• Said İbnu Cübeyr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam gelerek, İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)’a “Ben Kur’ân’da bazı ayetler görüyorum onlar bana aralarında ihtilaflı geliyor” dedi. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): “Nelermiş onlar?” diye sorunca adam şu ayetleri okudu: “Sûr’a üflendiği zaman, aralarında o gün (böbürlenecekleri) soyları sopları olmadığı gibi, (birbirlerinin halini) de soramazlar” (mü’minun, 101). Halbuki şu ayet de var: “Birbirlerine dönüp soruşurlar” (Saffat 27).Bir ayette şöyle denir: “O gün inkâr edip peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah’tan bir söz gizleyemezler” (Nisa 42). Halbuki şu ayet var: “Sonra, Rabbimiz Allah’a and olsun ki bizler puta tapanlar değildik, demekten başka çare bulamazlar” (En’âm, 23).Nâzi’ât suresinde: “Ey inkârcılar! Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır. Ardından yeri düzenlemiştir” (27-30) buyuruyor.Burada göğün yaratılışı yerin yaratılışından öncedir: “Ey Muhammed onlara de ki: “Siz yeri iki günde yaratanı mı inkar ediyor ve O’na eşler koşuyorsunuz! O âlemlerin Rabbi’dir. O yeryüzüne sâbit dağlar yerleştirdi, onu bereketli kıldı. Arayanlar için yeryüzünde gıdalarını normal olarak dört gün (dört mevsim) içinde yetiştirmesi kanununu koydu. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne “İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin” dedi, ikisi de: “İsteyerek geldik” dediler (Fussilet, 9-11).Kur’ân’da: “Allah affedici, merhametli oldu”, “Allah aziz ve hakim oldu”, “Allah işitici ve görücü oldu” denmektedir. Sanki, Allah eskiden böyle olmuş bitmiş gibi ifâde edilmektedir.”İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) şu cevabı verdi: “Sûr’a ilk üflemede onların aralarında hiçbir bağ olamaz, Allah’ın diledikleri dışında herkes gökte olsun yerde olsun bu ilk üflemede baygın düşer. İşte bu baygınlık anında bağ da yok, hal hatır sorma da yok. Sonra ikinci üflemede birbirlerine gelip soruşurlar.”İbnu Abbas devam etti: “…Rabbimiz Allah’a and olsun ki biz puta tapanlar değildik” ayeti ile;…Allah’tan bir şey gizleyemezler ayetine gelince: “Allah Teala ihlas sahiplerinin günahlarını affeder. Bunun üzerine müşrikler: “Gelin bir de “Müşrik değildik” diyelim” derler. Allah da onların ağızlarını mühürler. Vücudlarındaki her bir uzuv yaptığı işleri söyler. O sırada, Allah’ın hiçbir sözü gizlemediği bilinir. O’nun yanında: “İnkâr edenler: “Keşke Müslüman olsaydık” temennisinde bulunacaklardır” (Hicr, 2).Diğer soruna gelince: Allah yeri iki günde yarattı. Sonra göğe yöneldi, başka iki günde de onu yedi kat olarak tanzim etti, sonra diğer iki günde arzı düzenledi yani yaydı, arzdan su ve otlak çıkardı. Arzda dağlar, ağaçlar, tepeler ve arzla sema arasında bulunan şeyleri yarattı. Bunu Cenab-ı Hakk: “Ardından yeri düzenlemiştir” (Nâziât, 30) kelam-ı şerifleriyle ifade buyurmaktadır. Böylece arz ve içindekiler dört günde yaratılmış olmaktadır. Semâvat da iki günde yaratılmış olmaktadır.Allah affedici, merhametli oldu kelâmına gelince, Allah kendisini bu şekilde isimlemiştir, yani O hep böyle olmuştur ve böyle olacaktır, Allah her ne irade buyurdu ise irade buyurduğu şey mutlaka olmuştur.Yazık sana, Kur’ân (ayetleri) sana ihtilaflı gelmemeli. Çünkü onun tamamı Aziz ve Celil olan Allah’tandır.”Buhâri, Tefsir, Ha-Mim, Secde (Fissilet) 1.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 512
  • İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)’den, rivayete göre oruca gücü yetmeyenin fidye vermesi gereğini beyan eden ayeti “fidyetün taâmu mesâkine” şeklinde (yani fakirlerin yiyeceği kadar fidye) okudu ve bu âyetin mensûh olduğunu söyledi.”Buhari, Tefsir, Bakara 2, 26.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 462
  • İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Aziz ve celil olan Allah, bir insan helak etmek istedi mi, ondan önce hayayı çeker alır. Hayası bir kere gitti mi sen ona artık herkesin nefretini kazanmış bir kimse olarak rastlarsın. Herkesin nefretini kazanmış olarak rastladığın kimseden emanet çekilip alınır (artık o, güvenilmeyen, kuşkulu kişidir). Kişiden emanet (güven) çekilip alınınca ona artık hep hain ve herkesce hain bilinen biri olarak rastlarsın. Ona hep hain ve hıyanetle bilinen biri olarak rastladın mı, sıra ondan merhametin çekip çıkarılmasına gelmiştir. Ondan rahmetin çıkarıldığı vakit artık ona (Allah’ın rahmetinden) kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlarsın. Ona sen kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlayınca ondan İslâmiyet bağı çözülüp atılır.”KIYAMETİN BÜYÜK ALÂMETLERİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7186
  • İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Aziz ve celil olan Allah, bir insan helak etmek istedi mi, ondan önce hayayı çeker alır. Hayası bir kere gitti mi sen ona artık herkesin nefretini kazanmış bir kimse olarak rastlarsın. Herkesin nefretini kazanmış olarak rastladığın kimseden emanet çekilip alınır (artık o, güvenilmeyen, kuşkulu kişidir). Kişiden emanet (güven) çekilip alınınca ona artık hep hain ve herkesce hain bilinen biri olarak rastlarsın. Ona hep hain ve hıyanetle bilinen biri olarak rastladın mı, sıra ondan merhametin çekip çıkarılmasına gelmiştir. Ondan rahmetin çıkarıldığı vakit artık ona (Allah’ın rahmetinden) kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlarsın. Ona sen kovulmuş, lânetlenmiş olarak rastlayınca ondan İslâmiyet bağı çözülüp atılır.”KIYAMETİN BÜYÜK ALÂMETLERİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7186
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Allah Teâla Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselâm’a:

    Git ona bir bak!” buyurdular. O da gidip cennete baktı ve: “(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek!” dedi. (Allah Teâla Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra: “Hele git ona bir daha bak!” buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha baktı. Sonra da:Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek! dedi. Cehennemi yaratınca, Cebrail’e:Git, bir de şuna bak! buyurdu. O da gidip ona baktı ve:İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir! dedi. Allah Teâla hazretleri de onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da:Git ona bir kere daha bak! dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman:İzzetine yemin olsun, tek kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum! dedi.”Ebu Davud, Sünnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5088
  • Yine İbnu Abbas radıyallahu anhüma’dan anlatıldığına göre, “Kendisine mushaf yazmanın ücreti hakkında sorulmuştu. Şu cevapta bulundu:Bunda bir beis yok. Onlar, bu işte, ressam durumundadırlar, ellerinin emeğini yemektedirler.Rezin tahric etmiştir.MEMURLARIN RIZIKLARI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5136
  • Amr İbnu’l-Âs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Hâkim içtihad eder ve isabet ederse kendisine iki ücret (sevap) verilir. Eğer içtihad eder ve hata ederse ona bir ücret vardır.Buhâri, İ’tisâm 21; Müslim, Akdiye 15, (1716); Ebu Dâvud, Akdiye 2, (3574); Tirmizi, Ahkâm 2, (1326); Nesâi, Kazâ 3, (8, 224).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4853
  • Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam hacamat oldu ve bana emretti, ben de hacamat yapan zatın ücretini ödedim.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6630
  • Bu hadisin Tirmizi’deki lâfzı şöyle: “Bir bedevi gelerek: “Ey Allah’ın Resulü! bizden bir kimse çölde bulunsa, azıcık bir yel kaçırsa, suyu da az ise ne yapmalıdır)?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselam:Sizden biri yellenecek olursa abdest alsın. Kadınlara da arkalarından temas etmeyiniz. Bilesiniz ki Allah hakk(ın sorulması ve açıklanmasıyla ilgili hususlarda sizden) utanma talebinde bulunmaz.Tirmizi, Radâ 12, (1164-1166).MEZİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3631
  • Ebu Dâvud’un rivayetinde şöyle denmiştir: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ihtiyacı için (araziye) çıkardı. Ben de O’na su taşırdım. (Kaza-yı hâcet yapınca) abdest alırdı. Bu sırada sarığı ve “bot” ları üzerine meshederdi.”Müslim, Tahâret 84, (275); Ebu Dâvud, Tahâret 59, (153); Tirmizi, Tahâret 75, (101); Nesâi, Tahâret 86, 96 (1, 75, 81).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3670