
Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Ben ayakta abdest bozarken, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni gördü ve:Ey Ömer, ayakta akıtma buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım”

Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Ben ayakta abdest bozarken, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni gördü ve:Ey Ömer, ayakta akıtma buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım”

Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Mü’min kadınlar Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’la birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı.”Buhârî, Mevâkît 13, 27, Ezân 162,165; Müslim, Mesâcid 231, (645); Muvatta, Vuküt 4, (1, 5); Ebü Dâvud, Salât 8, (423); Tirmizî, Salât 116, (153); Nesâî, Mevâkît 25, (1, 271).

Nesai’nin Ebu Eyyub (radıyallahu anh)’den kaydettiği bir rivayette de Resulullah: “Su, sudan dolayıdır” buyurmuştur.Buhâri, Vudü 34, Müslim Hayz 81-83, (343-345); Ebu Dâvud, Tahâret 84, (217); Nesâi, Tahâret 132, (1, 115).

Ümmü Yunus (radıyallahu anh) anlatıyor: “Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh)’ın Ümmü Velet’i (çocuk doğurmuş cariyesi), Hz. Aişe (radıyallahu anha)’ya uğradı ve dedi ki: “Zeyd’in bir cariyesini el-Âta’ya sekiz yüz dirheme sattım. Sonra aynı cariyeyi ondan, ödeme zamanı dolmazdan önce altı yüz dirheme satın aldım. Ayrıca ben kendisine, bunu satacak olursan senden ben satın alacağım diye şart koşmuştum.” Hz. Aişe (radıyallahu anha): “Şart koşman da uygunsuz, satın alman da uygunsuz olmuş. Zeyd İbnu Erkam’a söyle ki, bu iş sebebiyle tevbe etmezse, Resulullah aleyhissalatu vesselam’la birlikte yaptığı cihadı iptal etmiştir” dedi.Kadın: “Zeyd na yaptı ki (böyle hükmediyorsun?)” diye sorunca Hz. Aişe cevap olarak şu ayeti okudu: “Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de fâizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir…” (Bakara, 275). Ashab’tan pek çoğu hayatta olduğu halde, kimse bu hükümden dolayı Hz. Aişe’yi reddetmedi.”

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalàtu vesselâm), Kâbe’yi başına yular veya başka bir şey takılmış halde tavaf eden bir adam görmüştü. Hemen yuları koparıp attı.”Buhâri, Hacc, 65, 66, Eymân ve’n-Nüzür 31; Ebu Dâvud, Eyman ve ‘n-Nüzür 23,(3302); Nesâî, Hacc 186, (5, 221-222), Eymân ve’n-Nüzür 30, (7,18).Bir başka rivayette şöyle denmiştir “. . .burnuna geçirilmiş bir halka ile birisini yeden bir adam görmüştü, derhal halkayı kopardı ve adama: “elinden tutarak yed!” diye emretti.

Bir rivayette de şöyle gelmiştir: “…Acele yürümek gerekirse öğleyi ikindiye te ‘hir eder, ikisini birleştirirdi, keza ufuktaki aydınlık kaybolunca da akşamla yatsıyı birleştirirdi. “Buharî, Taksîru’s-Salât 16, l5; Müslim, Müsâfirîn 46, (704); Ebu Dâvud, Salât 274, (1218, 1219) ; Nesâî, Mevâkît 42, (1, 284-285).

Hz. Câbir (radıyallahu anh): “…Medine’ye dönersek, şerefli kimseler alçakları and olsun ki, oradan çıkaracaktır” (Münafıkün, 8) meâlindeki âyet hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “Bunu söyleyen (meşhur münafık) Abdullah İbnu Übey İbni Selül’dür.”Buharî,Tefsir, Münâfıkun 5, 7; Müslim, Birr 62, (2584); Tirmizî, Tefsir, Münâfıkün, (2312).

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Zülhuleyfe’de geceledi. Sabah olunca (devesine) bindi. Devesi onu Beydâ’da havaya kaldırınca, Allah’a hamdetti, tesbih etti, tekbir getirdi, tahlil getirdi. Sonra hacc ve umre için (niyet edip) telbiye getirdi. Halk da her ikisi için (niyet edip) telbiye getirdi. (Mekke’ye) gelince halka emretti, onlar da ihramdan çıktılar. Bu hal terviye gününe (Zilhicce’nin 8’i) kadar devam etti. Terviye günü hacc için ihrama girip telbiye getirdiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) haccı îfa edince kendi eliyle ayakta olduğıu halde, yedi deve kesti.”Ebu Dâvud, Menâsik 24,(1796); Nesâî, Hacc 143, (5, 225).

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz bir evdeydik, oradayken sayımız çok, malımız bol idi. Sonra bir başka eve geçtik. Burada sayımız da azaldı, malımız da.”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Burayı zemîm (addederek) terkedin!” buyurdular.”Ebu Davud, Tıbb 24, (3924).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *ZIHÂR

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz şu ayeti okuyun: (Mealen) Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar” (Vâkı’a 30-31).Tirmizi, Tefsir, Vakıa, (3289), Cennet 1, (2525).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *