• Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Eğer Allah Teâla hazretleri, kullarından yağmuru beş yıl tutup sonra gönderecek olsa, insanlardan bir grubu kâfir olur ve: Micdeh yıldızı sebebiyle yağmura kavuştuk!” derdi.”Nesâî, İstiska 16, (3,165).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5736
  • Muhammed İbnu Sayfi radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam Aşure günü bize sordu: “Bugün sizden bir şey yiyen var mı?” Biz de: “Yiyen de var yemeyen de” dedik. Bunun üzerine: “Bu günün geri kalanını bir şey yiyen de, yemeyen de (oruçla) tamamlasın. Arûz halkına da haber salın, onlar da günün geri kalan kısmını (oruçla) tamamlasınlar” buyurdu.” Ravi der ki: “Arûz ile, Medine civarındaki Arûz nam mevkiin ahalisini kastetti.”PAZARTESİ-PERŞEMBE ORUCU

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6497
  • Ferve İbnu Müseyrk (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e bir gün:- Ey Allah’ın Resûlü, kavminden yüz çevirenlere karşı, İslâm’ı benimseyenlerle bir olup mücadele edeyim mi? diye sordum. Onlarla savaşma hususunda bana izin verdi ve beni emir tayin etti. Ben (Medine’den) ayrılınca:Gutayfî ne yaptı.? diye benden sormuş. Kendisine, gittiğim söylenince hemen peşimden birisini göndererek beni geri çağırdı ve şu talimatı verdi:Kavmini İslâm’a davet et. Onlardan İslam gelenlerin Müslümanlığını kabul et. Kabul etmeyenler için savaşmakta acele etme, ben sana yeni bir emir gönderinceye kadar bekle.Der ki: Sebe kavmi hakkındaki âyetler nâzil olmuştu. Bir adam sordu:- Ey Allah’ın Resûlü, Sebe de ne? Bir yer veya bir kadın mıdır?Ne bir yer, ne de bir kadın değildir. Bilakis bir erkektir. On çocuklu bir Arap. Bu çocuklardan altısı Yemen cihetine gidip yerleşti, dördü de Şam cihetine gidip yerleşti. Şam tarafına gidenler Lahm, Cüzâm, Gassân ve Âmile kabilelerini ortaya çıkardılar. Yemen tarafına gidenler ise Ezd, Es’ariyyun, Hımyer, Kinde, Müzhic ve Enmâr halkını

    meydana getirdiler.Bir adam:Enmâr da ne? diye sordu.Enmâr, dedi, Has’am ve Becîle kabilelerinin mensup olduğu cemaattir.Ebu Dâvud, Hurufve’l-Kırâ’ât 1, (3978); Tirmizî, Tefsir, Sebe, (3220).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 751
  • İbnu Abbas (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) için kuru üzümden şıra kurulunca, o gün, ertesi gün ve daha sonraki gün yani üçüncü günün akşamına kadar onu içerdi. Sonra, kalanının hizmetçilere içirilmesini veya dökülmesini emrederdi.”Müslim, Eşribe 79, (2004); Ebü Dâvud, Eşribe 10, (3713); Nesâî, Eşribe 56, (8, 333).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2258
  • Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hasan ve Hüseyin’i kim severse mutlaka beni de sevmiştir. Kim de onlara buğzetmişse mutlaka bana da buğzetmiştir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5988
  • Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Uhud günü: “Peygamberine böyle yapan bir kavme Allah’ın öfkesi arttı” dedi ve (kırılan) dişine işaret etti. Ve ilave etti: “Allah’ın gadabı, Resûlullah’ın Allah yolunda öldürdüğü kişiye de Allah’ın öfkesi şiddetlendi.”Buhari, Megazi 24; Müslim, Cihad 106, (1793).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4224
  • Bir diğer rivayette Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki:”Hums: Allahu Teâlâ hazretlerinin, haklarında: “Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin” (Bakara 199) âyetini indirdiği kimselerdir.”Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) devamla şu açıklamayı yaptı: “İnsanlar Arafat’ta (vakfe yaparak oradan) boşanırlardı. Hums olanlar ise, Müzdelife’de (vakfe yaparak oradan) boşanırlar ve: “Biz ancak Harem’den akın ederiz” derlerdi. Ancak, “Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden siz de akın edin” (Bakara 199) meâlindeki âyet nâzil olunca, onlar da, (vakfe için) Arafat’a çıktılar.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1387
  • Urve’den yapılan bir rivayet şöyledir: “Hz. Üsâme (radıyallahu anh)’ye : “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Veda haccından, ifâzadan (Arafat’tan ayrıldıktan) sonra yolculuğu nasıl yaptı?” diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi:Hızlı yürürdü. Ancak yolda bir düzlüğe rastlarsa daha hızlı yürürdü.Buhârî, Hacc 92, Cihâd 136, Megâzî 77; Müslim, hacc 282, (1286); Muvatta, Hacc 176, (1, 392); Ebu Dâvud, Menâsik 64, (1923); Nesâî, Hacc 205, (5,259).1405 -Fâtıma Bintu’l-Münzir anlatıyor: “Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) kendisi ve beraberindekilere Müzdelife’de sabah namazı kıldırıverecek olan kimseye, şafak söktüğü zaman kıldırmasını emredip, bineğine atlar ve Mina’ya hareket eder (yolda da) durmazdı.”Muvatta, Hacc 175, (1, 392).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1404
  • Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm), bize bıyığın makaslanıp, tırnağın kesilmesini, koltuk altının yolunup, eteğin traş edilmesini kırk gün aşmayacak şekilde vakitledi.”Müslim, Taharet 51, (258); Ebü Davud, Tereccül 16, (4200); Tirmizî, Edeb 15, (2759); Nesaî, Tahâret 13, 14, (1, 15, 16).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2124
  • Mus’ab İbnu Sa’d İbni Ebi Vakkâs (radıyallahu anh) anlatıyor:Ben, Sa’d İbni Ebi Vakkâs (radıyallahu anh)’a Kur’an tutuyordum. Bir ara kaşındım. Sa’d:

    Her halde zekerine değdin?” dedi. Ben “evet!” deyince:Kalk, abdest al!” emretti. Ben de gidip abdest alıp geri döndüm.Muvatta, Tahâret 59, (1,42).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3646