
Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ), ihramlının, devesinden pire veya güve gibi haşereleri temizlemesini mekruh addederdi.”Muvatta, Hacc 95, (1, 358).TELBİYE HAKKINDADIR

Nâfi’ anlatıyor: “İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ), ihramlının, devesinden pire veya güve gibi haşereleri temizlemesini mekruh addederdi.”Muvatta, Hacc 95, (1, 358).TELBİYE HAKKINDADIR

Süfyan rahimehullah dedi ki: “Kim, Hz. Ali’nin imamete, Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer’den daha çok hak sahibi olduğu kuruntusuna düşerse, Hz. Ebu Bekr’i, Hz. Ömer’i, Muhacirleri ve Ensarları toptan hatakârlıkla itham etmiş olur. Bu bozuk akidesiyle onun amelinin semaya yükseleceğini zannetmiyorum.”Ebu Davud, Sünnet 8, (4630).HZ. ÖMER’İN FAZİLETİ

Yine İbnu Abbas (radıyallahu anlümâ): “Halk onlara “Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun” dediler. Bu, onların imanını artırdı da: “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” dediler” (Al-i İmran 173). ayeti hakkında şu açıklamayı yaptı: “Bunu İbrahim (aleyhisselâm) ateşe atıldığı esnada söyledi, keza aynı şeyi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), halk kendisine: “İnsanlar size karşı toplandılar” dediği zaman söyledi.Buhari, Tefsir, Âl-i İmrân, 13.* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

eş-Şerrîd İbnu’s-Süveyd es-Sakafî (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, annem bana kendisi adına mü’mine bir cariye âzad etmemi vasiyet etti. Benim yanımda, Sûdanlı (nûbi) siyah bir cariye var, onu âzad edeyim mi?” Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Çağır, onu (göreyim)” dedi. Çağırdım ve geldi. Cariyeye sordu: “Rabbin kim?” Cariye: “Allah!” dedi, tekrar sordu: “Ben kimim?” Cariye: “Allah’ın elçisisin!” cevabını verince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Bunu âzad et, zira mü’minedir” buyurdu.Ebu Dâvud, Eymân 19 (3283); Nesâî, Vesâya 8, (6, 251).

Hemmâm İbnu Münebbih anlatıyor: “Ebu Hureyre radıyallahu anh bize pekçok hadis söylemişti. (Bir defasında) şöyle dedi: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Sizden öne yaşayanlardan bir adam, bir kimseden bir akâr satın aldı. Bu akârı satın alan kimse, orada, içinde altın bulunan bir küp buldu. Satana gelip: Altınını al! Ben senden akârı satın aldım, altını satın almadım!” dedi. Satan da: “Ben sana araziyi içinde bulunan herşeyiyle birlikte sattım!” dedi. (Anlaşamayınca) bir adamı hakem tayin ettiler. Adam (onları dinledikten şonra): “Sizin çocuklarınız var mı?” dedi. Onlardan biri: “0ğlum var”, diğeri de “kızım var!” dedi. Hakem:Oğlanla kızı evlendirin! Bu paradan ikisi için harcayın ve tasaddukta bulunun dedi.”Buhâri, Enbiya 50; Müslim, Akdiye 21, (1721).

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sadakanın en hayırlısı zenginlik halinde verilendir. Nafakasını vermek zorunda olduklarından başla.”Buhari, Zekât 18; Nafakat 2; Ebu Dâvud, Zekât 39, (1676); Nesâi, Zekât, 53, (5,62).Yine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün sadaka (nafaka) vermeyi emretmişti. Bir adam:Ey Allah’ın Resülü, dedi yanımda bir dinarım var!”
Onu kendine tasadduk et (kendi nafakan için harca)!” buyurdu. Adam:Yanımda bir dinar daha var(sa)?” dedi. Aleyhissalatu vesselam:
Onu da çocuklarına tasadduk et” buyurdular. Adam tekrar:Bir başka dinarım daha var(sa)?” deyince:
Onu da zevcene tasadduk et” emrettiler. Adam bu sefer:Başka bir dinarım daha var(sa)?” dedi. Aleyhissalatu vesselam:
Onu da hizmetçine tasadduk et!” deyince, adam tekrar atıldı:Bir başka dinarım daha var(sa)?” Aleyhissalatu vesselam:
Onun nereye verileceğini sen daha iyi bilirsin” cevabını verdi.”Ebu Dâvud, Zekât 45, (1691); Nesâi, Zekât 54, (5, 62).

Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hanımlarından birini öptü, sonra çıkıp namaza gitti, abdest almadı.” (Ravi Urve der ki): “O mutlaka sendin!” dedim, Aişe güldü.”

Esmer İbnu Mudarris radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Bir müslümanın henüz ulaşmadığı (ot, odun, (su) gibi) bir şeye önce ulaşan kimse ona sahip olur. Bunun üzerine halk çıkıp, (mübah şeyleri sahiplenmek maksadıyla) birbirleriyle hızlıca işaretleme yarışına girdiler.”Ebu Davud, İmâret 36, (3071).MEKRUH KAZANÇLAR

Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Her ümmetin mecusileri vardır. Bu ümmetin mecusileri kader yoktur!” diyenlerdir. Bunlardan kim ölürse cenazelerinde hazır bulunmayın. Onlardan kim hastalanırsa ona ziyarette bulunmayın. Onlar Deccal bölüğüdür. Onları Deccal’e ilhak etmek Allah üzerine bir haktır.”Ebu Davud, Sünnet 17, (4692).

İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kim (bir belâya) mâruz olana taziyede bulunursa, ona öbürünün sevabının bir misli verilir.Tirmizî, Cenâiz 71, ( 1073).