
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir tabak istiare etmişti, kap ziyana uğradı. Sahiplerine tazmin etti.”Tirmizi, Ahkam 23, (1360).

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir tabak istiare etmişti, kap ziyana uğradı. Sahiplerine tazmin etti.”Tirmizi, Ahkam 23, (1360).

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah katında en düşük (ahna’) isim Melikü’l-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir. Allah’tan başka Mâlik yoktur.”Süfyân merhum dedi ki: Şâhân Şâh bunun örneğidir.Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: “Ebu Amr merhum’a, ahna’ne demek diye sordum, bana “en düşük” diye cevap verdi.Buhârî, Edeb 114; Müslim, Edeb 20, (2143); Ebu Dâvud, Edeb 70, (4961); Tirmizî Edeb 65, (2839).

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Eğer Beni İsrail olmasaydı, et kokuşmazdı. Eğer Havva olmasaydı, kadınlar kocalarına hiçbir zaman ihânet etmezdi.Buhari, Enbiya 1, 25; Müslim, Radâ’ 63, (1470).HZ. İSA VE MEHDİ

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in ashabından bir kısmı ona sordular: “Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz.” Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?” diye sordu. Oradakiler Evet! deyince: “İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez) dedi.Müslim, İman 209 (132); Ebu Dâvud, Edeb 118 (5110).Diğer bir rivayette: “(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah’a hamdolsun” demiştir.Müslim’in İbnu Mes’ud (radıyallahu anh)’dan kaydettiği bir rivayet şöyledir: “Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulû, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercîh eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)” Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir” cevabını verdi.”KELİME-İ ŞEHÂDET VE ONUN DİL İLE İKRARININ HÜKMÜ

Esma Bintu Yezîd İbni’s-Seken radıyallahu anhâ anlatıyor: “Kadınlardan biri dedi ki: “Ey Allah’ın Resülü! Bizim sana âsi olmamamız gereken şu ma’ruf (iyi amel) nedir?” Aleyhissalâtu vesselâm:Matem yapmayın! buyurdu. Kadın:Ey Allah’ın Resülü! Falan sülâle (nin kadınları) amcamın (vefatında matemime iştirak edip) yardımcım olmuşlardı. Benim de mukabeleten borcumu ödemem gerek dedi. Aleyhissalâtu vesselâm kadına (matem için) izin vermedi. Kadın tekrar tekrar izin istedi.”Kadın der ki:Resülullah, sonunda onlara borcumu ödemem için izin verdi. Onlara olan borcumu ödedikten sonra hiç matem tutmadım, şu ana kadar bir başka mateme de katılmadım. Benim dışında matem tutmayan kadın da kalmadı.Tirmizî, Tefsîr, Mümtehine, (3304).

Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) yüzüğümü şu parmağa koymamı yasakladı -ve eliyle orta ve ondan sonra gelen (şehadet) parmağına işaret etti- buyurdu.”Müslim, Libâs 64, (2078); Tirmizi, Libâs 44, (1787); Nesâi, Zinet 53, (8, 177); Ebü Dâvud, Hâtem 4, (4225).

Yine Ebü Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Lâ havle ve Iâ kuvvete illa billah. (Güç de kuvuet de ancak AIIah’tandır) sözünü çok tekrar edin.”Mekhül dedi ki: “Kim bunu der ve sonra da: “Allah (ın gazabın) dan ancak O (nun rahmeti)’na iltica etmekle kurtuluşa erilebilir” derse, Allah ondan yetmiş çeşit zararı kaldırır ki bunların en hafifi fakirliktir.”Tirmizi, Daavât 141, (3596).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *HZ. PEYGAMBER’E SALAVÂT

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte bir yere indik. Halk geçmeye başladı. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:Ey Ebu Hüreyre bu kim? diye soruyordu. Ben de:Falanca! diyordum.Bu, Allah’ın ne iyi kulu! diyordu. Sonra tekrar soruyordu:Peki şu kim?Falanca! diyordum.Bu Allah’ın ne kötü kulu! diyordu. Bu hal, Hâlid İbnu’l-Velid radıyallahu anh geçinceye kadar devam etti. O zaman:Bu kim? diye yine sordu. Ben:Hâlid İbnu’l-Velid! dedim.Bu Allah’ın ne iyi kulu! Bu Allah’ın kılınçlarından bir kılınç! buyurdu.”Tirmizi, Menakıb, (3845).AMR İBNU’L-ÂS RADIYALLAHU ANH

Ebü Katâde (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) öğlede ilk iki rek’atte Fatiha ile iki süre okurdu. Son iki rek’atte de Fatiha’yı okur, bazan da âyeti bize işittirirdi. Birinci rek’atte (kıraatı) uzun tutar ikinci de o kadar uzatmazdı. İkindi ve sabah namazlarında da böyle yapardı.”Buhârî, Ezân 107, 97, 109, 110; Müslim, Salât 154, (451); Ebü Dâvud, Salât 129, (798, 799, 800); Nesâî, İftitah 56-60, (2, 164, 166).Ebü Dâvud, bir rivâyette şu ziyadeye şâmildir: “O’nun (aleyhissalâtu vesselâm), halk birinci rek’ata yetişebilsin diye böyle yaptığını zannederdik.”

Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir kadın: “Ey Allah’ın Resûlü, bana ve kocama dud ediver!” diye ricada bulunmuştu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:Allah sana da, kocana da rahmet etsin! diye dua buyurdu.”Ebû Dâvud, Salât 363, (1533).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *