
Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Tarttığınız zaman tartınızı ağır yapın.”

Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Tarttığınız zaman tartınızı ağır yapın.”

Abdullah İbnu Amr radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, abdest almakta olan Sa’d’a uğramıştı:Bu israf da ne? buyurdular. Sa’d: “Abdestte dahi israf olur mu?” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:Evet! cevabını verdi, akan bir nehir üzerinde olsan bile!ABDESTTE İSBAĞ: MÜKEMMEL ABDEST

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Biz bir seferde Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) ile beraberdik. Aramızda bir kısmı oruç tutuyor, bir kısmı da tutmuyordu: Sıcak bir günde bir yerde konakladık. Gölgelenenlerin çoğu elbisesi olanlardı. Bir kısmımız güneşe karşı eliyle korunuyordu. Derken oruçlular yığılıp kaldılar, oruçsuzlar kalkıp çadırları kurdular, hayvanları suladılar. Bunun üzerine, Resül-i Ekrem aleyhissalâtu vessalâm:Bugün sevabı oruçsuzlar kazandı! buyurdular.”Buhari, Cihâd 71; Müslim, Sıyâm 100; (1119); Nesâi, Savm 52, (4, 182).

Hz. Enesin rivayeti Ebu Davud’da şu şekilde gelmiştir: Müslümanlar, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında) akşamla yatsı arasında nafıle namaz kılıyorlardı. Bunun üzerine “Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümid ile Rablerine dua ederler..:’ âyeti nazil oldu.”Hasan Basri merhum: “Ayet-i kerime kıyâmu’l-leyl yani gece namazı ile ilgilidir, o kastedilmektedir” demiştir.Ebu Dâvud, Salât 312, (1321).

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Mekke halkı, esirlerin fidye-i necatlarını gönderdikleri zaman, (Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kerimeleri) Zeyneb de kocası Ebu’l-As İbnu’r-Rebi’in fidye-i necatı olarak mal gönderdi. Bunun gönderdikleri arasında Hz. Hatice radıyallahu anha’nın, Ebu’l-As’la evlenmesi sırasında Zeyneb’e vermiş olduğu bir kolye de vardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bu kolyeyi görünce son derece duygulandı ve:İsterseniz Zeyneb’in esirini serbest bırakın ve kolyesini de ona iade edin! buyurdular. Ashab: “Baş üstüne!” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ebu’l-As’dan, Zeyneb’i kendine göndermesi (hicretine izin vermesi) hususunda söz aldı -veya Ebu’l-As… vaadetti- Aleyhissalatu vesselam ensar’dan bir zatla Zeyd İbnu Harise radıyallahu anhüma’yı, Zeyneb’i getirmek üzere gönderdi ve onlara: “Batn-ı Ye’cic’e gidin. Orada, size Zeyneb uğrayacak, buraya gelinceye kadar ona refakat edin” emir buyurdu.”Ebu Davud, Cihad 131, (2692).

Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mü’min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacak.”Tirmizi, İlim 19, (2687).

Mekhûl anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, mülâ’ane (ile ayrılan karı-kocanın) çocuğunun mirasını annesine kıldı, anneden sonra da annenin varislerine kıldı.”Ebu Davud, Feraiz 9, (2907).

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki “Allahım! Ben şu iki zayıfın hakkının çiğnenmesinden cidden sakındırırım: Yetim ve kadın.”

Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Kim vasiyet yapmış olarak ölürse doğru bir yol ve sünnet üzere ölmüş olur; takva ve şehadet üzere ölmüş olur, mağfirete uğramış (günahları bağışlanmış) olarak ölmüş olur.”VASİYETTE ZULÜM

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kim kırk gün, iftitah tekbirini kaçırmadan cemaatle namaz kılarsa, kendisine iki beraet yazılır; ateşten beraet, nifaktan beraet.Tirmizi, Salat 178, (241).