
Bir diğer rivâyette: “Mestlerini çıkarmada yardımcı olmak için eğildim. Bana:Bırak onları, zirâ ben, abdestli olarak mestlerimi giyindim buyurdu ve üzerlerine meshetti.”Bu Sahiheyn’in lâfzıdır.

Bir diğer rivâyette: “Mestlerini çıkarmada yardımcı olmak için eğildim. Bana:Bırak onları, zirâ ben, abdestli olarak mestlerimi giyindim buyurdu ve üzerlerine meshetti.”Bu Sahiheyn’in lâfzıdır.

Mâlik (rahimehullah) der ki: “Bizim nazarımızda ihtilâfsız makbul olan ve ehl-i ilimden işitmiş olduğumuz görüş (şu)dur: Derler ki: “Rikâz, câhiliye devri insanlarının gömdüklerinden, bir mal sarfını gerektirmeden, nafaka harcamadan, fazla yorgunluk olmadan, yük altına girmeden ele geçirilen şeydir. Mal taleb edilen, çok fazla çalışmayı gerektiren, bazan rastlanıp bazan rastlanmayan şey rikâz değildir.”Muvatta, Zekât 9.

Amr İbnu Dinar rahimehullah anlatıyor: “İbnu Abbas radıyallahu anhüma Basra’da halısı üzerinde namaz kıldı, sonra arkadaşlarına Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın, halısı üzerinde namaz kıldığını söyledi.”* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *SICAKTA-SOĞUKTA ELBİSEYE SECDE

Zührî anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), kendisiyle birlikte savaşmış olan Yahudilerden bir gruba, ganimetten pay ayırdı.”Tirnıizî, Siyer 10, (1558).

Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Allah Teâla hazretleri ferman etti ki: Ben Azimu’ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım.” Ebu Hureyre ilaveten dedi ki:Dilerseniz şu ayet-i kerimeyi okuyun. (Mealen): Yaptıklarına karşılık Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükâfaatların saklandığını kimse bilemez” (Secde 17).Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Secde 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2, (2824); Tirmizi, Tefsir, (3195).

Ebi’l-Cevzai rahimehullah anlatıyor: “Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma)’ye: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan ne ezberledin?” diye sordum. Şu cevabı verdi:Aleyhissalatu vesselam’dan Sana şüphe veren şeyi terket, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk (doğruluk) kalbin itminanıdır, yalan şüphedir.”Tirmizi, Kıyamet 61, (2520); Nesai, Eşribe 50, (8, 327, 328).SADAKA VE NAFAKANIN FAZİLETİ

Bir rivayette İbnu Ömer der ki: “Bizzat işitmemekle beraber, bana söylendiğine göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurmuştur ki: “Yemenliler de Yelemlem’de ihrâma girerler. “Buharî, Hacc 8, İlm 52, İ’tisâm 16; Müslim, Hacc 13-18 (1182).

Zeyd İbnu Sabit (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Bir kurt bir koyunu dişlemişti, derhal keskin bir taşla kestiler. Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) yenmesine ruhsat verdi.”Nesâi, Dahâyâ 18, (7, 225).YENMESİ YASAK OLAN KESİLMİŞLER

Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında yemeğe oturunca, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yemeye başlamadıkça, kesinlikle elimizi yemeğe vurmazdık. Bir seferinde yine O’nunla yemeğe oturmuştuk. Derksen bir cariye (küçük kız çocuğu) geldi, sanki arkasından bir iteni var gibi hemen elini yemeğe soktu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elinden tuttu. Arkadan bir bedevi geldi, sanki onun da arkasından iten biri vardı, alelacele o da elini yemeğe soktu. Aleyhissalatu vesselam onun da elinden tuttu. Ve şunu söyledi:Şeytan, üzerine Allah’ın ismi zikredilmeyen yemeği kendine helâl addeder. Nitekim, sayesinde yemeğimizi kendine helal kılmak için bu cariyeyi getirdi. Ben de elinden tuttum. Bunun üzerine şu bedeviyi getirip onunla yemeği kendine helal kılmak istedi, ben onun da elinden tuttum. Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun şeytanın eli o ikisinin eliyle birlikte avucumdadır. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bunları söyledikten sonra besmele çekip yemeye başladı.”Müslim, Eşribe 102, (2017); Ebu Davud, Et’ime 16, (3766).

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallalhu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki: “Namaz için ikâmet okununca farzdan başka namaz yoktur (kılınmaz). ”Müslim, Müsafirîn 63, (710) ; Ebu Dâvud, Salât 294, (1266); Tirmizî, Salât 312, (421); Nesâî, İmâmet 60, (2, 126).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *