İşte yaptıkları iyiliklerin âhirette karşılığını alacak olanlar bunlardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
-
Continue reading →: Kıyamet gününde o sözü onun için Sana kurbiyyet eyleYâ Rabb! Ben hangi bir mü’mine onu üzecek ve gönlüne ağır gelecek bir söz söylemişsem kıyamet gününde o sözü onun için Sana kurbiyyet eyle; yani o sözden müteessir olduğu kadar onu sana yaklaştır.
(Buhârî, Deavât, 34)
-
Continue reading →: Rabbimiz! Sadece sanaRabbimiz! Sadece sana kulluk eder ve sadece senden yardım isteriz.
-
Continue reading →: Allah’ım! Seni zikretmekAllah’ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve sana en güzel biçimde ibadet etmek konusunda bana yardım et.
(İbn Huzeyme, Dua, No:751; Hâkim, No: 1838, I, 499)
-
Continue reading →: Geceyi gündüze katarGeceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diri, diriden de ölü çıkarırsın. Dilediğin kimseyi de hesapsız rızıklandırırsın.
-
Continue reading →: Allah’a hamd olsun.Benden bana eza veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah’a hamd olsun.
(Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağir, no: 574; Ali el-Müttakî, IX, 350/26390)
-
Continue reading →: Ya Rabb! Senin îzzet ve kudretine sığınırım kiYa Rabb! Senin îzzet ve kudretine sığınırım ki, senden başka hiç bir ilâh yoktur. Ve sen ölmezsin. Cin ve insanlar ise ölürler.
(Buhârî, Eymân, 13; Tevhîd, 7; Müslim, Zikr, 68)
-
Continue reading →: Dâimâ Allah’ı zikrederlerO akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler.
-
Continue reading →: Rabbimiz bize dünyada da iyilik verBazı insanlar da: “Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru” derler.
-
Continue reading →: En güzel biçimde ibadet etmek konusunda bana yardım et.Allah’ım! Seni zikretmek, nimetlerine şükretmek ve sana en güzel biçimde ibadet etmek konusunda bana yardım et.
(İbn Huzeyme, Dua, No:751; Hâkim, No: 1838, I, 499)






