• Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Uhud, şüphesiz bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır ve cennet bahçelerinden bir bahçenin üstündedir. Ayr dağı da cehennem derelerinden bir derenin üzerindedir.”YAĞMUR YAĞARKEN KA’BE’Yİ TAVAF

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6884
  • Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, büyükanneye, önünde, (ölenin) anne(si) olmadığı takdirde, altıda bir pay koydu.”Ebu Davud, Feraiz 5, (2895).KIZLAR VE KIZKARDEŞLER

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4682
  • Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışların başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar.”Rezin ilâvesidir. Beyhaki Şuabu’l-İman’da kaydetmiştir. Hadisin ikinci yarısı Ebü Dâvud’da tahric edilmiştir. Edep 125, (5150).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1944
  • İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:İnsanda bulunan en şerli şey aşırı cimrilik ve şiddetli korkudur.Ebu Davud, 22 (2511).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5849
  • İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Benden bir şey işitip onu (artırıp eksiltmeden) işittiği şekilde başkasına ulaştıran kimsenin (Kıyamet günü) Allah yüzünü taze kılsın. Zira, kendisine ulaştırılan öyleleri var ki, bizzat işitenden daha iyi kavrar.”Tirmizi, İlm 7, (2658).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4096
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Benî İsrail’den üç kişi vardı: Biri alatenli, biri kel, biri de âmâ. Allah bunları imtihan etmek istedi. Bu maksadla onlara (insan suretinde) bir melek gönderdi.

    Melek önce alatenliye geldi. Ve: En çok neyi seversin?” dedi. Adam:Güzel bir renk, güzel bir cild, insanları benden tiksindiren halin gitmesini! dedi. Melek onu meshetti. Derken çirkinliği gitti, güzel bir renk, güzel bir cild sahibi oldu. Melek ona tekrar sordu:Hangi mala kavuşmayı seversin?Deveye! dedi, adam. Anında ona on aylık hamile bir deve verildi.Melek:Allah bunları sana mübarek kılsın! deyip (kayboldu) ve Kel’in yanına geldi.En ziyade istediğin şey nedir? dedi. Adam:Güzel bir saç ve halkı ikrah ettiren şu halin benden gitmesi! dedi. Melek,keli elleriyle meshetti, adamın keli gitti. Kendisine güzel bir saç verildi. Melek tekrar:En çok hangi malı seversin? diye sordu. Adam:Sığırı! dedi. Hemen kendisine hâmile biir inek verildi. Melek:Allah bu sığırı sana mübarek kılsın! diye dua etti ve âmânın yanına gitti. Ona da: “En çok neyi seversin?” diye sordu. Adam:Allah7ın bana gözümü vermesini ve insanları görmeyi! dedi. Melek onu meshetti ve Allah da gözlerini anında iade etti. Melek ona da:En çok hangi malı seversin? diye sordu. Adam:Koyun! dedi. Derhal doğurgan bir koyun verildi.Derken sığır ve deve yavruladılar, koyun da kuzuladı. Çok geçmeden birinin bir vâdi dolusu develeri, diğerinin bir vadi dolusu sığırları, öbürünün de bir vadi dolusu koyunları oldu.Sonra melek, alatenliye, onun eski hali ve heyetine bürünmüş olarak geldi ve:Ben fakir bir kimseyim, yola devam imkanlarım kesildi. Şu anda Allah ve senden başka yardım edecek kimse yok! Sana şu güzel rengi, şu güzel cildi ve malı veren Allah aşkına bana bir deve vermeni talep ediyorum! Tâ ki onunla yoluma devam edebileyim! dedi. Adam:(Olmaz öyle şey, onda nicelerinin) hakları var! dedi ve yardım talebini reddetti. Melek de:Sanki seni tanıyor gibiyim!Sen ala tenli, herkesin ikrah ettiği, fakir birisi değil miydin? Allah sana (sıhhat ve mal) verdi dedi. Ama adam:(Çok konuştun!) Ben bu malı büyüklerimden tevârüs ettim! diyerek onu tersledi. Melek de:Eğer yalancı isen Allah seni eski hâline çevirsin! dedi ve onu bırakarak kel’in yanına geldi. Buna da onun eski halinde kel birisi olarak göründü. Ona da öbürüne söylediklerini söyleyerek yardım talep etti. Bu da önceki gibi talebi reddetti. Melek buna da:Eğer yalancıysan Allah seni eski hâlinne çevirsin! deyip, âmâ’ya uğradı. Buna da onun eski hali heyeti üzere (yani bir âmâ olarak) göründü. Buna da:Ben fakir bir adamım, yolcuyum, yola devam etme imkânım kalmadı. Bugün, evvel Allah sonra senden başka bana yardım edecek yok! Sana gözünü iade eden Allah aşkına senden bir koyun istiyorum; ta ki yolculuğuma devam edebileyim! dedi. Ama cevaben:Ben de âmâ idim. Allah gözümü iade etti, fakirdim (mal verip) zengin etti. İstediğini al, istediğini bırak! Vallahi, bugün Allah adına her ne alırsan, sana zorluk çıkarmayacağım! dedi. Melek de:Malın hep senin olsun! Sizler imtihan olundunuz. Senden memnun kalındı ama diğer iki arkadaşına gadap edildi (ve gözden kayboldu).”Buhari, Enmiya 50, Müslim Zühd 10, (2964).BİN DİNAR BORÇ ALANIN KISSASI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4963
  • Ukbe İbnu Amir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittim: “Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve AIIah Teâlâ hazretleri şöyle der:Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Kasem olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim.Ebü Dâvud, Salât 272, (1203); Nesâî, Ezân 26, (2, 20).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2298
  • İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), saçlarını tarayıp yağladıktan, rida ve izârını giydikten sonra Medine’den ashabıyla birlikte ayrıldı. Rida ve izâr çeşitlerinden, vücudun cildine boyası geçen za’feranla boyanmış olanlar dışında hiç bir şeyi yasaklamadı. Böylece Zülhuleyfe’ye geldi. Orada devesine bindi. Devesi onu Beydâ sırtına çıkarınca O (aleyhissalâtu vesselâm) da, Ashab’ı (radıyallahu anhüm) da telbiye getirdiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kurbanlığına takısını takıp nişanladı. Bu iş, Zilkade ayının sondan beşinci gününde cereyan etmişti. Mekke’ye Zilhicce’nin dördünde indi. (İlk iş) Beytullah’ı tavaf etti, Safâ ve Merve arasında sa’yde bulundu. Kurbanlığı sebebiyle ihramdan çıkmadı. Çünkü ona (kurbanlık alâmeti olan takıyı) takmıştı. Sonra Mekke’nin Hacün yanındaki en yüksek yerine indi. Artık hacc için telbiye getiriyordu. Kâbe’ye onu tavaf ettikten sonra, Arafat’tandönünceye kadar hiçyaklaşmadı.Asabına ise, Kâbe’yi tavaf etmelerini, Safâ ile Merve arasında sa’yetmelerini emretti, sonra saçlarını kısaltarak ihramdan çıkmalarını emretti. Bütün bu emirler, berâberinde kurbanlık olarak takılanmış devesi olmayanlar içindi. Berâberinde hanımı bulunanlara, hanımlarıda helâldi. Keza koku ve elbisede helâldi.Buhârî, Hacc,21,70,128

