• Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: “Erkeğin tîb’i (sürünıne maddesi) kou neşreder, rengi olmaz. Kadının tîb’i ise rengi olur, kokusu olmaz.”Tirmizî, Edeb 31, (2788); Nesâî, Zinet 32, (8,151).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2118
  • Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: “Erkeğin tîb’i (sürünıne maddesi) kou neşreder, rengi olmaz. Kadının tîb’i ise rengi olur, kokusu olmaz.”Tirmizî, Edeb 31, (2788); Nesâî, Zinet 32, (8,151).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2118
  • Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: “Erkeğin tîb’i (sürünıne maddesi) kou neşreder, rengi olmaz. Kadının tîb’i ise rengi olur, kokusu olmaz.”Tirmizî, Edeb 31, (2788); Nesâî, Zinet 32, (8,151).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2118
  • İbnu Havâle radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Bu iş, sizin birkısım toplu gruplara ayrılmanıza müncer olacak: Şam’da bir grup, Yemen’de bir grup, Irak’da bir grup!Ben: “Ey Allah’ın Resûlü! dedim. O güne erdiğim takdirde (bunlardan en hayırlısı hangisi ise şimdiden) bana seçiverin!” dedim.Öyleyse dedi, sana Şam’ı tavsiye ederim! Çünkü orası, Allah’ın, arzında mümtaz kıldığı yerdir. Allah kulları arasında seçkin olanları oraya tahsis eder. Ancak (oraya gitmekten) imtina ederseniz, size Yemen’inizi tavsiye eder, (oradaki) havuzlarınızdan içiin derim. Zira Allah, Şam ve ahalisini (fitnelerden koruma hususunda) bana garanti verdi.Ebu Davud, Cihad 3, (2483).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4596
  • Nafi rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ömer radıyallahu anhümâ, cünübken uyumak veya yemek istediği zaman, yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini yıkar, başını mesheder, sonra yer veya uyurdu.”Muvatta, Taharet 78, (1, 48).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3754
  • Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)’a, Mâiz İbnu Mâlik el-Eslemî (radıyallâhu anh) gelerek:- Ey Allah’ın Resûlü, ben nefsime zulmettim, zinâ fazihasını işledim, beni temizlemeni istiyorum dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu reddetti (geri çevirip meselenin üzerine gitmedi). Ancak Mâiz ertesi gün tekrar geldi. Yine:- Ey Allah’ın Resûlü, ben zinâ fazihasını irtikab ettim! diye ikinci sefer itirafta bulundu. Adamı ikinci sefer geri çeviren Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) adamın kavmine birisini yollayarak:Onun aklında bir noksanlık biliyor musunuz, normal bulmadığınız bir davranışına rastladınız mı?diye tahkik ettirdi. Ancak hep beraber:Biz onu gördüğümüz kadarıyla, aramızdaki sâlih kişilere denk akıl (ve feraset) sahibi biliyoruz dediler. Mâiz üçüncü sefer müracaatta bulundu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onlara yine birini göndererek adam hakkında sordurdu. Yine ne kendinde, ne aklında bir kusur olmadığını söylediler.Adam dördüncü sefer müracaat edince, ona bir çukur kazdırdı. Taşlanmasını emretti ve taşlandı.Râvi der ki: Gâmidiye adında bir kadın da gelerek:Ey Allah’ın Resûlü, beni niye reddediyorsun. Görüyorum ki, beni de Mâiz gibi geri çevirmek istiyorsun. Allah’a kasem olsun ben hamileyim de! dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):Öyle ise hayır. Sen git ve çocuğu doğurunca gel dedi. Kadın gitti çocuğu doğurunca, bir beze sarılmış olarak çocukla geldi.İşte çocuk, doğurdum! dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):Git, sütten kesinceye kadar emdir, sonra gel! buyurdu. Kadın gitti, o çocuğu sütten kesince çocukla birlikte geldi. Çocuğun elinde bir ekmek parçası vardı.Ey Allah’ın Resûlü, işte çocuk, sütten kestim, yemek de yedi dedi.Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çocuğu alıp, Müslümanlardan birine teslim etti. Sonra bir çukur kazılmasını emir buyurdu. Göğsüne kadar derinlikte bir çukur kazıldı. Bundan sonra halka taşlamalarını emretti. Herkes taşladı. Hâlid İbnu Velid (radıyallâhu anh) elinde bir taş ilerledi, başına attı. Kan yüzüne fışkırmıştı, kadına küfretti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hâlid’in kadına küfrettiğini işitince:Ey Hâlid ağır ol! dedi ve ilâve etti:Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e kasem olsun, bu kadın öyle bir tevbe yaptı ki, şâyet alış-verişte sahtekârlık yapanlar aynı tevbe ile tevbe yapsalardı, onların bile mağfiretine yeterdi !Sonra Resûlullah (tekfın) emretti. Kadının üzerine namaz kıldırdı ve defnedildi.”Müslim, Hudud 22, (1695); Ebü Dâvud, Hudud 24, 25, (4434, 4441).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1577
  • Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: “Namazdan bir rekate yetişen namazın tamamına yetişmiş sayılır.”Buhârî, Mevâkît 28,17; Müslim, Mesâcid 161, (607); Muvatta, Vuküt 16, (1,10); Ebü Dâvud, Salât 241, (1121); Tirmizî, Salât 377, (524); Nesâî, Mevâkît 30, (1, 274); İbnu Mâce, İkâmet 91, (1122).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2384
  • İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kim kendisine gelen bir fakirliği hemen halka intikal ettirirse (yani onlara açarak dilenmeye kalkarsa), onun fakirliğinin önüne geçilmez. Kime de fakirlik gelir, o da bunu Allah’a açarsa, Allah ona er veya geç rızkıyla imdat eder.Tirmizi, Zühd 18, (2327); Ebu Davud, Zekat 28, (1645).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4841
  • İbnu Mes’ud (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allahu Teâla Hazretleri’nin fazlından isteyin. Zira Allah, kendisinden istenmesini sever. İbadetin en efdali de (dua edip) kurtuluşu beklemektir.”Tirmizî, Daavât 126 (3566).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1758
  • Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: “Hz. Ömer ve Hz. Osman (radıyallahu anhüma), akşam namazını, gecenin karanlığını (ufukta) görür görmez daha iftarı açmadan kılarlar, namazdan sonra da oruçlarını açarlardı. Bunu ramazanda yaparlardı.”Muvatta, Sıyâm 8, (1, 289).İFTARDA TA’CİL

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3164