• Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb), Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum!” der. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Üstünden küfür saçını at!” der ve traş olmasını söyler. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabi)nin bildirdiğine göre Aleyhissalatu vesselam, beraberinde olan bir diğerine de: “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!” buyurmuştu.”Ebu Davud, Taharet 131, (356).HAMMAM HAKKINDA

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3790
  • Hz. Câbir İbnu Abdillah radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh’ın elinden tuttu, oğlu İbrahim’e gittiler. Aleyhissalâtu vesselâm oğlunu can çekişir vaziyette buldu. Kucağına aldı ve ağladı. Abdurrahman:Ağlıyor musun? Ağlamaktan bizi sen men etmedin mi? dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:Hayır (ağlamaktan değil), iki ahmak, fâcir sesten yasakladım: Musibet sırasındaki ses; yüzleri tırmalamak, cepleri yırtmak ve şeytan mâtemi.Tirmizî, Cenâiz 25, (1005).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5400
  • Ebü Müslim eI-Eğarr (rahimehullah) diyor ki: “Ben şehâdet ederim ki Ebü Hüreyre ve Ebü Said (radıyallâhu anhümâ) Resülullah (aleyhissalâtu vesselam)’in şöyle söylediğine şehâdet ettiler: “Bir cemaat oturup Allah’ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, AIlah’ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek)lere anar.”Müslim, Zikr 39, (2700); Tirmizi, Daavât 7, (3375).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1918
  • Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir adam, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a: “Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı?” diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:AIIah, kullarIna beş vakit namazı farz kıldı diye cevap verdi. Adam tekrar sordu:Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı?AIIah kullarına beş vakti -farz kıldı. Bu cevap üzerine adam, bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağına dair yemin etti. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm):Bu adam sözünde durursa mutlaka cennete girecektir! buyurdu.”Müslim, İman,10, (12); Tirmizî, Zekât 2, (619); Nesâi, Salât 4, (1, 228, 229) Bu metin Nesâî’dekidir.Bu rivayeti, Müslim ve Tirmizî, Kitâbu’I-İman’da mezkur, uzun bir hadis zımnında tahric ederler.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2305
  • İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)’ın rivayetine göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra dahi tesbih et” (Tur, 49) âyetinde geçen “yıldızların batışından sonra” kılınacak namazın (idbâre’s-sücud), sabahın farzından önce kılınan iki rekat; (Kâf suresinde geçen) edbâre’s-sücud ile de akşamın farzından sonra kılınan iki rek’at olduğunu söylemiştir.”Tirmizî, Tefsir, Tür, (3271).Sİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 796
  • Süheyb radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissaIatu vesselam’ın yanına gelmiştim, yanında ekmek ve kuru hurma vardı. Bana: “Yanaş ve ye!” buyurdular. Bunun üzerine (yanaştım) ve hurmadan yemeye başladım. Aleyhissalâtu vesselam: “Sende göz hastalığı bulunduğu halde hurma mı yiyorsun?” dedi. Ben: “Diğer bir kenardan çiğniyorum!” dedim. Aleyhissalâtu vesselâm tebessüm buyurdular.”HASTA YEMEĞE ZORLANMAZ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6983
  • Nesâi’nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, beş vakit namazla gönderilince, Hz. Musa aleyhisselam kandisine:Rabbine dön! Daha da azaltmasını talep et. Çünkü, Benî İsrail’e iki namaz farz etmişti, onları kılmadılar! dedi. Bunun üzerine aziz ve celil olan Rabbime tekrar dönüp daha da hafifletmesini istedim. Rabb Teâla şu cevabı verdi:Semavat ve arzı yarattığım zaman ben sana ve ümmetine elli vakit namaz yazmıştım. Öyleyse elli olan beştir. Sen ve ümmetin bunları kılın! Böylece anladım ki, bu beş vakit namaz Rabbim Teâla’dan kesin bir emirdir. Hemen Hz. Musa’ya döndüm. O yine “Dön!” dedi. Fakat ben, artık geri dönmedim.”Nesai, Salet 1, (1, 223,-224).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5533
  • Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz: “(Arz) o gün Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatır” meâlindeki âyeti okudu ve:Arzın anlatacağı haberleri nelerdir, biliyor musunuz? diye sordu. Yanındakiler:Allah ve Resülü bilir! diye cevap verdiler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı:Bu haber, kadın ve erkek her kulun arz üzerinde işlemiş oldukları amellere şâhidlik etmesidir. Her kul için arz: Şu ayda, şu günde, şu şu işlemi yaptı” diyecektir.”Tirmizî, Kıyâmet 8, (2431), Tefsir, Zilzâl, (3350).TEKÂSÜR SURESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 878
  • Yine Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah Teala Hazretleri, Hz. Adem aleyhissalam’ı kendi sureti üzere ve boyunu da altmış zira olarak yaratınca:Git, şu oturan meleklere selam ver, onların seni nasıl selamlayacaklarına da dikkat et, dinle. Zira o selam, senin ve zürriyyetinin selamı olacaktır dedi. (Bunun üzerine Adem onlara gidip):Esselamü aleyküm! diye selam verdi. Melekler: “Es-selâmü aleyke verahmetullahi” dediler ve selama mukabele ederken verahmetullahi’yi ilave ettiler. Cennete her giren Hz. Adem suretinde (ve boyu da altmış arşın boyunda) olacak. Halk şu ana kadar (boyca) hep eksilmektedir.”Buhari, İsti’zan 1, Enbiya 1; Müslim, Cennet 28, (2841).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3356
  • Abdullah İbnu Mes’udun zevcesi Zeyneb radıyallahu anhüma anlatıyor: “Yaşlı bir kadın vardı, bize gelir, humre (denilen bir veba çeşidine) karşı rukye yapardı. Bizim ayakları uzun bir karyolamız vardı. (Eşim) Abdullah eve gireceği zaman (geldiğini sezdirmek için) öksürüp ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah aynı şekilde içeri girdi. Kadın, sesini işitince ona karşı örtüsüne büründü. Abdullah gelip yanına oturdu ve bana eliyle dokundu ve bir ipin eline değdiğini hissetmişti ki : “Bu nedir?” diye sordu. Ben: “(Takındığım bu muska) içinde humraya karşı dua var!” dedim. Abdullah onu derhal çekip kopardı, fırlatıp attı ve: “Abdullah’ın ailesi şirkten müstağnidir. Ben Resülullah aleyhissalatu vesselam’ın: “Rukyeler, muskalar ve büyü bir şirktir” dediğini işittim” dedi. Ben: “Ama ben bir gün dışarı çıkmıştım. Beni falanca gördü, bunun üzerine ona gelen taraftaki gözüm yaşardı. O günden beri rukye yapınca gözümün yaşı kesilir, rukyeyi bıraktım mı tekrar yaşarır” dedim. Bunun üzerine Abdullah dedi ki: “Bu şeytandır, ona itaat edince seni bırakıyor, ona isyan ettiğin vakit parmağıyla gözüne dürtüyor. Ama Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yaptığı gibi yapsaydın, bu senin için daha hayırlı, şifa bulman için de daha münasib olurdu: Gözüne su serpip şöyle diyeceksin: “Ezhibî’l-be’s, Rabbi’n-nâs, işfi, enteş-şâfi, lâ şifaen illâ şifâuke, şifâen lâ yugâdiru sakamen (Fenalığı gider. Ey insanların Rabbi! Şifa ver! Sen şifa verensin. Senin verdiğinden başka şifa yok! Öyle şifa ver ki, hiçbir hastalık geride kalmamış olsun).”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7010