
Mikdâm İbnu Ma’dikerb (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şu sözünü nakletti: “Yiyeceklerinizi kîle ile ölçün, sizin için mübarek kılınsın.”Buhârî, Büyû 52.

Mikdâm İbnu Ma’dikerb (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şu sözünü nakletti: “Yiyeceklerinizi kîle ile ölçün, sizin için mübarek kılınsın.”Buhârî, Büyû 52.

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.”Buhari, Savm 29; Tirmizi, Savm 27, (723); Ebu Davud, Savm 38, (2396).KEFARET

Hz. Ebü Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Kimin saçı varsa, ona ikram etsin!” buyurdu.”Ebü Dâvud, Tereccül 3, (4163).

Ebu Remse radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’in üzerinde iki yeşil giysi gördüm.”Ebu Dâvud, Libâs 19, (4065); Tirmizi, Edeb 48, (2813); Nesâî, Zînet 97, (8, 204), Iydeyn 16, (3,185).SİYAH

Hz. Aişe radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, ben adetli iken, bana: “Saçını(n örgülerini) çöz ve yıkan” dedi.”Hz. Ali, kendi rivayetinde: “Başını çöz” demiştir.”HAYIZLI MESCİDE GİREMEZ

Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:Allah’ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?”
Evet ey Allah’ın Resülü, söyleyin!” dediler. Bunun üzerine saydı:Zahmetine rağmen abdesti tam alımak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır.Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1,161); Tirmizi, Tahâret 39, (52); Nesâi, Tahâret 106.

Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalatu vesselâm)’a bir katır hediye edilmişti, ona bindi. Ben kendisine:Eşekleri atlara aşırtsak da bunun gibi katırlar elde etsek olmaz mı? dedim. Şöyle cevap verdi:Bunu (şeriatın bu meseledeki hükmünü) bilmeyenler yapar.Ebü Dâvud, Cihâd 59, (2565); Nesâî, Hayl 10, (6, 224).SUAL

İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Ömer İbnu’l-Hattab radıyallahu anh, ashabtan bir grup içerisinde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte İbnu Sayyâd’a doğru gittiler, Onu, Beni Megâle şatosunun yanında çocuklarla oynar buldular. O sıralarda bülûğa yaklaşmış durumdaydı. İbnu Sayyâd, Aleyhissalâtu vesselam, eliyle sırtına vuruncaya kadar (onların geldiğini) hissetmedi. Aleyhissalatu vesselam, omuzuna vurup:Benim Allah’ın Resûlü olduğuma şehâdet ediyor musun? diye sordu. İbnu Sayyad ona bakıp:Şehadet ederim ki, sen ümmilerin peygamberisin! dedi. İbnu Sayyad da Resulullah’a:Sen, benim Allah’ın Resulü olduğuma şehadet eder misin? dedi. Aleyhissalatu vesselam onu reddetti ve:Ben Allah’a ve O’nun resullerine iman ettim! buyurdu ve sonra sordu:Pekiyi, ne görüyorsun?Bana bir doğru sözlü (sadık), bir de yalancı (kâzib) gelmektedir diye cevap verdi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam:Sana bu iş karıştırıldı! (Sıdkı kizb; kizbi sıdk ile karıştırıyorsun) buyurdular. Sonra da Aleyhissalatu vesselam ona:Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!) dedi. İbnu Sayyad:
O dumandır!” diye cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam:Sus, sen kendi kadrini hiçbir vakit aşamayacaksın! buyurdular. bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh:Ey Allah’ın Resulü! Bana müsaade buyurun şunun boynunu vurayım! dedi. Aleyhissalatu vesselam da:Eğer (Deccal) bu ise, sen ona musallat edilecek değilsin, eğer bu Deccal değilse onu öldürmekte sana bir hayır yok! buyurdular.”Buhari, Cenaiz 80, Şehadat 3, Cihad 178, Edeb 97; Müslim, Fiten 85, 95, (2924, 2930); Ebu Davud, Melahim 16, (4329); Tirmizi, Fiten 63, (2250), 56, (2236).Tirmizi, “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım (bil bakalım!)” sözünden sonra şu ibareyi ilave etti: “Onun için (içinde) “O halde semanın apaşikâr bir duman getireceği günü gözetle (Habibim)” (Duhan 10) ayetini gizlemişti.”* * *HADİSLER (KÜTÜB-İ SİTTE)* * *

Semüre İbnu Cündeb radıyallahu anh anlatıyor: “Ensâr’dan bir zâtın bahçesinde benim bodur bir hurma ağacım vardı. O zât ailesiyle beraberdi. Semüre, kendi ağacına gitmek üzere bahçeye girerdi. Bu girişten bahçe sâhibi rahatsız oluyordu. Kendisine o ağacı (bir başka yerdeki ağaçla) değiştirmeyi taleb etti. Ama Semüre kabul etmedi. Bunun üzerine Ensari radıyallahu anh Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip durumu anlattı. Resülullah Semüre’ye o ağacı satmasını taleb etti; fakat o kabül etmedi. Bu sefer (bir başka yerdeki ağaçla) değiştirmeyi teklif etti, o bunu da kabul etmedi. Resülullah: “Ağacı ona bağışla!” dedi ve buna rağbet etmesi için “şöyle şöyle ecir var!” buyurdu. Semüre yine, kabul etmedi. Bunun üzerine Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:Sen muzır birisin! dedi. Sonra Ensari zâta dönüp:Git, onun hurmasını sök! buyurdu.”Ebu Dâvud, Akdiye 31, (3636).

Ebu Saîdi’l-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: Benî Seleme Medine’nin uzakça bir kenarında meskün idi. Mescid-i Nebevi’nin yakınlarına taşınmak istediler. Bunun üzerine şu meâldeki âyet indi:Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan biziz. Herşeyi apaçık bir kitapta saymışızdır (Yâ-Sîn, 11). Resûlullah (aleyhissàlâtu vesselâm): “Ayak izleriniz (sevap olarak) yazılıyor” dedi.Yerlerinde kaldılar.”Tirmizî, Tefsir, Yâ-Sîn, (3224).