
Ebu Dâvud’un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “Siz namaza gelince biz secdede isek hemen secdeye katılın, fakat onu (rek’at veya başka) bir şey saymayın, tek rek’ate kavuşan namaza kavuşmuş sayılır. ”

Ebu Dâvud’un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “Siz namaza gelince biz secdede isek hemen secdeye katılın, fakat onu (rek’at veya başka) bir şey saymayın, tek rek’ate kavuşan namaza kavuşmuş sayılır. ”

Hufâf İbnu İmâ el-Gıfârî (radıyallâhu anh)ş anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) rükü’ya gitti, sonra başını kaldırdı ve “Gıfâr kabîlesini Allah mağfiret etsin, Eslem kabîlesine Allah selâmet versin, Useyye Allah’a ve Resulüne isyan etmiştir. Allahım, Benî Lihyan’a lanet et. Ri’l ve Zekvân’a da lânet et” deyip secdeye gitti.”Müslim, Mesâcid 308, (679).

Tarık el Muharibi radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ı koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar kollarını kaldırıp şöyle dediğini işittim: “Bilesiniz hiçbir anne oğlunun günahından sorumlu tutulmaz, bilesiniz hiçbir anne oğlunun günahından sorumlu tutulmaz.”

Kesîr İbnu Kesîr İbn-i Ebî Vedâ’a, an bazı ehlihi an ceddihi (radıyallahu anh) anlatmıştır ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı Benî Sehm kapısını takip eden yerde, önünden halk gelip geçerken namaz kılar görmüştür. Bu sırada Resulullah ‘la Ka’be arasında bir sütre de mevcut değildir.”Ebu Dâvud, Menâsik 89, (2016) ; Nesâî, Kıble 9, (2, 67) İbnu Mâce, Menâsik 33, (2958).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Semüre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Aldığı şeyi sahibine ödemek “el’e vecibedir.” Katade der ki: “Hasan (bunu rivayet ettiğini) unuttu ve dedi ki: “O, (yani ariyet) emanetindir. (Zayi olması halinde) sana tazmin gerekmez.”Ebu Davud, Büyü’ 90, (3561); Tirmizi, Büyü 39, (1266)

Ebü Said (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Biz sadaka-i fıtrı bir sa’ yiyecek veya bir sa’ arpa veya bir sa’ hurma veya bir sa’ ekıt (denen yoğurt kurusu) veya bir sa’ kuru üzümden çıkarırdık.”Buhâri, Zekât 72, 73, 75, 76; Müslim, Zekât 18, (985); Muvatta, Zekât 53, (1, 284); Tirmizi, Zekat 35, (673); Ebü Dâvud, Zekât 19, (1616, 1617, 1618); Nesai, Zekât 37, 38, 39, 42, 43, (5, 51); İbnu Mâce, Zekât 21, (1829).

İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm.) Mekke’nin fethi günü buyurdular ki:Artık bu fetihten sonra hicret yoktur. Fakat cihâd ve niyyet vardır. Öyleyse askere çağrıldığınız zaman hemen silah altına koşun!Buharî, Cihâd 1, 27, 194, Cizye 22, Hacc 43, Cezâu’s-Sayd 10; Müslim, İmâret 85, (1353), Hacc 445, (1353); Tirmizî, Siyer 33, (1590); Nesâî, Cihâd 15, (7,146); Ebu Dâvud, Cihad 64, (2480).

Hz. Enes (radıyallâhu anh), Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın her namaz için abdest aldığını söylemişti, kendisine:Siz nasıl yapıyordunuz? diye soruldu. Şu cevabı verdi:Aldığımız abdest bozuluncaya kadar bize yetiyordu.Buhârä, vudü 54; Ebu Dâvud, Taharet 66, (171); Tirmizi, Taharet 44, (58, 60); Nesai, Taharet 101, (1, 85).

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, Ebu Bekr, Ömer, Osman radıyallahu anhüm ecmain hacc-ı ifrad yaptılar.”HACC-I KIRAN

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kavunu taze hurma ile yer ve: “Bunun hararetini şunun serinliğiyle, şunun serinliğini de bunun hararetiyle kırıyoruz!” buyurdu.”Tirmizi, Et’ime 36, (1844); Ebu Davud, Et’ime 45, (3836).