• İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Müslüman olmamızla Cenâb-ı Hakk’ın bizi, “İman edenlerin gönüllerinin Allah’ı zikretmek üzere yumuşaması ve ondan gelen hakikate bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha evvel kendilerine kitap verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalbleri kararmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasıklardı” (Hadid, 16) meâlindeki âyetle azarlaması arasında dört yıllık zaman mevcuttur.”Müslim, Tefsir 24, (3027).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 812
  • İbnu Abbas (radıyallahu anhüma), “Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkâr edip, gönlünü kâfirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır, büyük azab da onlar içindir” (Nalh, 106) ayetindeki umumi hükümden şöyle bir istisna yaptı: “Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.” (Nahl, 110).Burada kastedilen Abdullah İbnu Ebi Sarh’tır. Bu zat, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın vahiy kâtibi idi. Şeytan onu şaşırttı. Kâfirlere katılmasına sebep oldu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affını diledi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da onu affetti.”Nesâî, Tahrimu’d-Dem 15, (7, 107).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 674
  • İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Bu ümmette iki sınıf vardır, onların İslâm’dan hiçbir nasipleri yoktur: Mürcie ve Kaderiyye.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5962
  • Sa’lebe İbnu Ebî Malik anlatıyor: “Ömer İbnu’1-Hattâb (radıyallahu anh), bir kısım bürgüyü Medineli kadınlar arasında taksim etmişti, geriye güzel bir bürgü kaldı. Yanındakilerden bazıları kendisine:Ey müminlerin emîri, bunu da senin yanında bulunan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın kızına ver dediler. Bununla, Hz. Ali (radıyallahu anh)’in kızı Ümmü Gülsüm’ü kastediyorlardı. Hz. Ömer onlara:Ümmü Selît, buna daha çok hak sâhibidir. Zîra o, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a biat etmişti ve Uhud Savaşı’nda bize kırbalarla su taşıyordu dedi.Buhâri, Megâzî 22, Cihâd 66.ŞEHİDLER HAKKINDA

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1123
  • İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Bana Ebu Süfyan İbnu Harb anlattı ve dedi ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile aramızda sulh(-u Hudeybiye) olduğu bir sırada Şam’a gitmiştim. Ben orada iken, Herakliyus’a, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’dan bir mektup getirildi. Mektubu Dıhyetu’l-Kelbî getirmişti. Onu Busra emirine teslim etti. O da, Rum Kralı Herakliyus’a ulaştırdı. Herakliyus:Peygamber olduğunu zanneden şu adamın kavminden buralarda birileri var mı? diye sordu. Ona “evet var!” dediler ve ben bir grup Kureyşliyle birlikte çağırıldım. Yanına girdik. Bizi önüne oturttu.Ona nesebce en yakın olan kimdir? dedi. Ben atıldım:Benim! dedim. Bunun üzerine beni, arkadaşlarım arkamda kalacak şekilde önüne oturttu. Sonra tercümanını getirtti.Şunlara söyle, ben şuna, o peygamber olduğunu zanneden kimse hakkında soracağım. Eğer cevaplarında bana yalan söylemeye kalkarsa, onu tekzib etsinler! dedi. Ebu Süfyan der ki:Allah’a yemin olsun. Eğer yalanım, aleyhime tesir hâsıl eder korkusu olmasaydı, cevaplarım sırasında yalan söylerdim. Sonra Herakliyus, tercümanına:

    Sor şuna! O zâtın aranızdaki nesebi nasıldır?” dedi. Ben:O, aramızda asîl bir nesebe sahiptir dedim. O tekrak sordu:O’nun ecdadı arasında kral var mı?

    Yok!” dedim.Siz onu bu iddiasından önce hiç yalanla itham ettiniz mi? dedi. Ben:Hayır! dedim.Ona insanların eşraf takımı mı tabi oluyor, zayıflar takımı mı? dedi.

