
Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) diyor ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ölmezden önce bütün kadınlarla nikâh kendisine helâl kılındı.”Tirmizî, Tefsir, Ahzâb, (3214); Nesâî, Nikâh 2 (6, 56).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) diyor ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ölmezden önce bütün kadınlarla nikâh kendisine helâl kılındı.”Tirmizî, Tefsir, Ahzâb, (3214); Nesâî, Nikâh 2 (6, 56).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Ömer İbnu’l-Hattâb (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hişâm İbnu Hakim İbni Hizâm’ı, Furkân süresini farklı şekillerde okurken dinledim. Resûlullah ( aleyhissalâtu vesselâm) bana bu şekillerden hiçbiriyle okumamıştı. Namazın içinde adamın üzerine atılacak oldum. Kendimi zorla zabtedip namazı bitirmesini bekledim. Selâmı verir vermez ridasından tutup kendime doğru çektim ve: “Sana bu süreyi (böyle okumayı) kim öğretti?” diye sordum. Hişâm: “Onu bana Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) öğretti!” demez mi! (Tepem attı):- Yalan söylüyorsun, onu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana da öğretti, ama senin okuduğuna hiç benzemiyor! dedim. Adamı derdest edip doğru Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a götürdüm.- Ey Allah’ın Resûlü, dedim, bu adamı Furkan süresini, bana hiç okumadığın çok farklı şekillerde okuyor gördüm!Resûlullah, sükünetle:Hele yakasını sal! diye emretti ve ona dönerek:Ey Hişâm oku bakalım! dedi. Hişâm, kendisinden işittiğim şekilde, süreyi yeniden okudu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana yönelerek:Evet, süre bu şekilde indirildi! buyurdu. Sonra bana:Ey Ömer, dedi. Sen de oku!Aynı süreyi ben de, bana öğretmiş olduğu şekilde okudum. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu açıklamayı yaptı:Evet süre bu şekilde (de) nâzil oldu. Biliniz ki, bu Kur’ân yedi harf (şekil) üzere indirilmiştir. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse onunla okuyun.Buharî, Fedailu’l-Kur’ân 5, 27, Husümat 4, Tevhid 53; Müslim, Müsâfirin 270, (818); Ebü Davud, Salât 357, (1475); TirmizÎ, Kırâ’ât 2, (2944); NesâÎ, Salât 37, (2, 150-152); Muvatta, Kur’ân 5, (1,102).KUR’ÂN’IN TERTİBİ BÖLÜMÜ KUR’ÂN’IN TERTİBİ VE CEM’İ

Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr radıyallahu anhüm anlatıyor: “Ben İbnu Abbas radıyallahu anhüma’nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. “Nereden geliyorsun?” diye sordu. Adam: “Zemzemden!” dedi. İbnu Abbâs: “Ondan gerektiği şekilde içtin mi?” diye sordu. Adam: “Nasıl?” deyince açıkladı: “Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah’a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir.”

Abdurrahman İbnu Sa’d İbnu Zürâre’nin anlattığına göre, kendisine, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerinden Hz. Hafsa radıyallahu anhâ’nın müdebber kıldığı bir câriyesi, kendisine sihir yaptığı için, sihri sebebiyle öldürtmüştür.”Muvatta, Ukûl 14, (2, 871).KENDİNİ ÖLDÜRENİN HÜKMÜ

Amr İbnu Abese es-Sülemi radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Sizden kim abdest suyunu hazırlar, mazmaza ve istinşakta bulunur (ağzına ve burnuna su çeker) ve sümkürürse, mutlaka yüzünden, ağzından, burnundan hataları dökülür. Sonra Allah’ın emrettiği şekilde yüzünü yıkarsa, sakalın(ın bittiği mahallin) etrafından su ile birlikte yüzü ile işlediği günahlar dökülür. Sonra dirseklere kadar kollarını yıkayınca, ellerinin günahları su ile birlikte parmak uçlarından dökülür gider. Sonra başını meshedince, başının günahları saçın etrafından su ile birlikte akar gider. Sonra topuklarına kadar ayaklarını yıkayınca, ayaklarının günahları, parmak uçlarından su ile birlikte akar gider. Sonra kalkıp namaz kılar, Allah’a hamd ve senâda bulunur, O’na layık şekilde tazimini gösterir ve kalbinden Allah’tan başkasını(n korku ve muhabbetini) çıkarırsa, annesinden doğduğu gündeki gibi bütün günahlarından arınır.Müslim, Müsâfirin 294, (832).

İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Sakif’ten bir yalancı, bir de zalim çıkacaktır.Tirmizi, Fiten 44, (2221).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Cübeyr İbnu Nüfeyr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Kesir İbnu Mürre, Amr İbnu ‘l-Esved ve el-Mikdâm (radıyallâhu anhüm) dediler ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Emîr, halka karşı suizanna düşerse halkı ifsad eder.”Ebû Dâvud, Edeb 44, (4989).ULEFA-İ RÂŞİDÎN VE ONLARIN SEÇİMLERİ

Ebu’l-Müseyyeb anlatıyor: “(Bir gün) Ebu Saîd radıyallahu anh’ın yanına girmiştim, namaz kılıyor buldum. Onu beklemek üzere oturdum. Derken evin bir köşesinde tavanı örten hurma dalları arasında bir kıpırtı gördüm. Oraya bakınca bir yılan olduğunu gördüm. Öldürmek üzere atıldım. Ebu Saîd oturmam için işaret etti. Tekrar yerime oturdum. Namazdan çıkınca bana evde bir oda gösterdi ve: “Bu odayı görüyor musun?” diye sordu. Ben: “Evet!” deyince devam etti:Onda, bizden evlenmesi yakın bir genç vardı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte Hendek (harbin)e gittik. Genç, gün ortasında, ehline uğramak için Aleyhissalâtu vesselâm’dan izin istiyordu. Bir gün ondan yine izin istedi. Aleyhissalatu vesselâm ona:
Silahını beraberine al, ben Kureyza’dan sana bir zarar gelir diye korkuyorum!” buyurdular. Adam silahını aldı. Ailesine geldi. Hanımı iki kapı arasında ayakta duruyordu. Elindeki mızrağı ile, dürtmek üzere kaadına eğildi. Adama kıskançlık gelmişti. Kadın ona:Mızrağını geri çek! Hele eve gir, beni dışarı çıkaran şeyi bir gör! dedi. Adam içeri daldı. Bir de ne görsün: Yatağın üzerine çöreklenmiş iri bir yılan! Mızrağıyla ona yöneldi ve yılana sapladı. Sonra çıkıp, süngüyü avluya dikti. Derken yılan üzerine atıldı. Bilemiyoruz, hangisi evvel öldü; yılan mı, genç mi? Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip, bu durumu anlattık ve: “Dua edin, Allah ona tekrar hayat versin!” dedik. Aleyhissalâtu vesselâm:Arkadaşınız için istiğfar ediverin! buyurdular. Sonra şu açıklamada bulundular:Medine’de müslüman olan cinler var. Onlardan birini görürseniz, kendisine üç gün ihtarda bulunun. Eğer bundan sonra yine de görünürse onu öldürün. Çünkü o bir şeytandır.Müslim, Selam 139, (2236); Muvatta, İsti’zân 33, (2, 976, 977); Ebu Dâvud, Edeb 174, (5256, 5257); Tirmizi, Ahkâm 2, (1484); (Bazı Tirmizi nüshalarında Sayd bölümünde (17. bab’ta) gelmiştir.)

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.”Buhari, Savm 26, Eyman 15; Müslim, Sıyâm 171, (1155); Tirmizi, Savm 26, (721); Ebu Dâvud, Savm 39, (2398).ORUCUN ZAMANI

Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.” (Cemaatte bulunan bâzıları): “Ey Allah’ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?” diye sordular. “Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!” cevabını verdi.”Tirmizî, Birr ’77, (2019).