• Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “(Ey Muhammed!) De ki: Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeye kâdir olan O’dur…” ayeti indiği esnâda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “…üstünüzden” ibaresinden sonra: “Ya Rabbi sana sığınırım” dedi. Ne zaman ayetin devamı olan: “…Sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya kâdir olan O’dur” kısmı nâzil olunca: “Bu iki azab daha hafif, (telafisi) daha kolay” buyurdu.”Buhâri, Tefsir, En’am 2; İ’tisam 11, Tevhid 16; Tirmizi, Tefsir, En’am (3067).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 600
  • Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yedi şeyden önce amelde acele edin:- Unutturucu fakirliği mi bekliyorsunuz?- Tuğyan ettirip azdırıcı zenginliği mi bekliyorsunuz?- İfsad edici hastalığı mı bekliyorsunuz?- Aklınızı götürecek ihtiyarlığı mı bekliyorsunuz?- Ani ölüm mü bekliyorsunuz?- Deccali mi bekliyorsunuz. Bu beklenen gaib bir şerdir.- Yoksa Kıyameti mi bekliyorsunuz? Kıyamet ise hepsinden kötü, hepsinden daha acıdır.”Tirmizi, Zühd 4, (2308); Nesâî, Cenâiz 123, (4, 4).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 5336
  • Ukbe İbnu Âmir el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim hiçbir şirk koşmadan ve haram bir kana da bulaşmadan Allah’a kavuşursa (önünde sonunda) cennete girecektir.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 6770
  • Ebu Said (radıyallahu anh)’in bu rivâyeti bir başk vecihte şöyledir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Benî Lihyân’a bir müfreze gönderdi. (Bunu tertiplerken) şöyle demişti: “Her iki kişiden biri (orduya katılmak üzere) çıksın!”Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), sonra oturanlara: “Sizden kim, gidenin ailesine ve malına iyi şekilde nezâret eder, hâmi olursa, ona gidenin sevabının yarısı eksiksiz verilir” buyurdu.Ebu Dâvud, Cihâd 21, (2510).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 1031
  • Müslim’in bir rivayetinde: “Allah Teâla’nın şu ayeti indiği zaman (mealen): “Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin!…” (Hucurât 2), Sabit radıyallahu anh evinde oturup ağlamaya başladı. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu aradı…” şeklindedir.”Müslim, İman 187, (119).ADİYY İBNU HATİM RADIYALLAHU ANH

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4436
  • Müslim’in bir rivayetinde: “Allah Teâla’nın şu ayeti indiği zaman (mealen): “Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamber’in sesinden fazla yükseltmeyin!…” (Hucurât 2), Sabit radıyallahu anh evinde oturup ağlamaya başladı. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu aradı…” şeklindedir.”Müslim, İman 187, (119).ADİYY İBNU HATİM RADIYALLAHU ANH

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 4436
  • Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana: “Sana cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?” buyurdular.Evet! Ey Allah ‘ın Resülü! dedim.Lâ havle velâ kuvvete illa billah (Gerek ibadet için gerek dünyevî işlerim için muhtaç olduğum) bütün güç kuvvet Allah’tandır de!” buyurdular.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 7107
  • Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bizden birinin bir oğlu oldu. İsmini Kasım koydu. Kendisine: “Sana Ebu’l-Kasım künyesini vermeyiz. Bu künye ile seni şereflendirip memnun etmeyiz” dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e gelerek durumu arzetti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine: “Oğlunun adı Abdurrahmândır” dedi.Buhârî, Edeb 105, 106, 109, Menâkıb 20; Müslim, Adâb 2, (2133); Ebu Dâvud, Edeb 74, (4965); Tirmizî, Edeb 68, (2845).Bir rivayette şu ziyade var: “İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi künye yapmayın. Zira ben Kasım (taksim edici) kılındım. Aranızda taksim ederim.”Ebu Dâvud’un bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin.”

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 135
  • Abdullah İbnu-z Zübeyr (radıyallahu anhümâ) babasından naklediyor: “Sonra (ey insanlar), hiç şüphesiz, hepiniz Rabbinizin huzurunda muhakemeye duruşacaksınız” (Zümer 31 ) âyeti nâzil olduğu zaman:- Ey Allah’ın Resülü, dedim, dünyada iken mahkeme huzurundaki duruşmamız kâfi gelmeyecek, aynı duruşmayı âhirette bir kere daha mı yapacağız?- Evet! dedi. Ben (Zübeyr):- Öyleyse, dedim, işimiz çok fena!Tirmizî, Tefsir, Zümer, (3234).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 766
  • İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’la birlikte, akşam namazından sonra hâne-i saadetlerinde iki rek’at (nafileyi) kıldım.”Tirmizî, Salât 320, (432).

    Continue reading →: Kütüb-i Sitte Hadis 2945