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1555
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Ölü kabre konulur. Salih kişi, kabrinde korkusuz ve endişesiz oturtulur. Sonra kendisine: “Hangi dinde idin?” denilir. “İslâm dinindeydim” der. “Şu adam nedir?” denilir. “O, Allah’ın Resülü Muhammed’dir, bize Allah indinden açık deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik” der. Ona: “Allah’ı gördün mü?” denilir. O: “Allah’ı görmek hiç kimseye mümkün ve muvafık değildir” der. Bu safhadan sonra cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar, ateş alevlerinin birbirini kırıp yok etmeye çalıştığını görür. Kendisine: “Allah’ın seni koruduğu ateşe bak!” denilir. Sonra ona cennet cihetinden bir delik açılır ve onun güzelliklerine ve içinde bulunan (nimet)lere bakar. Kendisine: “İşte senin makamın!” denilir ve yine ona: “Sen bunlar hususunda yakîn (kesin iman) sahibi idin. Bu iman üzere öldün, bu iman üzere yeniden diriltileceksin inşaallah!” denilir.Kötü adam da kabrinde korku ve endişe ile oturtulur. Kendisine: “Hangi dinde idin?” diye sorulur. “Bilmiyorum” diye cevap verir. Kendisine: “Bu adam kimdir?” denilir. Halkı dinledim, bir şeyler söylüyorlardı, onu ben de söyledim” der. Ona cennet cihetinden bir delik açılır. Cennetin güzelliklerine, içinde bulunan nimetlerine bakar. Ona: “Allah’ın senden uzaklaştırdığı şu cennete bak!” denilir. Sonra ona cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar. Alevlerin birbirini yeyip yoketmekte olduğunu görür. Ona: “İşte makamın burasıdır. Sen cehennemin varlığı hususunda şekk (ve inkâr) içerisinde idin, bu şekk üzere öldün ve bu şekk üzere diriltileceksin inşaallah!” denilir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7277
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Ölü kabre konulur. Salih kişi, kabrinde korkusuz ve endişesiz oturtulur. Sonra kendisine: “Hangi dinde idin?” denilir. “İslâm dinindeydim” der. “Şu adam nedir?” denilir. “O, Allah’ın Resülü Muhammed’dir, bize Allah indinden açık deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik” der. Ona: “Allah’ı gördün mü?” denilir. O: “Allah’ı görmek hiç kimseye mümkün ve muvafık değildir” der. Bu safhadan sonra cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar, ateş alevlerinin birbirini kırıp yok etmeye çalıştığını görür. Kendisine: “Allah’ın seni koruduğu ateşe bak!” denilir. Sonra ona cennet cihetinden bir delik açılır ve onun güzelliklerine ve içinde bulunan (nimet)lere bakar. Kendisine: “İşte senin makamın!” denilir ve yine ona: “Sen bunlar hususunda yakîn (kesin iman) sahibi idin. Bu iman üzere öldün, bu iman üzere yeniden diriltileceksin inşaallah!” denilir.Kötü adam da kabrinde korku ve endişe ile oturtulur. Kendisine: “Hangi dinde idin?” diye sorulur. “Bilmiyorum” diye cevap verir. Kendisine: “Bu adam kimdir?” denilir. Halkı dinledim, bir şeyler söylüyorlardı, onu ben de söyledim” der. Ona cennet cihetinden bir delik açılır. Cennetin güzelliklerine, içinde bulunan nimetlerine bakar. Ona: “Allah’ın senden uzaklaştırdığı şu cennete bak!” denilir. Sonra ona cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar. Alevlerin birbirini yeyip yoketmekte olduğunu görür. Ona: “İşte makamın burasıdır. Sen cehennemin varlığı hususunda şekk (ve inkâr) içerisinde idin, bu şekk üzere öldün ve bu şekk üzere diriltileceksin inşaallah!” denilir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7277