
Hz. Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Kimin saçı varsa, ona ikram etsin!” buyurdu.”Ebü Dâvud, Tereccül 3, (4163).

Hz. Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Kimin saçı varsa, ona ikram etsin!” buyurdu.”Ebü Dâvud, Tereccül 3, (4163).

Ebu Remse radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’in üzerinde iki yeşil giysi gördüm.”Ebu Dâvud, Libâs 19, (4065); Tirmizi, Edeb 48, (2813); Nesâî, Zînet 97, (8, 204), Iydeyn 16, (3,185).SİYAH

Hz. Aişe radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, ben adetli iken, bana: “Saçını(n örgülerini) çöz ve yıkan” dedi.”Hz. Ali, kendi rivayetinde: “Başını çöz” demiştir.”HAYIZLI MESCİDE GİREMEZ

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Allah’ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?”
Evet ey Allah’ın Resülü, söyleyin!” dediler. Bunun üzerine saydı:Zahmetine rağmen abdesti tam alımak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır.Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1,161); Tirmizi, Tahâret 39, (52); Nesâi, Tahâret 106.

Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’a bir katır hediye edilmişti, ona bindi. Ben kendisine:Eşekleri atlara aşırtsak da bunun gibi katırlar elde etsek olmaz mı? dedim. Şöyle cevap verdi:Bunu (şeriatın bu meseledeki hükmünü) bilmeyenler yapar.Ebü Dâvud, Cihâd 59, (2565); Nesâî, Hayl 10, (6, 224).SUAL

İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Ömer İbnu’l-Hattab radıyallahu anh, ashabtan bir grup içerisinde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte İbnu Sayyâd’a doğru gittiler, Onu, Beni Megâle şatosunun yanında çocuklarla oynar buldular. O sıralarda bülûğa yaklaşmış durumdaydı. İbnu Sayyâd, Aleyhissalâtu vesselam, eliyle sırtına vuruncaya kadar (onların geldiğini) hissetmedi. Aleyhissalatu vesselam, omuzuna vurup:Benim Allah’ın Resûlü olduğuma şehâdet ediyor musun? diye sordu. İbnu Sayyad ona bakıp:Şehadet ederim ki, sen ümmilerin peygamberisin! dedi. İbnu Sayyad da Resulullah’a:Sen, benim Allah’ın Resulü olduğuma şehadet eder misin? dedi. Aleyhissalatu vesselam onu reddetti ve:Ben Allah’a ve O’nun resullerine iman ettim! buyurdu ve sonra sordu:Pekiyi, ne görüyorsun?Bana bir doğru sözlü (sadık), bir de yalancı (kâzib) gelmektedir diye cevap verdi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:Sana bu iş karıştırıldı! (Sıdkı kizb; kizbi sıdk ile karıştırıyorsun) buyurdular. Sonra da Aleyhissalatu vesselam ona:Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!) dedi. İbnu Sayyad:
O dumandır!” diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam:Sus, sen kendi kadrini hiçbir vakit aşamayacaksın! buyurdular. bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh:Ey Allah’ın Resulü! Bana müsaade buyurun şunun boynunu vurayım! dedi. Aleyhissalatu vesselam da:Eğer (Deccal) bu ise, sen ona musallat edilecek değilsin, eğer bu Deccal değilse onu öldürmekte sana bir hayır yok! buyurdular.”Buhari, Cenaiz 80, Şehadat 3, Cihad 178, Edeb 97; Müslim, Fiten 85, 95, (2924, 2930); Ebu Davud, Melahim 16, (4329); Tirmizi, Fiten 63, (2250), 56, (2236).Tirmizi, “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!)” sözünden sonra şu ibareyi ilave etti: “Onun için (içinde) “O halde semanın apaşikâr bir duman getireceği günü gözetle (Habibim)” (Duhan 10) ayetini gizlemişti.”* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Semüre İbnu Cündeb radıyallahu anh anlatıyor: “Ensâr’dan bir zâtın bahçesinde benim bodur bir hurma ağacım vardı. O zât ailesiyle beraberdi. Semüre, kendi ağacına gitmek üzere bahçeye girerdi. Bu girişten bahçe sâhibi rahatsız oluyordu. Kendisine o ağacı (bir başka yerdeki ağaçla) değiştirmeyi taleb etti. Ama Semüre kabul etmedi. Bunun üzerine Ensari radıyallahu anh Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip durumu anlattı. Resülullah Semüre’ye o ağacı satmasını taleb etti; fakat o kabül etmedi. Bu sefer (bir başka yerdeki ağaçla) değiştirmeyi teklif etti, o bunu da kabul etmedi. Resülullah: “Ağacı ona bağışla!” dedi ve buna rağbet etmesi için “şöyle şöyle ecir var!” buyurdu. Semüre yine, kabul etmedi. Bunun üzerine Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:Sen muzır birisin! dedi. Sonra Ensari zâta dönüp:Git, onun hurmasını sök! buyurdu.”Ebu Dâvud, Akdiye 31, (3636).

Ebu Saîdi’l-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: Benî Seleme Medine’nin uzakça bir kenarında meskün idi. Mescid-i Nebevi’nin yakınlarına taşınmak istediler. Bunun üzerine şu meâldeki âyet indi:Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan biziz. Herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır (Yâ-Sîn, 11). Resûlullah (aleyhissàlâtu vesselâm): “Ayak izleriniz (sevap olarak) yazılıyor” dedi.Yerlerinde kaldılar.”Tirmizî, Tefsir, Yâ-Sîn, (3224).

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Cenâb-ı Hakk’ın: “Arzda birbirine komşu kıt’alar vardır, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki hepsi bir su ile sulanıyor. (Böyle iken) biz onlardan bazısını yemişlerinde (ve tadlarında), bazısından üstün kılıyoruz. İşte bunlarda da aklını kullanacak zümreler için elbette âyetler vardır” (Ra’d, 4). Kelâm-ı İlâhisinde geçen “üstünlük”ü şöyle açıkladılar: “Bu onların, kalitesiz, fârisi çeşitten tatlı ve ekşi oluşlarıdır.”Tirmizi, Tefsir, Ra’d, (3117).İBRAHİM (ALEYHİSSELAM) SURESİ

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim Allah yolunda murâbıt olarak ölürse, kendisine, yapmakta olduğu salih amellerin ücreti (sanki ölmemiş gibi Kıyamet gününe kadar verilir), rızkı da mütemadiyen verilir, kabirdeki hesaba çekicilerden emin olur. Allah Teâla hazretleri onu, Kıyamet günü cehennem korkusundan emin olarak diriltir.”