    Zayıflar takımı!” dedim.Artıyorlar mı azalıyorlar mı? dedi. Ben:Eksilmiyorlar, bilakis artıyorlar dedim. O tekrar sordu:Dine girdikten sonra hoşnutsuzlukla dininden vazgeçen, irtidad eden oldu mu?Hayır! dedim.Onunla hiç savaştınız mı? dedi. Ben:Evet! dedim.Onunla savaşınız nasıl oldu? dedi.Harb onunla bizim aramızda münavebeli oldu. O bize karşı kazandı, biz de ona karşı kazandık! dedim.Verdiği sözden caydığı oldu mu? dedi.Hayır! Ancak, aramızda bir sulh var, bu esnada ne yapacak bilmiyoruz! dedim.Ebu Süfyân der ki: “Allah’a yemin olsun o konuşmamız esnasında, (aleyhte) bundan başka bir şey söyleme imkanı bulamadım.” Herakliyus sormaya devam etti:Muhammed’den önce bu sözü söyleyen bir başkası var mıydı? dedi.Hayır! dedim. Bunun üzerine tercümanına:Söyle ona! Ben sana aranızdaki nesebi” nden sordum, sen onun asaletli biri olduğunu söyledin. İşte peygamberler de böyledir, hep kavimleri arasında neseb sahiplerinden gönderilirler. Ben sana “ecdadı içinde kral var mı?” diye sordum “yok!” dedin. Ben de “eğer ecdadı arasında bir kral olsaydı bu ecdadının kraliyetini arayan bir adam” diyecektim. Ben, “ona tabi olanlar” dan sordum: “Cemiyetin zayıf takımı mı yoksa eşraf kesimi mi?” diye. Sen “zayıflar!” dedin. Peygamberlere tabi olanlar işte bunlardır. Ben sana “bu iddiasından önce onu hiç yalanla itham ettiniz mi?” diye sordum, sen “hayır!” dedin. Böylece anladım ki o, ne insanlara ne de Allah’a yalan söyleyecek biri değildir. Ben sana “dine girdikten sonra, hoşnut olmayarak dininden dönen oldu mu?” diye sordum, sen “Hayır!” dedin. İman böyledir, onun neşesi kalplere bir girdi mi, bir daha solmaz. Ben senden “onlar artıyorlar mı, eksiliyorlar mı?” diye sordum, sen arttıklarını söyledin. İman işi böyledir, tamamlanıncaya kadar artarlar. Ben sana “onlarla savaştınız mı?” diye sordum, sen savaştığınızı, savaşın aranızda münâvereli cereyan ettiğini, onların size, sizin de onlara galebe çaldığını söyledin. Peygamberler de böyledir, imtihandan geçirilirler, sonunda âkibet onların olur. Ben, sana “verdiği sözden döndüğü olur mu?” dedim, sen olmadığını söyledin. Peygamberler de böyledir, sözlerinden dönmezler. Ben, “Bu iddiayı ondan önce söyleyen oldumu?” diye sordum. sen “Hayır!” dedin. Ben “Eğer bu sözü ondan önce biri söylemiş olsaydı, “Bu adam, kendinden önce söylenmiş bir sözü tamamlamaya çalışan birisi” diyecektim.Herakliyus sonra: “Size ne emrediyor?” diye tekrar soru sordu. Biz:Namaz, zekat, sıla-i rahim ve iffet dedik. Bunun üzerine herakliyus dedi ki:Eğer, senin söylediklerin gerçekse, O peygamberdir! Ben onun çıkacağını biliyordum. Ancak sizin aranızdan çıkacağını zannetmiyordum. Eğer, O’na kavuşabileceğimden emin olsam karşılaşmayı çok isterdim. Yanında olsaydım, ayaklarına su dökerdim. O’nun hakimiyeti, ayaklarımın altında olan şu diyarlara kadar uzanacaktır.

    Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın mektubunu getirtti ve okuttu. Şöyle diyordu: Bismillahirrahmanirrahim.Allah’ın elçisi Muhammed’den Rum’un büyüğü Herakliyus’a,Selam hidayete tabi olanlara olsun.Emmâ ba’d! Seni İslâm’a çağırıyorum. İslâm’a gir, selâmeti bul! Allah da ecrini iki kat versin. Yüz çevirirsen, bütün tebeanın günahı üzerine olsun. “Ey Ehl-i Kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze gelin: Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp da birbirimizi Rabb edinmeyelim.! Eğer onlar yüz çevirirse siz deyin ki: “Şâhit olun, biz müslümanlarız” (Âl-i İmran 64).Herakliyus, mektubun okunuşunu tamamlayınca, yanında sesler yükseldi ve gürültüler arttı. Bize emretti, çıkarıldık. Ben arkadaşlarıma:İbnu Ebi Kebşe’nin işi ciddidir. Şu Benî Asfer’in (Rumların) kralı ondan korkuyor! dedim. Allah İslâm’ı bana nasib edinceye kadar onun galip geleceği inancını taşıdım.Herakliyus, ileri gelen cemaatini hep davet etti, kendine ait sarayların birinde toplandılar. Onlara:Ey Rum cemaati! Ebedî bir kurtuluşunuz ve şu saltanatınızın bekasına ne dersiniz? dedi. Bunun üzerine, hep birden vahşi eşekler gibi ürküp kapılara koştular. Ancak hepsini kapatılmış buldular. Herakliyus onları geri çağırdı.Ben sizin dindeki salâbetinizi imtihan ettim. Sizde gördüğüm durum hoşuma gitti! dedi. Bunun üzerine, ona secde ettiler ve ondan razı oldular.”Buhâri, Bed’ü’l-Vahy 1, İmân 37, Şehâdât 28, Cihâd 11, 99, 102, 122, Cizye 13, Tefsir, Âl-i İmrân 4, Edeb 8, İsti’zan 24, Ahkâm 40; Müslim, Cihad 73, (1773); Tirmizi, İsti’zan 24, (2718).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5525
  • Amra Bintu Abdirrahmân (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir adam bir meyve bahçesinin meyvelerini toptan satın aldı. Meyveyi toplayıp miktarını tayin edince, tahmîn edilenden noksan buldu. Bahçe sâhibini görerek eksik çıkan kısmı hesaptan düşmesini veya alım-satım akdinden dönmesini talebetti. Fakat adam teklif edilenleri kabul etmemeye yemin etti. Bunun üzerine müşterinin annesi, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e müracaat ederek durumu arzetti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “O adam, hayır yapmamaya yemin etmiştir” buyurdu. Bu sözü işiten bahçe sâhibi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü, talebini kabul ettim” dedi.Muvatta, Büyû 15, (2, 621); Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkât 19, (1557).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 202
  • Ukbetu’bnu Âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Biz Suffa’da iken Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (dışarı) çıkarak: “Hanginiz hergün hiç günah işlemeden ve akrabalık bağlarını da bozmadan Buthân’a veya Akik’e gidip oradan (zahmete ve masrafa girmeden) iki adet iri hörgüçlü dişi deve tutup getirmeyi ister?” diye sordu. Biz: “Ey Allah’ın Resûlü bunu hepimiz isteriz” dedik. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “-O halde birinizin mescide gidip orada Allah’ın kitabından iki âyeti öğrenmesi veya okuması, kendisi için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için üç deveden, dört âyet onun için dört deveden ve okunacak âyetler kendi sayılarınca deveden daha hayırlıdır” buyurdular.”Müslim, Salatû’l-Müsâfirin 251; Ebu Dâvud, Salat 349, 1456 H.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 414
  • Abdullah İbnu Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, cin gecesinde İbnu Mes’ud’a: “Yanında su var mı?” diye sordu. O: “Hayır su yok. Ancak bir tulumda nebiz var!” deyince Aleyhissalâtu vesselâm: “Hurma temizdir, su da temizleyicidir (binaenaleyh nebiz temizdir) bana dök (abdest alayım)” buyurdular.”DENİZ SUYU İLE ABDEST

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6075
  • İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Bir hıristiyan kadın, bir zımmînin nikâhı altında iken, kocasından bir müddet önce müslüman olsa, artık kocasına haram olur.”Buhari, Talâk 20.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5664
  • Müslim’deki rivayet şöyledir: “Ümmü Seleme radıyallahu anha dedi ki: “Sübey’a, kocasının vefatından birkaç gece sonra nifas oldu. Kadın, durumunu Resûlullah’a zikretti. Aleyhissalatu vesselam evlenmesini söyledi.”Müslim, Talak 57, (1485).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4163