Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “(Veda haccında),Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve ashabı (radıyallahu anhüm), hacc için ihrama girdikleri vakit, Resûlullah ile Talha hariç, hiç kimsenin kurbanlığı yoktu. O sırada Hz. Ali, beraberinde bir kurbanlık olduğu halde Yemen’den geldi. Ve derhal: “Ben de Resûlullah’ın niyet ettiği şeye niyet ederek ihram giydim” deyip katıldı.Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashabına bu hacclarını umreye çevirmelerini, tavaf yapmalarını, (sa’y yapmalarını), beraberinde kurbanlığı olanlar hariç saçlarını kısa keserek ihramdan çıkmalarını emretti.Bir kısmı itiraz ederek: “Yani henüz cenabetken Mina’ya mı gideceğiz?” dediler. Bu söz Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e ulaşmıştı: “Geride bıraktığım işlerimi tekrar bulsaydım kurban getirmezdim. Eğer, beraberimde kurbanlığım olmasaydı, ben de ihramdan çıkardım” dedi.44)Bu sırada Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) hayız oldu. Beytullah’ı tavaf hâriç, haccın bütün menâsikini yerine getirdi. Temizlenince de tavafı yaptı. Dedi ki:Ey Allah’ın Resûlü! Sizler hem umre hem de hacc yapmış olarak burdan ayrılacaksınız, ben ise sadece haccla ayrılacağım!Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) oğlan kardeşi Abdurrahman İbnu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ)’e, Hz. Aişe’yi (Harem bölgesinin dışında yer alan) Ten’im’e götürmesini emretti. (Hz. Aişe adıyallahu anhâ) orada ihram giyerek) haccdan sonra umre yaptı.” 45)