• Yine Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Zeyneb Bintu’l-Cahş’ın düğününde verdiği ziyafeti, diğer zevcelerinin hiç birinin düğününde vermemiştir. Bu düğünde bir koyun kesti.”Buhari, Nikah 68, 69; Müslim, Nikah 87, (1428); Ebu Davud, Et’ime 2, (3743).Bir rivayette şöyle der: “(Zeyneb’in düğününe gelenlere doyarak sofrayı) terketmelerine kadar ekmek ve et yedirdi.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3934
  • İbnu Şihâb anlatıyor: “Saîd İbnu’l-Müseyyeb derdi ki: “Hayvanda ribâ yoktur. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) hayvan satışını üç hususta yasakladı: el-Mezâmin, el-Melâkih ve Habelu’l-habele.Mezâmin: Dişi devenin karnındaki yavru demektir.Melâkih: Erkek devenin belinde bulunan (ve dişiyi dölleyen) şey demektir.Habelu’l-habele: “Hâmile develerin hâmile kalması yani, dişi develerin karnındaki ceninin doğuracağı yavrunun satımı.Muvatta, Büyû 63, (2, 654).İmam Mâlik, bu tâbirleri, yukarıdaki gibi açıklamıştır. Ancak garib kelimeleri açıklayan lugatci vefakihler nezdinde, mezâmin ve melâkih kelimeleri aksi mânaları ifade etmektedir.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 336
  • Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Bizden biri hayızlı olur, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da onunla mübaşeret etmek dilerse, ona hayız olur olmaz izarını bağlamasını emreder, sonra mubaşeret ederdi. Sizden hanginiz, nefsine, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın nefsine hakim olduğu kadar hakim olur?”Ebu Davud’un bir rivayetinde, “fevr” (evvelinde -ki “hayz olur olmaz” diye karşıladık-) yerine “fevh” denilmiştir (ki bu da “çoğunda” ve “evvelinde” manasına gelir.)

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3797
  • Ebu Seleme İbnu Abdirrahman ve Süleyman İbnu Yesar, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bir sahabisinden naklen anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, kasâmeyi cahiliye devrindeki şekliyle takrir edip kabul etti. Hatta, Hayber yahudileri aleyhine dava ettikleri bir ölü için Ensârdan bir kısım insanlar arasında kasâmeye hükmetti.”Müslim, Kasame 8, (1670); Nesai, Kasame 2, (8, 5).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4951
  • Ebu Dâvud merhum, Abdu’l-Kays heyetinde dahil olan Zâri’den naklettiği ve uzunca bir kıssanın da bulunduğu rivayetinde şu ziyadeye yer verir: “Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm kendisine bunları söyleyince o (Eşecc):Ey Allah’ın Resûlü! Bu iki hasletle ben (şahsi gayretimle) mi ahlâklandım yoksa Allah mı cibilliyetime (yaratılışıma, tabiatıma) koydu? diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm da:Allah Teâla Hazretleri seni o iki haslet üzere yarattı! buyurdular. Bu cevap üzerine Eşecc:Allah ve Resûlünün sevdiği iki haslet üzere beni yaratan Allah’a hamd olsun! dedi.”Ebu Dâvud, Edeb 161, (5225).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5809
  • Amr İbnu Abese radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’a gelip: “Ey Allah’ın Resulü! Kim seninle birlikte (ilk defa) müslüman oldu?” diye sordum. “Bir hür, bir köle!” buyurdular. Ben: “Allah’a daha yakın (olunan) bir saat var mı?” dedim, “Evet, gecenin son yarısı (Allah’a daha yakın olunan saattir)” buyurdular.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6356
  • Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Zeytinyağını yiyin ve onu (bedeninize) sürünün. Çünkü o, mübarektir.”SÜT

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6940
  • Zeyd İbnu Talha İbnu Rükâne (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Her bir dinin kendine has bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı hayadır.”Muvatta, Hüsnü’1-Hulk 9, (2, 905); İbnu Mâce, Zühd 17, (4181, 4182).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1643
  • Hz. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: “Allah, kula namazda sağa sola iltifat etmedikçe rahmetiyle yaklaşmaya devam eder. İltifat etti mi ondan yüz çevirir. “Ebu Dâvud, Salât 165, (909) ; Nesâî, Sehv 10, (3,7).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2690
  • Ebu Mes’ud el-Bedrî (radıyallahu anh) anlatıyor: “Sadaka vermeyi emreden ayet (Tevbe, 103) nazil olduğu zaman biz (ücret mukabilinde) sırtlarımızda yük taşıyor (bu yolla bir şeyler kazanıp ondan sadaka veriyor)duk. Bir adam (Abdurrahman İbnu Avf) gelerek çok miktarda bağışta bulundu. (Münafıklar dedikodu yaparak onun hakkında, gösteriş yapıyor), mürâdi dediler. Hemen şu ayet nazil oldu:Sadaka vermekle gönülden davranan mü’minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır (Tevbe 79).Buhari, Zekât 10, İcare 13, Tefsir, Berâe 11; Müslim, Zekat 72, (1018); Nesâî, Zekat 48, (5, 59).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 648