• Said İbnu Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı dinledim şöyle buyurdular:Kim malını müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim kanını müdâfaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim dinini müdâfaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim ailesini müdâfaa sırasında öldürülürse o da şehiddir.Tirmizî, Diyât 22, (1418,1421); Ebu Dâvud, Sünnet 32, (4772); Nesâî, Tahrim 22, (7,115,116); İbnu Mâce, Hudud 21, (2580).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1127
  • Yine Hz. Aişe anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e Varaka İbnu Nevfel hakkında soruldu. Hz. Hatice (radıyallahu anhâ):- O seni tasdik etti ve sen peygamberliğini izhar etmeden önce vefat etti dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi:O bana rüyada gösterildi. Üzerinde beyaz bir elbise vardı. Şayet cehennemlik olsaydı, beyaz renkli olmayan bir elbise içerisinde olması gerekirdi. “Tirmizî, Rü’ya 10, 2289).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 951
  • İbrahim (rahimehullah) babası tarikiyle dedesinden rivayet ediyor:Hz. Ömer (radıyallahu anh), yatığı en son haccında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın zevcelerine izin verdi. Onlarla birlikte Abdurrahman İbnu Auf ve Osman İbnu Affân (radıyallahu anhümâ)’ı gönderdi.Buhâri, Cezâu’s-Sayd 26.Berkânî der ki: “(Hadisi rivayet eden) İbrahim’den maksad: İbrahim İbnu Abdirrahman İbni Avftır.”Humeydî ise: “Bu açıklama isabetli gözükmüyor. Derim ki: O, İbrahim İbnu Abdirrahman İbni Abdillah İbni Ebî Rebîa el-Mahzümî’dir.” Doğruyu Allah bilir.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1544
  • Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “(İslâm dinine göre) hâin erkek ve hâine kadının, müslüman iken hadd cezasına çarpılan kimsenin şahidliği makbul değildir. Keza kin ile husumet sahibinin kin beslediği kimse aleyhine şahidliği caiz değildir.”TEK ŞAHİD VE YEMİNLE HÜKÜM

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6685
  • Yahya İbnu Saîd’in anlattığına göre, Saîd İbnu’l Müseyyeb (rahimehullah)’ten şunu işitmiştir: “Hz. İbrahim (aleyhisselâm), misafir ağırlayan ilk kimse idi. Keza o ilk sünnet olan kimseydi, bıyığını kesenlerin ilki, saçında aklık görenlerin ilki de o idi. Ak saçları görünce: “Ya Rabbi bu nedir?” diye sormuş; Rabbi de: “Bu vakardır ey İbrahim!” demiş. O da: “Rabbim! Öyleyse vakarımı artır!” diyerek duada bulunmuştur.” Rezîn şunu ilave etmiştir. “Bu sırada Hz. İbrahim 120 yaşındaydı. Bundan sonra 80 yıl daha yaşadı.”Muvatta, Sıfatu’n-Nebi 4, (2, 922).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2126
  • İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm: “Ne sirayet, ne uğursuzluk ne de (öldürülen kimsenin başından çıkıp intikam! intikam! diye bağıran ve hâme denen) bir kuş vardır!” buyurmuşlardı. Cemaatte bulunan bedevi bir adam doğrulup:Ey Allah’ın Resûlü! Pekala, kendisinde uyuz olan bir devenin bütün deve sürüsünü uyuzlamasına ne dersiniz? diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm da:İşte bu kaderdir. Söyle bakalım! O ilk deveyi kim uyuzladı? buyurdular.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5968
  • Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm güzel tefaülden hoşlanır, uğursuz saymaktan hoşlanmazdı.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7012
  • Ebu Bekre Nufey’u’bnu’l-Hâris es-Sakafî (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: “Zaman, döne döne Allah’ın arz ve semâvâtı yarattığı gündeki düzenini tekrar buldu. Sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aydır. Haram aylar da üç tanesi peş peşe gelir: “Zül-kade, Zü’l-hicce ve Muharrem. Bir de Cumâdî ve Şâban ayları arasında yer alan Mudarlılar’ın Receb’i.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sordu:-Bu ay hangi aydır? Biz: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dedik. Bir müddet sustu. Biz ayın ismini değiştirecek zannettik. Ancak şunu söylediler:-Bu zi’l-hicce değil mi?-Evet! karşılığını verdik. Devam etti:-Peki burası neresidir? Biz:-Allah ve Resûlü daha iyi bilir cevabını verdik. Yine sustu ve biz bölgenin ismini değiştirecek vehmine kapıldık.-Burası haram bölge değil mi? dedi.-Evet dedik.-İçinde bulunduğunuz gün nedir? diye tekrar sordu, biz yine:-Allah ve Resûlü daha iyi bilir dedik. Tekrar sustu ve biz yine günün ismini değiştirecek zannına düşmüştük ki:-Kurban günü değil mi? dedi.-Evet cevabımız üzerine sözüne devam etti:-Bilin ki, kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize kesinlikle haramdır, tıpkı bu yerde, bu ayda şu gününüzün haram olması gibi. Rabbinize kavuştuğunuz zaman sizi yaptıklarınızdan hesaba çekecek. Sakın benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kâfirler olmayın. Bu söylediklerimi duyanlar, duymayanlara ulaştırsınlar. Bazan söz kendisine ulaştırılan kimse, ulaştırılan sözü, bizzat dinleyenden daha iyi beller. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sonra şunu ekledi: ” Tebliğ ettim mi, tebliğ ettim mi?” üç defa tekrarladı.-Evet cevabımız üzerine:-Ya Rabbi şâhid ol! dedi.Buhârî, Hacc 132, Edâhî 5; Tefsîr, Berâe 8, Bed’i’l-Halk 2, Fiten 8, İlm 9; Müslim, Kasâme 29, (1679); Ebu Dâvud, Hac 63, (1947).Müslim’in rivâyetinde şu ziyade var: “Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) beyazı galebe çalan alaca iki koyuna yöneldi ve onları kesti. Sonra da koyunun bir parçasını alıp aramızda taksim etti.”Rezîn, rivayetin arasına şunu ilâve eder: “Üç şey vardır, bir mü’minin kalbi onlara karşı ebediyen ihânet etmez; ameli sırf Allah için yapmak, idareyi elinde tutana karşı hayırhah olmak, Müslümanların cemaatine katılmak, çünkü onların duaları cemaate dahil olanların hepsini içine alır.” İbnu’l-Esîr: “Bu ziyâdeyi ana kitaplarda (Kütüb-i Sitte) görmedim” der.Bu ziyadenin mânası şudur: Bu üç şeyde kalbler huzura kavuşur. Kim bunlara yapışır, riayet ederse, kalbi hıyânet, hile ve şer gibi mânevî kirlerden temiz kalır.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 46
  • Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Allah, hanımına dübüründen temas eden kimseye rahmet nazarıyla bakmayacaktır.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6557
  • Buhari’nin bir diğer rivâyeti şöyle: “(Hz. Aişe) dedi ki: “Bizden biri hayız olur, sonra temizlenince, (bulaşma) kanı, elbisesinden kazır ve elbisenin geri kısmına su serper sonra da içinde namaz kılardı.”Buhari, Hayz 9; Ebu Dâvud, Tahâret 107, (269),132, (357),142, (388); Nesâi, Tahâret 179, (1,150, 151).KÖPEK VE DİĞER HAYVANLAR

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3495