• Ebu Abdullah el-Cüşemi anlatıyor: “Bize Cündüp radıyallahu anh anlattı ve dedi ki: “Bir bedevi geldi. Devesini önce ıhtırdı, sonra bağladı. En sonra mescide girip Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın arkasında namaz kıldı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm selam verince, bedevi bineğinin yanına gelerek bağını çözüp, üzerine bindi. Sonra da seslice şöyle duada bulundu:Allahım, bana ve Muhammed’e rahmet et. Rahmetimizde bir başkasını bize ortak kılma! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müdahale edip:Bunu mu, yoksa devesini mi, hangisini daha şaşkın görüyorsunuz? Ne söylediğini duymadınız mı? buyurdular. Oradakiler: “Evet! duyduk” dediler.”Ebu Davud, Edeb 42, (4885).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3484
  • Hasan Basrî (rahimehullah) hazretleri anlatıyor:Hasan İbnu Ali, vallahi Hz. Muâviye (radıyallâhu anhümâ)’yi dağlar gibi büyük askerî birliklerle karşıladı. Bunun üzerine Amr İbnu’1-As, Hz. Muâuiye ye:

    Ben vallahi, öyle askerî birlikler görüyorum ki, bunlar kendileri gibi (sayıca ve keyfıyetçe) akrân olan birlikleri öldürmedikçe geri dönmezler” dedi. Muâviye de Amr (radıyallâhu anh)’a -ki vallahi Hz. Muâviye bu iki adamın hayırlısıdır- şu cevabı verdi:Ey Amr, söyle bakalım! Şunlar (bizimkiler) öbürlerini, öbürleri de şunları öldürseler Müslümanların işlerini kim benim adıma yürütecek, kim kadınlarının, yetimlerinin bakımını benim adıma üzerine alacak?Sulh yapmak için, Kureyş’in Benî Abdişşems boyundan iki kişiyi yani Abdurrahman İbnu Semüre ve Abdullah İbnu Âmir’i, Hz. Hasan (radıyallâhu anh)’a gönderdi. Bunlara:Haydi, şu zâta gidin, ona (sulh yapmak istediğimizi) söyleyin. (Hilâfet arzusundan vazgeçmesini) taleb edin, (buna mukabil ne isterlerse) verin! dedi. Bunlar Hz. Hasan (radıyallâhu anh)’ın yanına gidip, huzuruna çıktılar. (Hz. Muâviye’nin tenbihine uygun olarak) konuştular. (Hilâfeti Hz. Muâviyeye bırakması halinde ne isterse vereceğini) söylediler. Hz. Hasan (radıyallâhu anh) onlara:Bizler Abdulmuttalib’in oğullarıyız. Beytu’l-maldan bir hissemiz var. Bu ümmet (ihtiyaç karşısında mal için) kanını isrâf etmeye başladı. (Beytu’1-maldan bize ayrılacak hisse nedir?) dedi. Onlar:Hz. Muâviye size şunları teklif ediyor, hilâfetten vazgeçmenizi taleb ediyor, mukabilinde ne istediğinizi soruyor dediler. Hz. Hasan (radıyallahu anh):Sizin bu vaadlerinizi bize kim tekeffül edecek? dedi. Elçiler:Sana biz tekeffül ediyor, garanti veriyoruz! dediler. Hz. Hasan her ne talebte bulundu ise hepsine:Biz tekeffül ediyoruz! diyerek teminat verdiler. Böylece Hz. Hasan, Hz. Muâviye (radıyallâhu anhümâ) ile sulh yaptı.Hasan Basrî demiştir ki:Ben Ebû Bekir (radıyallâhu anh)’i işittim şöyle demişti: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı minberde gördüm, yanında Hz.Hasan İbnu Ali vardı. Bâzan halka yöneliyor, bazan Hasan’a yöneliyor ve: “Şu oğlum, seyyiddir. Umulur ki, Allah bununla iki muazzam Müslüman orduyu sulha kavuşturacak” diyordu.”Buhârî, Sulh 9, Menâkıb 25, Fedailu’l-Ashâb 22, Fiten 20.HUL’ BÖLÜMÜ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1718
  • Abdullah İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor:Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize (bazan) sabah oluncaya kadar Beni İsrail kıssası anlatırdı. Anlatma işini farz namaz için kalkınca bırakırdı.Ebu Dâvud; İlm 11, (3663).* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5939
  • Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın saban ve diğer bir ziraat aleti görünce: “Bunun girdiği bir eve, Allah mutlaka zillet de sokar!” dediğini işittim.”Buhâri, Hars 2.

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5917
  • Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Mü’min, bir (yılanın) deliğinden iki defa sokulmaz.Buhari, Edeb 83; Müslim, Zühd 63, (2998); Ebu Dâvud, Edeb 34, (4862)

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5831
  • İbnu Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: “İslâm’ın evvelinde mut’a vardı. Kişi, hakkında bilgisi olmayan (tanımadığı) bir beldeye gelince, oradan yerli bir kadınla, orada kalacağını tahmin ettiği müddet miktarınca nikâh yapardı. Kadın, böylece onun eşyasını muhafaza eder, gerekli işlerini görürdü. Bu hal: “Onlar namuslarını korurlar. Ancak “hanımlarına” ve “câriyelerine” karşı müstesna, bunlarla olan yakınlıklarından dolayı kınanmazlar” (Mü’minûn 6) meâlindeki ayet nazil oluncaya kadar devam etti. (Bu ayet gelince mut’a haram ilân edildi.)İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ der ki: “Bu ikisi dışındaki bütün fercler (cinsi tatmin yolları) haramdır.”Tirmizi, Nikâh 28, (1122).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5611
  • Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Uyuyacağınız zaman ismidle sürme çekmenizi tavsiye ederim. Çünkü o, gözü(n görme gücünü) parlatır ve kılları (yani kirpikleri besleyip) bitirir.”KUR’AN’LA TEDAVİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7002
  • Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Uyuyacağınız zaman ismidle sürme çekmenizi tavsiye ederim. Çünkü o, gözü(n görme gücünü) parlatır ve kılları (yani kirpikleri besleyip) bitirir.”KUR’AN’LA TEDAVİ

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7002
  • Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a hastalığı sırasında ağzından ilaç içirdik. Bize içirmememizi işaret etti. Ancak biz (itirazını) hastalarda ilaca karşı görülen nefret (diye) değerlendirmiş (ve içirmiştik). Kendine gelince: “Bana ilaç vermeyin demedim mi?” diye bizi payladı. Biz, davranışınızın sebebini: “(Herhalde) hastaların ilaca gösterdikleri nefret olarak değerlendirdik” diye açıkladık. (Resûlullah, buna rağmen öfke izhar edip, herkesi cezalandırmak üzere): “İlaçtan içmedik kimse kalmayacak!” emretti ve: “Abbas hariç hepinizi göreceğim, zira o (bana zorla ilaç içirirken) yanınızda değildi” buyurdu.”Buhari, Tıbb 21, Megazi 83; Müslim, Selam 83, (2213).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 3953
  • Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:Savaş sırasında kim bir düşmanı öldürür ve bunu isbatlarsa, maktülün seleb’i kendisinin olur.Buharî, Hums 18, Büyü 37, Meğâzî 54, Ahkâm 21; Müslim Cihâd 46, (1571); Muvatta, Cihâd 18, (2, 454); Tirmizî, Siyer 13, (1562); Ebu Dâvud, Cihâd 147, (2717).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1092