
İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’ın iki müezzini vardı: Biri Bilâl diğeri İbnu Ummi Mektüm el-A’mâ.”Müslim, Salat 7, (380); Ebü Dâvud, Salât 42, (535).

İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’ın iki müezzini vardı: Biri Bilâl diğeri İbnu Ummi Mektüm el-A’mâ.”Müslim, Salat 7, (380); Ebü Dâvud, Salât 42, (535).

İbnu Abbas ve İbnu Mes’ud (radıyallahu anhüm)’dan rivayet edildiğine göre, bunlar, “İlyâs’ın İdris (aleyhi’s-selam) olduğunu” söylüyorlardı. İbnu Mes’ud (radıyallahu anh), âyeti şeklinde okumuştur (Saffât, 130).Rezin’in ilavesidir. İbnu Kesir bunu, İbnu Ebî Hatim’in rivayeti olarak kaydetmiştir (6, 33).

Beş kitapta da gelen bir başka rivayet şöyle: “Adiy İbnu Hatim (radıyallahu anh) biri siyah, biri beyaz iki köstek bağı aldı. Bir gece bunlara baktı fakat biri diğerinden ayrılmıyordu. Sabah olunca durumu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a şöyle bildirdi: “Yastığımın altına biri siyah biri beyaz iki iplik koydum.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona takıldı: “Beyaz iplikle siyah iplik senin yastığının altında iseler yastığın çok geniş olmalı.”Buhârî, Tefsir, Bakara 2, 28, Savm 16; Müslim, Sıyam 33, (1090); Ebu Davud, Savm 17, (2349); Tirmizi, Tefsir, 2 (2974-2975); Nesâî, Sıyam 29, (4, 148).

Amr İbnu Şu’ayb an ebîhi an ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Saçtaki akları yolmayın. Zîra bir kimse müslüman iken tek bir kıl bile ağarmış olsa, bu Kıyamet günü onun için mutlaka bir nur olur.”Ebü Dâvud, Tereccül 17, (4202); Tirmizî, Edeb 56, (2822); Nesâî, Zînet 13, (8, 136); İbnu Mâce, Edeb 25, (3721); Müslim, Fedâil 100, (2341). Hadisin metni Ebü Dâvud’dan alınmadır.)Bir rivâyette şöyle denmiştir: “Allah ona bu sebeble sevap yazdı, onun sebebiyle ondan günah affetti.”BIYIĞIN KESİLMESİ

Sa’d İbnu Ebî Vakkâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte Mekke ‘den çıktık, Medîne ‘ye gitmeyi arzu ediyorduk. Yolun bir yerine (Azvera ‘ya) ulaşınca, aleyhissalatu vesselâm ellerini kaldırıp Allah ‘a dua etti ve secdeye kapandı. Uzun müddet öyle kaldı. Sonra kalkıp yeniden ellerini kaldırdı, bir müddet (öyle kaldı). Sonra tekrar secdeye kapandı. Bu şekilde üç kere secde yaptı. Sonra dedi ki: ” Ben Rabbimden talepte bulundum ve ümmetime şafaat ettim.Rabbim, ümmetimin üçte birini bana verdi. Ben de Rabbim için şükür secdesine kapandım. Sonra başımı yerden kaldırıp, ümmetim lehinde tekrar (mağrifet için) talepte bulundum, bana ümmetimin üçte birini daha verdi, ben de Rabbime şükür secdesinde bulundum. Sonra başımı kaldırdım ümmetim için tekrar talepte bulundum, bana ümmetimin son üçte birini de verdi, ben de Rabbime şükür secdesine kapandım.”Ebu Dâvud, Cihad 174, (2775).CEMAAT NAMAZININ FAZİLETİ

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Kalabalık ve kalp katılığı şarktadır. İman ise Hicaz ahalisi içerisindedir.Müslim, İman 92, (53).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *ARAP YARIMADASI

Ebu Berze el-Eslemi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bir sahabiyi Arap kabilelerinden birine irşad vazifesiyle gönderdi. Ancak kabile halkı ona hakaretler edip bir güzel dövdüler. Sahabi, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek durumu haber verdi. Aleyhissalâtu vesselâm:Eğer Ummân ahalisine gitmiş olsaydın onlar ne söverler ne de seni döverlerdi buyurdu.”Müslim, Fezailu’s-sahabe 228, (2544).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Ümmü Hâkim Bintü Vedda’el-Huzâ’iyye radıyallahu anha anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Babanın duası perdeyi deler (kabul makamına ulaşır).”SABAH VE AKŞAM YAPILACAK DUALAR

Amr İbnu Şuayb’ın rivâyetine göre: “Beni Müdlic’ten Katâde adında bir adam, oğluna bir kılıç fırlattı. O da bacağına isâbet etti. Yaradan fasılasız kan kaybı oldu ve oğlan öldü. Sürâka İbnu Cu’şum Hz. Ömer (radıyallâhu anh)’e gelip durumu haber verdi. Hz. Ömer: “Kudeyd suyuna yüz yirmi deve hazırla, ben oraya geleceğim” dedi. Ömer (radıyallâhu anh) oraya gelince bu develerden otuz hıkka (dört yaşına giren dişi deve), otuz cezea (beş yaşına girmiş dişi deve) ve kırk halife (hâmile deve) aldı. Ve sordu:Maktülün kardeşi nerede?İşte benim! dedi.Al bunları! Zira Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştu: Katile (ne diyetten, ne mirastan) hiç bir hisse yoktur.”Muvatta, Ukül 10, (2, 867).

Kays İbnu Hazım anlatıyor: “Said İbnu Zeyd radıyallahu anh’ı dinledim, diyordu ki: “Vallahi ben şu halimi hatırlıyorum: “Allah’a yemin olsun, Ömer İslam’a girmezden önce, beni ve kızkardeşini müslüman olduk diye bağlamıştı. Eğer Osman’a yaptığnız (öldürme işin)den dolayı Uhud dağı yerinden gitse, gitmede haklı idi.”Buhari, Menakıbu’l-Ensar 34, İkrah 1.ABDURRAHMAN İBNU AVF RADIYALLAHU ANH