• Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: (Bürüc süresinin), “İçlerinde burçları bulunan semaya, vaadedilen güne, şâhidlik edene ve şâhidlik edilene andolsun..”âyetlerinde (1-3) geçen “vaadedilen gün” den maksad kıyamet günüdür; “şâhidlik edilen gün”den maksad arefe günüdür; “şâhidlik eden”den maksad da cuma günüdür.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devamla buyurdular ki: “Güneş, cumadan daha hayırlı bir gün üzerine ne doğdu ne de battı. Onda bir an vardır ki, hayır duası o ana rastlayan bir kulun duası, mutlaka kabul edilir, bir şerden sakınma (istiâze) talebinde bulunan kimse de mutlaka ondan sakındırılır. “Tirmizî, Tefsir, Bürüc, (3336).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *SEBBAHA (A’LÂ) SURESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 859
  • Ebu Said (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) minbere oturdu, biz de etrafında yerlerimizi aldık. Buyurdular ki:Sizin için korktuğum şeylerden biri, dünyanın süs ve güzelliklerinin sizlere açılmasıdır!Bir adam (araya girerek söze karıştı ve):Yani (nâil olacağımız) hayır, şer mi getirecek? dedi. Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) bu soru üzerine süküt etti. (Adama: “Sana ne oluyor da Resülullah’ın sözünü kesip, onunla konuşmaya kalkıyorsun? O sana konuşmuyor ki!..” diye paylıyanlar oldu). Gördük ki, kendisine vahiy gelmekte. Derken vahiy hâli açılmış, yüzündeki terleri silmekte idi.Şu soru soran nerede? diye söze başladı. Ve sanki adamı (sorusu sebebiyle) takdir ediyor gibiydi: Sözlerine şöyle devam etti:Muhakkak ki, hayır, şer getirmez. Ancak derenin bitirdikleri arasında, ya çatlatarak öldüren ya da ölüme yaklaştıran bitki de var. Yalnız yeşil ot yiyen hayvanlar müstesna. Zira bunlar yeyip böğürleri şişince güneşe karşı dururlar. (Geviş getirirler), akıtırlar ve rahatça defi hacet yaparlar, sonra tekrar dönüp yayılırlar.

    Şüphesiz ki, bu mal hoştur, tatlıdır. Ondan fakire, yetime ve yolcuya veren bu malın Müslüman sâhibi en iyi (insan)’dir. Bunu haketmeden alan, yediği halde doymayan kimse gibidir. O mal, kıyamet günü aleyhinde şâhidlik yapacaktır.Buhâri, Zekât 47, Cum’a 28, Cihâd 37, Rikâk 7; Müslim Zekât 123, (1052); Nesâi, Zekât 81, (5, 90).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1940
  • Ebu Said (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) minbere oturdu, biz de etrafında yerlerimizi aldık. Buyurdular ki:Sizin için korktuğum şeylerden biri, dünyanın süs ve güzelliklerinin sizlere açılmasıdır!Bir adam (araya girerek söze karıştı ve):Yani (nâil olacağımız) hayır, şer mi getirecek? dedi. Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm) bu soru üzerine süküt etti. (Adama: “Sana ne oluyor da Resülullah’ın sözünü kesip, onunla konuşmaya kalkıyorsun? O sana konuşmuyor ki!..” diye paylıyanlar oldu). Gördük ki, kendisine vahiy gelmekte. Derken vahiy hâli açılmış, yüzündeki terleri silmekte idi.Şu soru soran nerede? diye söze başladı. Ve sanki adamı (sorusu sebebiyle) takdir ediyor gibiydi: Sözlerine şöyle devam etti:Muhakkak ki, hayır, şer getirmez. Ancak derenin bitirdikleri arasında, ya çatlatarak öldüren ya da ölüme yaklaştıran bitki de var. Yalnız yeşil ot yiyen hayvanlar müstesna. Zira bunlar yeyip böğürleri şişince güneşe karşı dururlar. (Geviş getirirler), akıtırlar ve rahatça defi hacet yaparlar, sonra tekrar dönüp yayılırlar.

