
Mikdam İbnu Madikerb (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.”Ebu Davud, Edeb 122, (5124); Tirmizi, Zühd 54, (2393).

Mikdam İbnu Madikerb (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.”Ebu Davud, Edeb 122, (5124); Tirmizi, Zühd 54, (2393).

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Sa’d İbnu Ubâde’nin yanında ekmek ve zeytinyağı yemişti. Sonunda şöyle bir dua buyurdu:Yanınızda oruçlular yemek yesin, yemeğinizden ebrarlar yesin, üzerinize melekler dua etsin.Ebu Dâvud, Et’ime 55, (3854).Ebu Dâvud’un Hz. Câbir (radıyallâhu anh)’den kaydettiği diğer bir rivâyette şöyle denir:Ebû’l-Heysem bir yemek hazırladı, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Ashâbın’ı (radıyallâhu anhüm) dâvet etti. Hz. Peygamber yemekten kalkınca: Kardeşinizi mükâfaatlandırın!” buyurdu. Ashâb: “Mükâfaatı da ne?” diye sordular. Efendimiz: “Kişinin evine girilip yemeği yendi, içeceği içildi mi ev sâhibi için dua edilir. İşte bu onun mükâfaatıdır” cevabını verdi.”KAZA-YI HACET DUASI

Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Sa’d İbnu Ubâde’nin yanında ekmek ve zeytinyağı yemişti. Sonunda şöyle bir dua buyurdu:Yanınızda oruçlular yemek yesin, yemeğinizden ebrarlar yesin, üzerinize melekler dua etsin.Ebu Dâvud, Et’ime 55, (3854).Ebu Dâvud’un Hz. Câbir (radıyallâhu anh)’den kaydettiği diğer bir rivâyette şöyle denir:Ebû’l-Heysem bir yemek hazırladı, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve Ashâbın’ı (radıyallâhu anhüm) dâvet etti. Hz. Peygamber yemekten kalkınca: Kardeşinizi mükâfaatlandırın!” buyurdu. Ashâb: “Mükâfaatı da ne?” diye sordular. Efendimiz: “Kişinin evine girilip yemeği yendi, içeceği içildi mi ev sâhibi için dua edilir. İşte bu onun mükâfaatıdır” cevabını verdi.”KAZA-YI HACET DUASI

Ruveyfi’ İbnu Sabit el-Ensari radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kimseye, suyunu başkasının ekinine dökmesi, yani hamile (esire)ye teması helal değildir. Keza Allah’a ve ahirete inanan mü’min kişiye, istibra hasıl olmazdan önce esire kadına teması helal olmaz. Keza Allah’a ve ahirete inanan kimseye, taksim edilmezden önce ganimet malından satması helal değildir.”Ebu Davud, Nikah 45, (2158, 2159); Tirmizi, Nikah 35, (1131).

İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Bir adam kendisine on dinar borçlu olan bir alacaklısının peşine düştü ve:Vallahi borcunu ödeyinceye veya bana bir kefil getirinceye kadar arkanı bırakmayacağım! dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam o borcu üzerine aldı. Sonra adam, üzerine aldığı miktarı Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a getirdi. Aleyhissalatu vesselam adama:Bu parayı nereden buldun? diye sordu. Adam: “Madenden!” dedi. Aleyhissalatu vesselam:Öyleyse bizim buna ihtiyacımız yok! Onda hayır da yok buyurdu ve borcu ona bedel ödeyiverdi.”Ebu Davud, Büyü 2, (3328); İbnu Mace, Sadakat 9, (2406).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *SULTANIN İHSANI

Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar (sağken hayırdan ve şerden) gönderdiklerine kavuştular.Buhârî, Cenâiz 97, Rikâk 42; Ebu Dâvud, Edeb 50, (4899); Nesâî, Cenâiz 51, 52, (4, 52, 53).

Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Huneyn seferi sırasında Evtas’a bir ordu gönderdi. Ordu düşmanla karşılaştı ve çarpıştılar. Müslüman askerler onlara galebe çaldı, bir miktar kadını da esir etti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ‘ın Ashabından bir kısımları, ele geçirilen cariyelere teması, müşrik kocaları sebebiyle sanki günah addettiler. Bunun üzerine aziz ve celil olan Allah şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): “Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna…” (Nisa 24). Yani “bunlar (esir aldıklarınız) iddetlerini doldurunca size helaldır.”Müslim, Rada’ 33, (1456); Tirmizi, Nikah 36, (1132); Ebu Davud, Nikah 45, (2155, 2157) Nesai, Nikah 59, (6, 110).

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Ensâr’dan Ümmü Sinân adındaki bir kadına:Bizimle haccetmekten seni ne alıkoydu? diye sordu. Kadın:Ebü fülânın (kocasını kasteder) sadece iki sulama devesi var. Biriyle o ve oğlu haca gitti. Öbürü (ile de ben kaldım) arâzimizi suluyor (um) dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):Öyleyse Ramazan’da (yapacağın) umre, (kaçırdığın) bir haccın veya benimle (yapmış olacağın) bir haccın kazasıdır. Ramazan gelince umre yap. Zîra Ramazan’daki bir umre hacca muâdil olur.Buhârî, Umre 4, Cezâu’s-Sayd 26; Müslim, Hacc 222; Nisâî, Sıyâm 6, (4,130).

Yine İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Üveymir el-Aclânî ile hanımı arasında lian uyguladı. Hanımı bu sırada hâmile idi.”Nesâî, Talâk 36, (6,171).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir” buyurdu. Kendisine: “Ya bulamayan olursa?” diye soruldu. “Eliyle, çalışır, hem şahsı için harcar, hem de tasadduk eder” cevabını verdi. “Ya çalışacak gücü yoksa?” diye soruldu. “Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sâhibine yardım eder” dedi. “Buna da gücü yetmezse?” dendi. “Ma’rufu veya hayrı emreder” dedi. “Bunu da yapmazsa?” diye tekrar sorulunca: “Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkor. Zîra bu da bir sadakadır” buyurdu.Buhârî, Zekât 30, Edeb 33; Müslim, Zekât 55, (1008).