• Ebu Cebîre İbnu’d-Dahhâk (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir âyet, biz Benî Selime hakkında nâzil oldu. Şöyle ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bize geldiği vakit herkesin mutlaka iki veya üç adı vardı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu adlarından biriyle: “Ey falan!” diye bir kimseyi çağırınca kendisine:- Ey Allah’ın Resûlü! O, bu isimle çağırılınca, kızar diye ikaz ediyorlardı. İşte bu durum üzerine şu âyet indi:Ey iman edenler, bir kavm diğer bir kavm ile alay etmesin. Olur ki (alay edilenler Allah indinde) kendilerinden (yani alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları (eğlenceye almasın). Olur ki onlar (eğlenceye alınanlar) kendilerinden daha

    hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim (Allah’ın yasak ettiği şeylerden) tevbe etmezse, onlar zalimlerin ta kendileridir (Hucurât, 11).Tirmizî, Tefsir, Hucurat (3264); Ebu Dâvud, Edeb 71, (4926).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 791
  • Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Eğer siz, namaz kılmak için koyun ağılı ve deve damından başka bir yer bulamadı iseniz, koyun ağılında namazınızı kılın, fakat deve damında kılmayın.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6187
  • Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Geceleyin yolların üzerine yatmaktan, oralarda namaz kılmaktan sakının. Çünkü yolların üstü yılanların ve vahşî havvanların sığınağıdır. Yolların üzerine abdest bozmaktan da sakının. Çünkü bu, lanet vesilesidir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6057
  • Sefine radıyallahu anh anlatıyor: “Ben Ümmü Seleme radıyallahu anha’nın kölesi idim. Bir gün bana: “Seni azad ediyorum, ancak yaşadığın müddetçe Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ‘a hizmet etmeni şart koşuyorum” dedi. “Sen bu şartı koşmasan da başka bir şey yapacak değilim!” dedim. Beni azad etti ve bana bu şartı koştu.”Ebu Davud, Itk 3, (3932); İbnu Mace, Itk 6, (2526).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4140
  • Amr İbnu’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a sordum:(Ey Allah’ın Resulü!) İnsanların hangisi size daha sevgilidir?Aişe! buyurdular.Ya erkeklerden? dedim.Babası! buyurdular.Sonra kim? dedim.Ömer! buyurdular ve başka bazı erkekler saydılar.”Buhari, Meğazi 63; Müslim, Fezailu’s-Sahabe 8, (2384); Tirmizi, Menakıb, (3879).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4344
  • İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Zü’l-huleyfe’de, vadinin içinde istirahatgâhında iken yanına gelip kendisine: “Sen mübarek Batha’dasın!” diyen olmuş. Musa İbnu Ukbe der ki: “Sâlim rahimehullah, Abdullah’ın devesini ıhdırdığı mescidin yanına bizim de devemizi ıhdırırdı. Abdullah İbnu Ömer orada Resûlullah’ın istirahat ettiği yeri araştırmak gayesiyle devesini ıhtırırdı. Orası, vadinin dibindeki mescidin aşağısında, mescidle kıble arasında orta bir yerdir.”Buhari, Hacc 16, Hars 15, İ’tisam 16; Müslim, Hacc 434, (1346); Nesai, Hacc 24, (5, 126, 127).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4585
  • Mugîre İbnu Şu’be (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben, Necrân’a gelince bana sordular: “Sizler şu ayeti okuyordunuz: “Ey Harun’un kızkardeşi: Baban kötü bir kimse değildi…” (Meryem 28). Halbuki, Hz. Musa, Hz. İsa (aleyhimâ’s-selam)’dan yüzlerce yıl önce yaşamıştır. (Nasıl olur da Hz. İsa’nın annesi olan Hz. Meryem, Hz. Musa’nın erkek kardeşi olan Hz. Harun’un kızkardeşi olur?)” Ben Merdine’ye Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına gelince, bu meseleyi ona sordum, şu cevapta bulundular: “Onlar, kendilerinden önce yaşamış olan peygamberlerinin ve salih kişilerin isimleriyle isimleniyorlardı.”Müslim, Adâb 9, (2135); Tirmizi, Tefsir, Meryem, (3154).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 700
  • Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) balı ve tatlı şeyleri severdi. Ayrıca, ikindi namazlarını kıldıktan sonra (hergün) kadınlarını teker teker ziyaret eder, her birine yaklaşır (sohbette bulunurdu.) Bu ziyaretlerinin birinde Hz. Hafsa (radıyallahu anhâ)’nın yanına girmişti. Bu defa onun yanında, her zamanki kaldığı mutad müddetten fazla kaldı. Ben bunu kıskanarak sebebini (Resülullah’ın diğer hanımlarından) sordum. Bana: “Yakınlarından bir kadın Hafsa’ya bir okka (Tâif) balı hediye etti, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a ondan şerbet yapıp ikram etmiş olmalı, (o da şerbet hatırına sohbetini biraz uzatmıştır)” dediler. Ben:- Öyleyse, kasem olsun biz de ona mutlaka bir hile kurmalıyız! dedim. Sevde (radıyallahu anhâ)’ye:- (Hafsa’dan sonra sıra senin) O girince sana yaklaşacak. Sana yaklaşınca O’na: Ey Allah’ın Resûlü! Sen megâfıh mi yedin?” diyeceksin. (Ben biliyorum ki, o sana:) “Hayır!”diyecek. O zaman sen de:Öyleyse senden burnuma gelen bu koku da ne? diyeceksin.” Bir rivayette Hz. Aişe şu açıklamayı yapar: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisinde kötü bir koku hissedilmesine tahammül edemez, buna çok üzülürdü (Bu sebeple gerçeği. itiraf ederek) muhakkak “Hafsa bana bal şerbeti ikram etti” diyecek. O zaman sen kendisine “Demek ki arı, balını urfut ağacından almış” diyeceksin. (Senden sonra bana uğradığı zaman) ben de böyle hareket edip aynı şeyleri söyleyeceğim. Ey Safıyye, sana uğradığı zaman sen de aynı şeyleri söyle! dedim.”Hz. Aişe anlatmaya devam etti:Sevde (bilâhere bana) dedi ki: Kendinden başka ilâh bulunmayan Allah’a kasem olsun, bana tenbih ettiğin şeyleri, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kapıdan görünür görünmez, senden korktuğum için (unutmadan) hemen söylemek istedim.” Ne ise, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine yaklaşınca Sevde: “Ey Allah’ın Resûlü meğâfır mi yediniz?” der:Hayır! cevabını alır. Bunun üzerine aralarında şu konuşma geçer:- Öyleyse bu koku da ne?Hafsa bana bal şerbeti ikram etti.- Demek ki arı urfut yemiş.Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatmaya devam ediyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana uğrayınca ben de aynı şeyleri söyledim. Keza, Safıyye (radıyallahu anhâ)’ye uğrayınca o da aynı şeyleri söyledi.Müteâkiben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hafsa (radıyallahu anhâ)’nın yanına girince:- Ey Allah’ın Resûlü sana o şerbetten ikram edeyim mi? diye sorar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):- Hayır, ihtiyacım yok! cevabını verir. (Bu durumu işittiği zaman) Sevde (radıyallahu anhâ):- Allah’a kasem olsun balı ona haram ettik! dedi. Ben kendisine:- Sus, (sesini çıkarma) dedim.”Buhârî, Talâk 8, Nikâh 103, Et’ime 32, Eşribe 10, 15, Tıb 4, Hiyel 5; Müslim, Talâk 20, (1474); Ebü Davud, Eşribe 11, (3715); Nesâî, Talâk 16, (6,151,152).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 836
  • Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: “Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya bir başka topluluğa katılmak maksadı dışında, savaş günü arkasını düşmana dönen kimse Allah’tan bir gazaba uğramış olur. Onun varacağı yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüştür!” (Enfâl, 16) ayeti Bedir günü indi.”Ebu Davud, Cihâd 106, (2648).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 619
  • İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Balda on tuluk için bir tuluk zekat vardır.”Tirmizi, Zekât 9, (629).YETİM MALININ ZEKÂTI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2011