    Şüphesiz ki, bu mal hoştur, tatlıdır. Ondan fakire, yetime ve yolcuya veren bu malın Müslüman sâhibi en iyi (insan)’dir. Bunu haketmeden alan, yediği halde doymayan kimse gibidir. O mal, kıyamet günü aleyhinde şâhidlik yapacaktır.Buhâri, Zekât 47, Cum’a 28, Cihâd 37, Rikâk 7; Müslim Zekât 123, (1052); Nesâi, Zekât 81, (5, 90).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1940
  • İbnu Muhayyısa el-Ensâri, babasından anlattığına göre, “Babası Muhayyısa haccamın kiralanması hususunda izin istedi. Resûlullah onu menetti. Muhayyısa’nın haccam bir azadlısı vardı. Sorup izin istemeye ara vermedi. Sonunda Aleyhissalatu vesselam kendisine:Onunla deveni ve köleni besle, (kendin yeme!) buyurdular.”Muvatta, İsti’zan 28, (2, 970); Ebu Davud, Büyü 28, (3422); Tirmizi, Büyü 47, (1277); İbnu Mace, Ticarat 10, (2166).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5155
  • Abdullah İbnu Avn anlatıyor: “Nafi’ rahimehullah’a kıtalden önce (yapılan İslam’a) davet hakkında sormak üzere yazmıştım. Bana şöyle yazdı: “Bu, İslam’ın evvelinde idi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beni Müstalik’e (önceden haber vermeden ani) baskın yaptı. Onlar ( bu sırada) gafil haldeydi, hayvanları su kenarında sulamıyorlardı. Mukatillerini öldürdü, çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. O gün Cüveyriye’yi de ele geçirmişti.”Buhari, Itk 13, Müslim, Cihad 1, (1730); Ebu Davud, Cihad 100, (2633).ENMÂR GAZVESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4234
  • Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize Deccal üzerine uzun bir hadis rivayet etti. Bize anlattıkları meyanında şöyle de demişti:Deccal, Medine geçitlerine girmesi kendisine haram kılınmış olarak çıkacak. Derken (Medine civarındaki) bazı ekimsiz yerlere kadar gelir. O gün insanların en hayırlısı olan -veya en hayırlılarından- bir kimse onun karşısına çıkar ve:

    Sen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bize haber verdiği Deccâl’sin!” der. Deccâl de (kendi adamlarına):Ben şunu öldürüp sonra da diriltsem ne dersiniz? Bu işte bir şüpheye düşer misiniz? der. Oradakiler:Hayır! derler. Deccal onu öldürür ve sonra diriltir. Diriltildiği zaman adam:Allah’a yemin olsun. Senin hakkında hiçbir vakit bugünkünden daha basiretli olmamıştım! der. Deccal onu tekrar öldüreyim mi di(yerek öldürmek isteye)cek, fakat musallat edilmeyecek.”Buhari, Fiten 27, Fedailu’l-Medine9; Müslim, Fiten 112, (2938).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4974
  • Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Cennette yüz derece vardır. Bütün alemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder.Tirmizi, Cennet 4, (2534).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5068
  • Hz. Enes (radıyallahu anh), “Onlar gecenin (ancak) az bir kısmında uyurlardı” (Zariyat, 17) meâlindeki âyet hakkında şu açıklamayı yaptı: “Onlar akşamla yatsı arasında namaz kılarlardı.”Bir rivayette şu ziyâde var: “Böylece yanları yataklarından uzaklaşır” (Secde,16).Ebü Davud,Salât 312, (1322).TÛR SURESİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 794
  • Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyundular ki: “Kuşluk namazı, boduğun (yani deve yavrusunun) ayağı kumdan yanmaya başladığı andan itibaren kılınır.”Müslim, Müsâfirîn 43, (748).RAMAZANDA GECE KALKIŞI TERAVİH NAMAZI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3000
  • Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyundular ki: “Kuşluk namazı, boduğun (yani deve yavrusunun) ayağı kumdan yanmaya başladığı andan itibaren kılınır.”Müslim, Müsâfirîn 43, (748).RAMAZANDA GECE KALKIŞI TERAVİH NAMAZI

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3000