
Cabir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’a geldiğimiz zaman, (halkanın) sonuna otururduk.”Ebu Davud, Edeb 16, (4825); Tirmizi, İsti’zan 29, (2753).

Cabir İbnu Semüre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’a geldiğimiz zaman, (halkanın) sonuna otururduk.”Ebu Davud, Edeb 16, (4825); Tirmizi, İsti’zan 29, (2753).

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah’ın malı cennettir.”Tirmizî, Kıyâmet 19, (2452).

Nu’mân İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Dua, ibadettir”, sonra şu ayeti okudu: “Rabbiniz: Bana dua edin ki size icâbet edeyim. Bana ibâdet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler varya, alçalmış ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir” buyurmuşlardır” (Mü’min, 69).Ebu Davud, Salat 358, (1479); Tirmizi, Tefsir 2, (2973, 3244), Daavât 2, (3369); İbnu Mâce, Duâ 1, (3828).

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) der ki: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) hanımlarına yaklaşmamaya yemin etti (îlâ kararı verdi) ve (bal yemeyi de kendi kendine) haram etti. Böylece helal olan bir şeyi kendisine haram kılmıştı. Sonra kefâret karşılığında yeminini bozdu”Tirmizî, Talak 21, (1201).MAKBUL VE MEKRUH İSİMLER

Ebü’t-Tufeyl anlatıyor: “Ben Hz. İbnu Abbas ve Hz. Muâviye (radıyallahu anhümâ) ile birlikte idim. Muâviye (radıyallahu anh) hazretleri her rükne uğradıkça istilâmda bulunuyordu. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) kendisine:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadece Haceru’l-Esved ve rüknü’l-Yemânî’den başka yeri istilâm etmezdi dedi. Hz. Muâviye şu cevabı verdi:Beytullah’tan hiçbir şey ihmal edilmez.İbnu z-Zübeyr bütün rükünlere (köşelere) istilâmda bulunurdu.”Buharî, Hacc 59; Müslim, Hacc 247, (1269); Tirmizî, Hacc 35, (858).Hanzala (İbnu Ebî Süfyân İbni Abdirrahman) (rahimehumullah) anlatıyor: “Tâvus merhumu (tavafyaparken) gördüm. Rükne gelince (Haceru’l-Esved) üzerinde izdiham bulursa sıkışıklık yapmaz, geçer giderdi; boş ve müsait bulursa üç sefer öperdi. Sonra şunu söyledi:Ben İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ)’ı aynen böyle yaparken gördüm. İbnu Abbas da:Hz. Ömer (radıyallahu anh)’i aynen böyle yaparken gördüm dedi.Hz. Ömer (radıyallahu anh) de:Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı böyle yaparken gördüm. dedi.”Nesâî, Hacc 148, (5, 227).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Hz. Ali (radıyallahu anh) der ki: “Bu âyet ile benden başkası amel etmedi.”Rezîn’in ilavesidir. İbnu Kesir kaydetmiştir (4, 326).HAŞR SURESİ

Ebu Cuhayfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ı gördüm, sadece alt dudağında yani anfetesinde beyaz gördüm.”Buhari, Menakıb 23; Müslim, Fezail 106, (2342).

Ebü’l-Melih (rahimehümullah) anlatıyor: “Biz bulutlu bir günde Büreyde (radıyallâhu anh) ile bir gazvede beraberdik. Dedi ki: “İkindi namazını erken kılın, zîra Resülullah (aleyhissalâtu vesselam): “Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gider” buyurdu.”Buhârî, Mevâkit 15, 34; Nesâî, Salât 15, (1, 236).NAMAZ VAKİTLERİ

Ebu Sa’îdi’l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Müslüman kişinin salih rüyası, peygamberliğin yetmiş cüzûnden biridir.”

İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Şeytan da, melek de insanoğluna sokularak onun kalbine birtakım şeyler atarlar. Şeytanın işi kötülüğe çağırmak, sonu fena ve zararlı olan şeylere teşvik etmek ve hakkı yalanlamak, haktan uzaklaştırmaktır. Meleğin işi hak ve hayra, iyiliğe çağırmak ve kötülükten uzaklaştırmaktır. Kim içinde hakka, hayıra, iyiliğe çağıran bir ses duyarsa bilsin ki bu Allah’tandır ve hemen Allahu Teala’ya hamdetsin. Kim de içinde şerr ve inkâra çağıran bir fısıltı duyarsa ondan uzaklaşsın ve hemen şeytandan Allah’a sığınsın.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sözlerine şu meâldeki âyeti ekledi: “Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur, size cimriliği emreder..” (Bakara 268).Tirmizî, Tefsir, (2991).