öne alanın ilki Mervan’dır. O, bu işe tevessül edince cemaatten birisi ayağa kalkarak: “Yanlış iş yapıyorsun, namazın hutbeden önce kılınması gerekir” dedi. Mervan: “Artık o usül terkedildi” diyerek devam etmek istedi. Ebu Saîdu’l-Hudrî ortaya atılarak: “Bu adam, üzerine düşen vazifesini yaptı. Zira ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in şöyle söylediğini işittim: “Sizden kim (sünnetimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir.”Melâhim 17, (4340); Müslim, İman 78 (49); Ebu Dâvud; Salâtu’l-İydeyn 248 (1140); Tirmizî, Fiten 11 (2173); Nesâî, 17 (8, 111); İbnu Mâce, Fiten 20, (4013);Tirmizî’nin rivayetinde şöyle denir: “Bir adam kalkarak ey Mervan sünnete muhalefet ettin…” dedi.Ebu Dâvud şu ziyadeyi kaydeder: Sen bayram gününde minberi (musallaya) çıkardın. Halbuki daha önce bayramda minber çıkarılmazdı. Bir de hutbeyi namazda öne aldın.”Nevevî rivayetinde bu açıklamalar yok, sadece Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in sözleri var.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 87