• Ebu Saidi’l-Hudri radıyallahu anh’ın anlattığına göre, Aleyhissalâtu vesselâm’a Deccâl’den sormuştur. Aleyhissalatu vesselam da şu cevabı vermiştir:O (Deccâl) çıktığı gün (aynen bir insan gibidir) yemek yer. Ben size, onun hakkında, benden önceki peygamberlerden hiçbirinin kendi ümmetine anlatmadığı hususları anlatacağım: Onun sağ gözü meshedilmiştir (görmez), pertlektir, göz hadakası yoktur, sanki hadakası çevrim içinde bir balgam gibidir. Sol gözü de inciden bir yıldız gibidir. Onun beraberinde sanki cennet ve ateşin birer misli vardır. Ancak hakikatta ateşi cennet, suyu da ateştir. Haberiniz olsun! Onun yanında iki kişi vardır; köy halkını inzar ederler. Bu ikisi köyden çıkınca Deccal’in ashabından ilki oraya girer.Rezin tahric etmiştir. Hadisin kaynağı yok ise de, hadiste yer alan mefhumların şahidleri Sahiheyn ve diğer kaynaklarda çoğunluk itibariyle gelmiştir.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4976
  • Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Zeyneb (radıyallahu anhâ)’le evlenmişlerdi ki, annem Ümmü Süleym bana: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir hediyede bulunsak” dedi. Ben kendisine:- Bir şeyler yap! dedim. Bunun üzerine hurma ve yağ ve keş getirdi, bir tencereye koyarak bunlarla yemek yaptı ve benimle gönderdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a götürdüm.Yemeği bırak!” dedi. Sonra bana emredip: “Bana falancaları çağır” dedi ve teker teker isimlerini söyledi. Ayrıca:- Kime rastlarsan çağır diye emretti.Enes der ki: Emri yerine getirdim, sonra döndüm. Ev insanlarla dolmuştu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elini mezkur yemeğin üzerine koydu ve Allah’tan başka kimsenin bilmediği bir şeyler söyledi. Sonra cemaati onar onar çağırdı. Herkes o yemekten yiyordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yiyenlere:Yemeğe Allah’ın ismini zikrederek başlayın! Herkes önünden yesin! dedi.Bu hal herkesin yemekten yeyip dağılmasına kadar devam etti. Sonunda çıkanlar çıktı. Bazıları da kalıp sohbete devam ettiler. Bir müddet sonra Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da çıkıp hücrelere doğru yürüdü. Peşisıra ben de çıktım ve:- Davetliler gitti artık! dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) evine geri döndü (ve derhal vahiy alameti olan) örtüyü üzerine çekti. Bu sırada ben hücrede idim. (Vahiy hâli geçince) o (aleyhissalâtu vesselâm) şu vahyi okuyordu:Ey iman edenler, (bundan sonra) Peygamber’in evlerine yemeğe davet olunmaksızın, vaktine de bakmaksızın- girmeyin. Fakat davet olunduğunuz zaman girin. Yemeği yiyince dağılın. Söz dinlemek veya sohbet etmek için de (izinsiz) girmeyin. Çünkü bu Peygamber’e eza vermekte, o sizden utanmaktadır. Allah ise, hak(kı açıklamak)tan çekinmez… (Ahzâb 53).Buharî, Tefsir,Ahzab 8, Nikah 67, 64,Et’ime 59, İsti’zan 10, 33, Tevhid 22; Müslim, Nikâh 8, (1428);Tirmizî, Tefsir, Ahzâb, (3215, 3216, 3217).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 745
  • Sa’d İbnu Ebî Vakkâs (radıyallahu anh) demiştir ki: “Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile hacc-ı temettu yaptığımız zaman bu adam -ki Muâviye’yi kasteder- Urş’ta -ki Urş’la cahiliye devrndeki Mekke evlerini kasteder- kâfirdi.”Müslim, Hacc 164, (1225); Muvatta, Hacc 60,(1, 344); Tirmizî, Hacc 12, (823); Nesâî, Hacc 50, (5,152-153).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1266
  • Mugire İbnu Şu’be radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Hz. Musa aleyhisselâm Rabbine sordu:

    Derece itibariyle cennet ehlinin en düşüğü nasıldır?” Rab Teâla buyurdu: “O, cennet ehli cennete dahil edildikten sonra gelecek olan bir adamdır ki kendisine:Cennete gir! denilir. Adam:Ey Rabbim nasıl gireyim. Herkes yerlerine yerleşti, mekanlarını tuttu! der. Ona şöyle denilir:Sana dünya meliklerinden birinin mülkü kadar mülk verilmesine razı mısın?Rabbim, razıyım! der. Rab Teâla:Sana bu verilmiştir. Onun misli, onun misli, onun misli, onun misli de.Adam beşincide:Ey Rabbim razı oldum (yeter!) der. Rab Teâla:Bu sana verildi, on misli daha verildi. Ayrıca gönlün her ne isterse, gözün neden zevk alırsa, sana hep verilmiştir! buyurur. Adam:Rabbim razı oldum(yeter!) der. (Hz. Musa sormaya devam eder):Ya derecesi en üstün olan (nasıldır)?İşte irade ettiklerim bunlardı. Onların keramet fidanlarını kendi elimle diktim ve üzerlerine mühür vurdum. Onlara hazırladığımı, ne bir göz görmüş ne bir kulak işitmiştir, hiçbir beşer kalbine de hutur etmemiştir.Müslim, İman 312, (189); Tirmizi, Tefsir, Secde, (3196).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5102
  • Abdullah İbnu Amr İbni’l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında diyet-i kâmilenin kıymeti sekiz bin dirhem idi. Ehli Kitab’ın diyeti de o gün, Müslümanların diyetinin yarısına denkti. Bu durum Hz. Ömer (radıyallâhu anh)’ın halife olmasına kadar devam etti. Halife olunca bir hutbesinde “Artık deve pahalandı” dedi ve diyeti altın sahiplerine bin dinar, gümüş sahiplerine on iki bin dirhem, sığır sahiplerine iki yüz sığır, davar sahiplerine iki bin koyun, elbise sahiplerine de iki yüz takım elbise olarak tesbit etti. Ehl-i zimmetin diyetini, (Hz. Peygamber devrinde ne idiyse) olduğu gibi bıraktı, hiçbir yükseltme yapmadı.”Ebü Dâvud, Diyât 18, (4542).DİYETLERLE İLGİLİ HÜKÜMLER

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1895
  • Behz İbnu Hakîm (radıyallâhu anh) anlatıyor: “(Bir gün Hz. Peygamber’e sorarak) dedim ki:Ey Allah’ın Resülü! Hangi avretimizi açıp, hangi avretimizi örtelim?Zevcen ve sağ elinin sahip oldukIarı dışında herkese karşı avretini koru! cevabını verdi. Ben tekrar:Ey Allah’ın Resülü, erkekle olursa? dedim,Gücün yeterse avretini kimseye gösterme! dedi.Kişi tek başına olursa? dedim.Kendisine karşı haya edilmeye Allah daha lâyıktır dedi.”Ebü Dâvud, Hamâm 3, (4017); Tirmizî, Edeb 22, ,(2770), 39, (2795); İbnu Mâce, Nikâh 28, (1920).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2652
  • İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Sizden biri dilenmeye devam ettiği takdirde yüzünde bir parça et kalmamış halde Allah’a kavuşur.”Buhari, Zekât 52; Müslim, Zekât 103, (1040); Nesâi, Zekât 83, (5, 94).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4829
  • Amra Bintu Abdirrahmân’ın naklettiğine göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: “Kuyu suyunun fazlası yasaklanamaz”Muvatta, Akdiye 30, (2, 745); İbnu Mâce, Rühûn 19, (2479).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 246
  • Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı şunları söylerken işittim:Kendisine bir musibet gelen müslüman Allah’ın emrettiği: İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’ün, allahümme ecirni fi musibeti vahluf li hayran minhâ. “Biz Allah’ınız ve ancak O’na döneceğiz. Bana bu musibetim için ücret ver. Ve bana bunun arkasından daha hayırlısını ver” derse Allah o musibeti alır ve mutlaka daha hayırlısını verir.”Ümm-ü Seleme der ki: “Ebu Seleme (radıyallahu anh) vefat ettiği zaman ben: “Ebu Seleme’den daha hayırlı olan hangi müslüman var? Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a ilk hicret eden hâne, onun hânesiydi” dedim. Ben bunu söyledikten sonra Allah, onun yerine bana Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı verdi. Şöyle ki: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bana Hâtib İbnu Ebi Belte’a’yı göndererek kendisi için beni istetti. Ben: “Benim (küçük) bir kız çocuğum var, ayrıca ben kıskanç bir kadınım. (Resulullah’ın ise birçok hanımı var, imtizacsızlıktan korkarım)” diye cevap verdim. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):Ebu Sinân anlatıyor: Oğlum Sinan’ı defnettiğimde kabrin kenarında Ebu Talha el-Havlani oturuyordu. Defin işinden çıkınca bana:Sana müjde vermeyeyim mi?” dedi. Ben:

    Tabii, söyle!” dedim.Ebu Musa el-Eş’ari (radıyallahu anh) bana anlattı” diye söze başlayıp Resulullah’ın şu sözlerini nakletti:

    Bir kulun çocuğu ölürse, Allah meleklere şöyle söyler:Kulumun çocuğunu kabzettiniz mi?Evet derler.Yani kalbinin meyvesini elinden mi aldınız?” Melekler yine:

    Evet” derler. Allah tekrar sorar:Kulum (bu esnâda) ne dedi?”

    Sana hamdetti ve istircâda bulundu” derler. Bunun üzerine Allah Teâla hazretleri şöyle emreder:Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri şöyle demiştir: “Ben kimin iki sevdiğini almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükafaat vermeye razı olmam.”Tirmizi, Zühd 58, (2403).Derim ki: “Bu hadisi Buhari de tahric etti. Ondaki ibare şöyle: “Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittim: “Allah Teâla hazretleri buyurdu ki: “Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem o da sabır gösterir (ve sevap umarsa) onlara bedel cenneti veririm.” (Buradaki “iki sevdiği” ile gözlerini kastediyor.” Doğruyu Allah bilir.”)Buhari, Marzâ 7.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3208
  • Avf İbnu Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a fey malı gelince, hemen gününde dağıtırdı. Evliye iki hisse, bekâra bir hisse verirdi.”Ebu Dâvud Harâc 14, (2953).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1104