
Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Karanlıkta mescide gidenlere Kıyamet günü tam bir nura kavuşacaklarını müjdele!Ebu Davud, Salat 50, (561); Tirmizi, Salat 165, (223).HASTA ZİYARETİNİN FAZİLETİ

Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Karanlıkta mescide gidenlere Kıyamet günü tam bir nura kavuşacaklarını müjdele!Ebu Davud, Salat 50, (561); Tirmizi, Salat 165, (223).HASTA ZİYARETİNİN FAZİLETİ

el-Edra’u’s-Sülemi radıyallahu anh anlatıyor: “Bir gece Resulullah aleyhissalatu vesselam’ı korumak üzere nöbet tuttum. Derken yüksek sesle Kuran okuyan bir adam peydah oldu. Az sonra Resulullah aleyhissalatu vesselam dışarı çıktı. “Ey Allah’ın Resulü dedim, bu adam riyakardır.”Ravi Edra’ devamla der ki: “Bu adam bir müddet sonra Medine’de öldü. (Defin için hazırlık yapıldı ve) tekfin işlemi bitirildi. Ashab tabutunu taşıdı. Aleyhissalatu vesselam: “Ona rıfkla muamele edin, Allah ona rıfkla muamele etti. Zira o Allah ve Resulünü severdi buyurdular. Resulullah onun kabrini kazdırdı ve “Kabrini geniş tutun, Allah ona geniş davrandı” buyurdular.Ashabından biri: “Ey Allah’ın Resulü! Siz buna üzüldünüz” demişti, Aleyhissalatu vesselam: “Doğru üzüldüm! Çünkü o, Allah ve Resulünü seviyordu” buyurdular.”KABİR TAŞI

Amr İbnu Hureys radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı gördüm, üzerinde siyah bir sarık vardı. İki ucunu omuzları arasından sarkıtmıştı.”Müslim, Hacc 453, (1359); Ebu Dâvud; Libâs 24, (4077); Nesâî, Zînet 109, (8, 211).

Hz. Cabir (radıyallâhu anh) demiştir ki: “Kim Fatiha’yı okumadan bir rek’at namaz kılarsa, imamın arkasında bulunmadığı takdirde, namaz kılmış sayılmaz.”Muvatta, Salât 38, (1, 84); Tirmizî, Salât 283, (313).

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim bir müslüman erkeği azad ederse, onun her bir uzvuna mukabil, bunun bir uzvunu Allah ateşten azad eder.”Bir diğer rivayette şu ziyade var: “…hatta fercine mukabil fercini..”Buhari, Itk 1; Müslim, Itk 24, (1509); Tirmizi, Nüzûr 19, (1547).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Kays İbnu Rûmi merhum anlatıyor: “Süleyman İbnu Üzünâ, Alkame’ye, ödeneği gelme zamanına kadar bin dinar borç vermişti. Ödeneği çıkınca, borcunu ondan istedi ve sert davrandı. O da hemen ödedi, ancak Alkame Süleyman’a kızmıştı. Birkaç ay durup yanına geldi: “Ödeneğim gelinceye kadar bana bin dirhem ver!” dedi. Süleyman yine: “Pekala! Memnuniyetle!” dedi (ve ailesine yönelerek:) “Ey Ümmü Utbe! Şu yanındaki mühürlü keseyi getir!” diye seslendi. Kadın keseyi getirdi. Süleyman, Alkame’ye:Vallahi işte ödediğin dirhemler! Ben bunlardan tek dirhemi yerinden kımıldatmadım! dedi. Bunun üzerine Alkame:Allah babandan razı olsun. O halde alacağını tahsil için bana olan o kaba davranışın sebebi neydi? dedi. Süleyman:Senden işittiğim hadisler! cevabını verdi.Benden ne işitmiştin?Sen İbnu Mes’ud radıyallahu anh’dan naklen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: Bir müslümana bir şeyi iki kere borç olarak veren hiçbir müslüman yoktur ki, onun bu davranışı, o şeyi bir kere sadaka etmiş gibi sevap olmasın!” buyurmuştur.Bunun üzerine Alkame: “Evet, İbnu Mes’ud bana böyle haber vermişti!” diye te’yid etti.”

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) buyurmuştur ki: “Cahiliye devrinde taksim edilmiş olan her mal, taksim edildiği şekil üzeredir. İslâm döneminde yapılan taksimat, İslâm’ın taksim esasına göredir.”Ebu Dâvud, Ferâiz 11, (2914); İbnu Mace, Rühün 21, (2485).

İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim, şöyle diyordu: “Allah’dan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.”Buhari, Nikah 107, Tefsir, en’am 7, Tefsir, A’raf 1, Tevhid 15; Müslim, Tevbe 33, (2760); Tirmizi, Daavat 97, (3520).

Nâfi anlatıyor: “İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle hükmetmiştir: “İhramlı evlenmez, evlendirmez, ne kendisi için kız ister, ne de başkası için.”Muvatta, Hacc 72, (1, 349).

Yezid İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: ” Size, uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Bu, Allah’ın Kitabı’dır. Semâdan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim’dir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınızda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün”Tirmizî, Menâkıb 77, (3790).